|
Günaydın Sevgili Dostlarım.
Hiç farkında olmadan bir sene geçmiş Kalbime üç STENT takılmasından. İyi ve kötü heyecanlı ve mutlu günlerle geçen bir sene . En tehlikeli olan ilk üç ay sonra daha az tehlikeli ikinci üç ay ve son olarak kalan bir imtihan son 6 ay. Hepsi geçti . Çok sevip saydığım dostum Prof. Dr. Cüneyt Türkoğlu hocama elimde kan tahlillerim gittim. Hal hatır sorduktan sonra . Kan Tahlillerine baktı “ yahu bu nasıl şey hepsi normal hudutları içinde fevkalade güzel dedi. “ Sonrada rutin kontrollere başladı Kalp dinleme, EEG , Tansiyon , Ekokardiyografi , efor testi ve daha bir sürü şey. Bir makineden öbürüne az çok yarım saatten biraz fazla sürdü.
Bizim Hocanın bir huyu vardır ( 24 senedir tanıştığımızı düşünürseniz artık iyi tanıyorum kendisini) Muayene esnasında hastayla hiç konuşmaz sadece dön ,yat. Kalk gibi komutlar verir ve birde yanındaki asistanına gerekenleri söyler . yüz ifadesi hiç bir şey belli etmeden.
Neyse……………..
Muayeneler bittikten sonra elimde test sonuçları tekrar odasına döndük . Ve o zaman bana gülerek “ Beni çok şaşırttın bu kadar kısa zamanda çok büyük iyileşmeler oldu. Bünyen stent’leri bu kere gayet iyi kabullenmiş . Verdiğim ilaçları ve yapman gereken perhizi de bu bir sene müddetle yaptığın şekilde devam edersen bu stent‘lerle uzunca bir müddet problemsiz bir hayat sürebilirsin. Eğer ilerde bir problem olursa o zaman bu stent ‘lerin içine birer tane daha koyarız böylelikle hayatında kalbinle büyük bir problem olmadan yaşama imkanın olur. Bu sadece ve sadece senin elinde eğer aynı disiplinle devam edersen bu hayat yarışını kazanıp mutlu olursun. “ dedi 6 Ocak 2011 de tekrar buluşmak üzere teşekkür edip ayrıldım.
Evet dostlar gördüğüm kadar bundan sonrası Kalbimle olan problemlerde ( anlaşalım kalbimle maddi problemlerinde , Manevi problemleri daha sonra gözden geçireceğiz sizinle ) benim tutumum Hayatımda ki safhaları belirleyecek.
Eh bizde elimizden geleni yapar ve bu vefakar kalbimizi üzmemeye çalışırız.
S60s07Audio1 Ahkalbimvahkalbim(sıra1) Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
Sayıların insan hayatındaki önemi çok büyüktür. Sayılar olmadan bir dünya düzeni düşünebiliyor musunuz ? Ortaya çıkacak kargaşayı. Değerleri nasıl tasnif edip derecelendireceğimizi ve daha bir çok şeyi. İnsanoğlu yazıdan önce basit olarak sayıları ve saymayı keşfetmiş.
Şimdi bir bakalım 10 a kadar sayı sıralamasında her sayını siz tarafınızdan verilen değer Ölçütü 1 2 3 bunlar çok küçük bir miktarı gösteriyor. 4 5 ilk üç den bir derece daha fazlasını 6 artık büyük ölçünün ikinci basamağını 7 büyükler arasında ikinci basamağı 8 9 ve 10 onlar büyüklüğü temsil eden rakamlar olarak değerlendirilir
Bende doktora gitmeden ve döndükten sonra içimde ki bir soruya cevap arayışı başladı .
Bende artık 7 ile başlayan yaşı olanlar gurubundayım hatta birde arkasında sıfır olunca bu bayağı büyük bir rakam oluyor. Kaç sene yaşadın veya kaç yaşındasın diye sorulduğunda sen 70 küsur diye cevap verdiğinde o soranın yaşına göre çok değişik bir değer taşıyor. Soran 20 yaş ve küçükse sen onun için erişilmesi çok güç bir dağ gibisin. 70 sene yaşamış benden 55 veya 50 sene daha büyük. İnsan bu kadar zamanda neler yapar neler Eğer 20 – 40 yaşlarındaysa soruyu soran yaa hiç de göstermiyorsunuz der fakat içinden epey yaşlıymış aramızda 40 – 30 sene fark var . Ama fena değil genç gösteriyor. Acaba ben nasıl olacağım o yaşta . Soran 50 yaş ve üstündeyse o zaman hemen kendisiyle bir mukayese yapıp ona göre bir netice çıkarır. Yani demek istediğim yaş meselesi GÖRECELİ bir değerdir . Soranın kendi yaş ve sıhhat durumuna göre değişen bir şeydir.
Ama şu da gayet açıktır ki ( her ne kadar şimdi ihtiyarların çıkardığı bir modaya göre 60 – 70 hatta 80 veya 85 e kadar insanı yaşlı değil de OLGUN veya ikinci baharını yaşıyor diye sayıyorlar ) ama aslında 70 yaşında ki normal sıhhatteki bir insan artık yaşlanmış bir insandır gerek tıp bakımından gerekse fizyolojik olarak. S60s07Audio2İkincibahar(Sıra2) Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
İşte bende 7 le başlayan iki basamaklı yaşlar grubuna dahil olduğumdan ( her ne kadar Hocanın da söylediği gibi ve benim de kendi yaşamımdan farkında olduğum gibi ) Ama her ne kadar her gün sabahları 06.00 – 6.30 arası kalksam ve 5 km yürüsem de ( kış yaz ) ayrıca vücudumdaki bütün uzuvlarım tam olarak faaliyet gösterebilecek durumda olsa da ve gerek fizik gerekse psikolojik olarak kendimi 45 li yaşlarda his etsem de bazı hayatımızı ve ondan sonradaki dönemimizi çok ilgilendiren hususlarda bir karara varmak zamanının geldiğine inanıyorum. Bunları bir kaç parçaya bölerek yavaş yavaş ve teferruatlı bir araştırma yaparak her türlü fikrin üzerinde durarak bir neticeye bağlamak gerekmektedir.
Evet ilk önce problemi bütün açıklığıyla ortaya koyalım.
Mesele ÖLÜME HAZIRLANMAK
Biliyorum bu pek insanın her an duyabileceği bir mevzuu değil. Ama ben bir problemi yok sayarak veya devamlı erteleyerek bir neticeye varılamayacağına inananlardanım.
Şimdi bu meseleyi de bir kaç iç bölüme ayırmak gerekir .
ÖLÜM : Ölüm insanlar için bir çok değişik şey ifade etmektedir. Tanrıya inanalar için hangi Dinden olursa olsun( Musevi - Hıristiyan ve İslam ) İnandıkları Tanrı aynı olduğuna göre ölümden sonra gidilecek olan ve hayatın değişik bir form altında devam eden ( ama devamlı ama belli bir müddet ) bir ÖTEKİ ALEM varlığıdır Tanrıya İnanmayanlar için : Tanrıya inanmayan ( Ateist) olanlar ve Materyalist olanlar ise Ölümün her şeyin bittiği an olduğu onun ne bir geri dönüşü nede bir devamı bulunduğu tabir caizse ölüm anı ( elektrik düğmesinin söndürüldüğü ) ve insanın ondan sonra bir varlığı ve ruhu olmadığına göre HER ŞEYİN BİTTİĞİ ANDIR Bunun yanında insanlar daha değişik yüzlerce inançlara da inanmakta. Kısaca ele alırsak : Budizm – Hinduizm- Sikhizm – Paganizm – Şamanizm ve bir çok daha.
Evet bunları ortaya koyduktan sonra samimi olarak sizin hangisine ait olduğunuza karar vermeniz gerekir. Zira en mühim karar budur. Bu vereceğiniz karar fiziksel olarak tam bir netice vermese de Hiç olmazsa o verdiğiniz karar doğrultusunda ÖLMÜNÜZÜ ,ÖLÜM ANINIZI – O ANDA UYGULANACAK ADET ÖRF VE RİTÜELLERİN HAZIRLANMASINI VE AYNI ZAMANDA SİZİN DE GEREK MANEVİ OLARAK GEREKSE MADDETEN BU YOLCULUĞA HAZIRLANMANIZ SÜRECİNİ BAŞLATMANIZ GEREKİR.
Şimdi burada en zor olan Tanrı’ya inanmak veya Ateist olmak arasındadır.
Bugün dünya nüfusu tahmini 7 milyara yaklaşmakta bunlardan 4 milyar civarı yapılan anketlerde Tek Tanrılı dine inandıklarını beyan etmişlerdir. Buna karşılık ise de Ateist – Agnostik ‘ler 1.1 milyar Dinlerin
inanan sayılarına göre sıralanışı aşağıdaki listede yer alıyor. 1.Hristiyanlık
– 2.1 milyar Yukarıda 2009 senesine göre sıralama gösterilmektedir.
Görüldüğü gibi Tek Tanrıya İnananlar
Hıristiyan 2.1 milyar İslam 1.3 milyar Sihizm 23 milyon ( İslam dininin bir kolu ) Musevilik 14 milyon Mormonizm 12 milyon Yehova Şehitleri 6.7 milyon
Yekün : 3.456 milyar Yani dünya nüfusunu tahmini % 50 si
Tek Tanrı’ya inanmayanlar yani hiç Tanrıya ve dine inanmayanlar 1.1 milyar
Buna karşın muhtelif inançlara tapanlarda tahminen 3.057
Buda dünyada ki nüfusun az çok diğer % 50 si demektir.
Onun için ilk önce insanın kendisini derin derin inceleyerek Halen inandığını düşündüğü inanca hakikaten inceleyip doğru olduğuna inandığından mı bağlıdır yoksa kendisi dışındaki muhtelif faktörler yüzünde mi ? onun kararını vermelidir.
Bu Faktörlerin en mühimi doğduğu anda ki aile , muhit, memleket ortamıdır
En geneli aile ortamıdır ondan sonrada yaşadığı memleket ortamı gelmekte daha da sonra muhit ortamı. Misal olarak halen ülkemizde inançlı bir Müslüman ailenin çocuklarının küçükten yetiştirilişten olarak İslam Dini esaslarına uygun sürdüğü bir hayat neticesinde kendisi de Müslüman olmaktadır. Bu genelde İslam ülkelerinde yetişenler içinde veya İslami bir muhitte yetişenler içinde geçerlidir. Tabii bu misalleri Hıristiyan ve Musevi dini içinde aynı şeklide kabul etmemiz gerekir.
Bu gibi yerlerde yaşayanlardan büyüdükten sonra araştırma yapıp din değiştiren çok az insan vardır. Ayrıca mensup olduğu dininde bazı eksik veya kusurlar gören şahsın bunun neticesinde dinini değiştirmesi de gerekmemektedir . Ancak onlarda daha gevşek bağlarla bağlı olurlar. Yani dinin emrettiği bütün vecibeleri yerine getirmezler ancak en gerekli olanlarını tatbik ederler diğerlerini muhtelif bahanelerle geçiştirirler .
Yani bütün dinler için geçerli birkaç türlü inanış şekli vardır.
1- Şeriatçı denilen yani dinin bütün emirlerini harfiyen yerine getirenler ( her üç din için geçerli) 2- Dinin emrettiği en gerekli şartları yerine getirenler ( diğerlerini muhtelif şartlar ileri sürerek geçiştirenler ) Her üç Din için geçerli 3- Gönülden bağlı olanlar Tanrıya inanalar ama modern hayata uymadığı için bazı şartları yerine getirmeyenler . Her üç içinde geçerli 4- Dini sadece inandıklarını beyan edenler uzaktan takip ediyor gözükenler . Her üç Din için geçerli 5- Bunu haricinde birde bu dizilimde ayrı mütalaa etmek gereken Dini Militanlar dediğimiz ve Din için her türlü fedakarlığı yapacak olan hatta kendilerin öldürebilecek olanlar .
İşte ikinci olarak eğer kendinizi incelediğinizde dine inanan bir insan olarak kabul ederseniz o zamanda yukarıda ki listede hangi dereceye girdiğiniz belirlemeniz gerekir.
Ancak bütün bu hususlarda Samimi ve hiçbir baskıya tabi olmadan bir karar verirseniz . o zamanda diğer şartları araştırıp onları da bir neticeye bağladıktan sonra , artık ömrünüzün son devresi olan Seçtiğiniz inancınıza göre çıkacağınız son yolculuğunuzda ki kademelere hazırlanmalısınız .
Bunlarda : Eğer dine inanıyorsanız öteki aleme çıkacağınız yolculuk için inandığınız dinin size emir ettiği şart ve örfleri ve istekleri yerine getirmek .
Eğer Tanrıya ve Dine inanmıyorsanız ama yinede öldükten sonra her şeyin yok olacağına ancak bu dünyada sizi hatırlatan bir hatıra kalmasını istiyorsanız. O zaman öldüğünüz zaman gömüleceğiniz bir mezar inşasını gerçekleştirmeyi tasarlayın .
Ama Ben öldükten sonra hiçbir şey önemli değil derseniz de o zaman her şeye boş verip
“ Nasıl olsa birileri beni gömecek bir delik bulurlar “ deyip keyifli olarak son zamanlarınızı geçirmeğe Bakınız
Sevgili okurlarım bu pek keyifli olmayan ama yinede faydalı olduğunu tahmin ettiğim yazımın devamını bir daha ki sayımızda okuyabilirsiniz Bu arada size de tavsiyem :
1- Çok samimi olarak kendi kendinizi inceleyip yukarıda ki listede ki yerinizi dürüstçe belirleyin ( Bu arada bazı insanlar kendilerini sağlama aldıklarını zan ederek (etrafı belki Ama Tanrıyı pek sanmıyorum ) Tanrıya inanıyormuş gibi görünüp aslında yaşantılarını inanmayanlarınkine benzer yaşayarak hem keyifli bir hayat yaşamak hem de Tanrı varsa onun da gönlünü yapıyor görünüp iki tarafı da garantiye almak istiyorlar. Bunun ne kadar onların bekledikleri neticeyi vereceği merak ediyorum ?
2- Bu kararı verdikten sonra aldığınız karara göre ne yapılması gerektiğini gelecek sayıda tartışacağız. 3- Size yardımcı olacak geçen ayın sayısı sayı 59 yine benim bu sayfamda Sayfa 7 de Carl Sagan’ın çok güzel bir yazısını dikkatle okuyarak bir fikir edinebilirsiniz. Unutmayın eski sayılarda sayı 59 tıklayın ve Palettim ve Renkler sayfasındaki bu yazıyı okuyun: TANRI’NIN KAPISINI ÇALAN BİLİM(Carl SAGAN)
Gelecek sayıda yazımızın devamını beraberce değerlendiririz
Biliyorsunuz bu sayfa benim dostlarımla baş başa her mevzuda dertleştiğim yerimiz. Onun için SENDE diğer dostlarım gibi bana yaz fikrini bildir, derdin varsa anlat. Onlara beraberce ( Çare bulalım demek büyük laf ama ….) bir masal yazalım. O bile bir nebze üzüntüyü azaltır insanı teselli eder.
Sevgili Dostum bana her ay mail , telefon veya mektupla iletişim kuran sizlere teşekkür ederim , sizlerle beraber karşılıklı sohbet etmek ve dertleşmek fikir teatisinde bulunmak , benim için çok büyük mutluluk . Onun için SENDE onlar gibi yaz , çekinme , Burası DOST sayfası . burhansa@evreninsirlari.net ADRESİNE MAİL GÖNDER veya aşağıdaki telefona mesaj gönder telefon et . 0538 368 27 93
Önümüzdeki ay tekrar buluşmak ümidiyle Sevgiler burhan Evrenin Sırları ©® Sayı 60 Palettim ve Ben: Sayfa 07 / 217 – 217 – 217 /
|
|
|


