|
Sevgili
Okurlarım , yazımızın ikinci bölümünde sizlere muhtelif ilim
adamlarının Dünyamızı bekleyen felaketler
Hakkında
yazdıkları ve ileri sürdükleri teoriler hakkında bilgi vermeğe devam
vereceğiz.

Video1Extinctiondemassedehommepart1(sıra1)
Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
Video2Extinctiondemassedehommepart2(sıra2)
Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
Video3Nasatheendofearth21dec.2012(sıra3)
Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
a- Kozmik çarpışma
b- Kara Delikler
c- Kozmik Işınlarda
artış
d- Kozmik virüs
Kozmik Çarpışma : “ Kuyruklu yıldız
Dünyamıza Çarpacak” Gördüğünde insanın yüreğini ağzına getiren zaman
zaman gazetelerin attığı manşet her ne kadar biraz sansasyon yaratmak
amacını taşımış ve hiçbir zaman gerçekleşmemişse de bu acaba hiçbir
zaman gerçekleşmez
Anlamını taşır mı? Elbette hayır ; bilimsel veriler
kozmik çarpışma tehlikesinin büyüklüğüne git gide daha fazla dikkat
çekmektedir.
Dünya’nın büyük küçük her türlü kozmik cisimle
çarpışması kozmik çarpışma konusuna girerse de burada özelikle ,
Dünya’ya iri bir göktaşının ya da bir kuyruklu yıldızın çarpması
konusunu ele alacağız
Denilebilinir ki Dünya, da felakete neden olacak bir
kozmik çarpışma olasılığı çok düşüktür.
Doğrudur. Bir insanın ömrü boyunca Dünyanın
karşılaşacağı bir gök cismi felaketi sonucunda ölme olasılığı , bili adamlarına
göre aynı kişinin bir Ameliyat sırasında anesteziden ölmesi ya da altı
aylık bir sürede trafik kazası sonucu ölmesi olasılığıyla aynıdır. Fakat
bu olasılık on binde bir bile olsa vardır ve üstelik büyük bir kozmik
cismin Dünya’ya çarpması ameliyat masasındaki kişinin ya da trafik
kazasında ki birkaç kişinin ölümü ile sınırlı bir olay olmayacaktır.
Olayın şiddetine göre bir veya bir çok kentin tüm halkı yol olabilecek ,
hatta tün uygarlığımız ortadan silinebilecektir.
Yer kürenin geçmişi tehlikenin büyüklüğünü anlamaya
yardımcı olmaktadır . Bilim adamlarına göre dinozorlar türünü ve diğer
türlerin dörtte üçünü yok eden şey , geçmişte Dünyaya düşen büyük bir gök
taşıydı. .Uzak geçmişten değil de yakın geçmişten bir örnek vermek
gerekirse bilim adamlarının çoğuna göre 1908 de Sibirya’da Tunguska
Bölgesinde patlamaya yol açan şey , yine bir gök taşıydı. Gücü Hiroşima
‘ya atılan atom Bombasının 600 katından fazla olduğu tahmin edilen bir
patlamaya yol açan bu göktaşının çapı sadece 50 m kadardı. Oysa Dünya yüzeyinde hepside göktaşı krateri olmamakla beraber çapları kilometre ile
ifade edilen 130 dan fazla krater saptanmış bulunmaktadır.
Peki Çapı yalnızca 2 km olan göktaşı ya da kuyrukluyıldız Dünyaya şimdi çarpsa ne olur? Yapılan hesaplamalara göre
saniyeden daha kısa bir sürede dünya nüfusunun dörtte biri 1.5 milyar
insan ) yok olur. Patlamanın yol açacağı zarar , Hiroşima da kinin on
milyar katını aşar. Bu kadarla kalmaz meydana gelen kıta büyüklüğünde ki
yangından yayılan binlerce ton ağırlığında ki toz atmosfere yayılarak
Dünyayı karanlığı gömer . Sıcaklık düşmeye başlar atmosferdeki azotun
yanması sonucu oluşan azotik asit toprak göl ve nehirleri asitleştirir.
Birkaç ay içinde karanlık dağılır , fakat stratosfere yayılan buhar ve
karbon gazı “ sera etkisi “ yaratır.
İşte bu tehlike karşısında 1993 ‘te NASA da yapılan
toplantıda Dünyanın yakınında dolaşan göktaşlarının alto özel
teleskopla devamlı izlenmesi kararlaştırılmıştır. . NASA toplantısında
Açıklanan tahminlere göre , çapları 800 metre den büyük olan ve yörüngeleri Dünya ile kesişen 4000 kadar asteroit vardır. Ve
bunardan 150 tanesinden biriyle çarpışma durumunda Dünya’da tam anlamıyla
kıyamet kopacaktır. Tehlikeli asteroitlerden bazıları zaman zaman
Dünyaya Ay’dan bile fazla yaklaşmaktadır.. Her yıl gökyüzünde yeni ve
Dünya için tehlikeli
30 – 40 asteroit keşfedilmektedir . Asteroitlerin
çoğu Mars ve Jüpiterin yörüngeleri arasında sıkışık vaziyettedir. Bu
yüzden Jüpiterin yörüngeleri arasında bir kozmik bilardo oyununun topları
gibi birbirleriyle çarpışıp yörünge değiştirebilmekte ve böylece zaman
zaman bazıları Dünyamızın üzerine doğru gelebilmektedir.
Nitekim insanlık 23 Mart 1989 da böyle bir tehlike
atlatmıştır. Bu tarihe kadar çapı 804 m olan bir asteroit Dünya’yı sıyırıp geçmiştir. Eğer bu iri kaya aynı yörüngeden 6 saat önce geçmiş olsaydı ,
uygarlığımız beklide tarih sahnesinden silinmiş olacaktı. Büyük bit gök
taşının bir kıtaya zarar vermesi için ille karaya çarpması gerekmez .
Çapı birkaç yüz metre olan bir gök taşının Atlas Okyanusuna düşmesi
durumunda Los Alamos laboratuarının hesaplarına göre Kuzey Amerika ve
Avrupa kıyıları yüksekliği 200 m yi bulan deniz dalgalarının altında
kalacaktır. Los Alamos Ulusal Laboratuarı’ndan Jack Hills’e göre
efsanevi Atlantis ülkesinin ortadan kalkmasına yol açan oaylar böyle bir
çarpışmayla başlamış olmalıdır. Göktaşların hepsi büyük değildir, Ancak
Tunguska’ya düşen 50 m çaplı bir gök taşının depreme elverişli bir fay
hattına düşmesi durumunda uzmanlar 7,5 Richter ölçeğinde şiddetli bir
deprem meydana getireceğini söylüyorlar. İri bir gök taşı yer kabuğunu
delerek volkanik faaliyetlere sebep olabileceği iddia edilmektedir.
Kanada Jeolojik Araştırma Merkezi ‘nden Richard
Grieve her yıl yeryüzünde 5 – 6 ufak krater oluştuğunu saptamıştır.
Çok ufak kozmik cisimler olan “ uzay tozları “na ya
da kozmik toz zerreciklerine de değinmek gerekir . Uzaydan kopup gelen
kaya parçaları bir yana her gün gezegenimize tonlarca “ uzay tozu”
yağmaktadır. Oxford Üniversitesinden Bill Napier’e göre yeryüzüne düşen
bu tozlar belli bir miktarı aştığı takdirde yeryüzünün ısısını 3-5 derce
düşürecek , bu da buzul çağının başlamasına sebep olacaktır.
Dünya insanlığını tehdit eden tehlikelerden biri bir
kuyruklu yıldızın dünyaya çarpmasıdır.
Kuyruklu yıldızın çekirdek ya da baş kısmının taştan
,buzdan ,kattı maddelerden çevresinin ya da kuyruğunun ise gaz ve kirli
tozdan yada donmuş çamurdan oluştuğu sanılmaktadır.
Ayrıca Güneş etrafında gezegenlerinkinden daha basık
yörüngelerde dolaşırlar . Kuyruklu yıldızların yörüngeleri öteki
kuyruklu yıldızlarla hatta dev gezegenlerle veya astreoit’lerle
çarpışmaları neticesi değişmektedir. Kuyruklu yıldızlar diğer gök
cisimleri gibi düzenli hareket etmediklerinde sık sık yörünge
değiştirirler. 7 Kasım 1992 de Swift – Tuttle kuyruklu yıldızı bereket
versin böyle bir sapma yapmadan dünyayı sıyırıp geçmiştir.
Sıyırıp geçmese ne olurdu ? Arizona Üniversitesinden
Henry Melosh neler olup biteceğini şöyle anlatıyor : büyüklüğü irice bir
dağ kitlesi kadar olan Swift Tuttle kuyruklu yıldızı yer yüzüne yüz
milyon megaton TNT gücündeki bir nükleer füzenin enerjisiyle çarpacaktı .
Kuyruklu yıldız bir kurşunun yüz katı ivmeyle atmosfere girecek saatte 32 000 km hızla yeryüzüne düşecek ve böylece önce 240 km çaplı yerdeki her şeyi yok edecekti. Yükselen
toz bulutunun yanı sıra çarpmasıyla oluşan nitrik asit yakıcı bir yağmur
gibi yeryüzüne inerek tabloyu tamamlayacaktı.
Henry Melosh ‘a göre böyle bir tehlike geçmiş
değildir Kuyruklu yıldızın 2126 yılındaki çarpma olasılığı şimdikinden çok
daha yüksektir.
Güneş sisteminin kuyruklu yıldızlar kabuğunda (
opluton dışında yer alan Oort bulutunda ) milyarca küçük yıldız vardır. Her
yüzyıl Dünyanın çevresinden en az 200 kuyruklu yıldız geçmektedir.
Özelikle baş kısmı kilometreceler olan bazı kuyruklu yıldızlar dünya için
ciddi bir tehlike oluşturmaktadır.
Bir çok bilim adamı gerek 65 milyon sene evvel
Yukatan körfezine düşen kuyruklu yıldız dünya yüzündeki canlı kitlesinin
dörtte üçünü yok etmiştir. Daha yakında 1908 da Tungunska Sibirya ya düşen
kuyruklu yıldız ıssız bir bölge olduğu için ölüme sebep olmamış ama 2000 km karelik alanı dümdüz etmiş ve ormanları yererlinden sökmüştür.
Kuyruklu yıldızların milyonlarca kilometre uzunluğunda
kuyrukları vardır. Bunlarda beli aralıklarla dünyamızın yanından geçen
Halley kuyruklu yıldızının dünya 1910 da kuyruğunun içinden geçmiştir.
Dünyanın bir kuyruklu yıldızın kuyruğunun içinden
geçmesinin fiziksel bir tehlikesi yoktur ama biyolojik olarak sakıncalıdır.
Nitekim ünlü araştırmacı yazar İsaac Asimov 1918 deki İspanyol gribi
salgınının Halley Kuyruklu yıldızının kuyruğunun içinden geçmemizin sebep
olduğunu iddia etmiştir.
Kara Delikler : Bu gizemli kozmik cisimler
keşfedildikleri zaman , astronomların kafasını karıştırmış bilindiği
sanılan pek çok şeyin iyi bilinmediğini ve evrenin sırlarla dolu olduğunu
bir kez daha ortaya koymuştur. Bugünkü bilim düzeyinin elverdiği ölçüde
bilim adamları kara delikleri şöyle tanımlamaktadırlar..
Son derece yoğun yıldızların büyük kütlesel çekim
güçleri nedeniyle kendi içlerine çöküp büzülerek son evrim basamaklarında
aldıkları hal , kaçış hızı ışık hızından büyük olacak kadar içine çökmüş
cisim .
Kara delikler , çapları küçük de olsa öylesine büyük
bir çekim alanına sahiptirler ki önlerine gelen her şeyi çekip yutarlar ,
bundan hiçbir şey kendini kurtaramaz . Yakından geçen ışığı ve
elektromanyetik radyasyonu bile kendilerine çekerler . Çok güçlü çekim
kuvvetli olduğundan ışık kara delikten ne yayınlanabilir nede
yansıyabilir. Bu yüzden hep karanlıktırlar . Ancak içlerine düşen
cisimlerin yaydığı gama ve X ışınlarıyla saptanabilir ya da diğer uzak
gökcisimlerinin üzerindeki çekim etkileriyle anlaşılabilirler .
Dünyanın böyle bir kara delki tarafından yutulması
olasılığı var mıdır ? Çok küçük de olasılık olmakla birlikte vardır.
Güneş’in 100 katı kütleli bir kara delik sıradan bir
yıldızın 10 katı uzaklıktan bu yıldıza kıyasla çok daha öldürücü olabilir.
Üstelik bazı bilim adamlarına göre eşi olmayan tek yıldızdan meydana
gelmiş bir kara delik Güneşten daha büyük kütleli olsa bile fiziksel
olarak (hacmi bakımından) çok küçük olduğundan ve radyasyon açısından
bazen saptanmayacak kadar pasif olduğundan Güneş sistemimize yaklaşmasına
rağmen fark edilmeyebilir. Yani bu kara deliği
Güneş sistemimizde bir takım sapmalar meydana
getirene dek ya da düzenli bir şekilde şiddetlenen X ışını kaynağı
saptanıncaya dek fark edemeyebiliriz.Ayrıca bir kara deliğin insanlığın
başına bir felaket getirebilmesi için ille Dünyayı yutması gerekmez
.Güneşin bütünlüğüne ve özeliklerine yönelik müdahalenin Dünyada ki
insanlar için öldürücü etkileri olabilir . Tehlike bu kadarla bitmiyor
İngiliz Fizikçi Stephen Hawking ‘e göre bir e “ mini kara delikler “ vardır
. Mini kara delikler sayıca kara deliklerden daha fazla olduklarından ,
çarpma olasılıkları da daha yüksektir. Hawking!e göre uzayın her ışık
yılı kübünde asteroit büyüklüğünde olmakla birlikte yaklaşık 300er tane
mini kara delik vardır. Bununla birlikte bir imin kara deliğin Dünya
insanlarına zarar verebilmesi için Dünyaya ve güneşe doğrudan doğruya
çarpması gerekir, yakından geçmesinin bir tehlike yaratmayacağı
sanılmaktadır.


Yukarıda Hubble teleskopu ile NASA tarafından Samanyolu Galaksisinde bir
kara delik
Kozmik Işınlarda Artış : Isı ve ışığıyla
her zaman Dünyamızı beslemiş olan Güneş bir gün zararlı olabilir mi?
Genetiğe öre genellikle bir mutasyon
kötüye gidiştir. Olumsuz mutasyonlar , türü zayıflatır ve düşük nitelikli
bir şeyler ortaya çıkarır. Genlerdeki DNA molekülerini etkileyebilen bu
tür maddelere mtajen adı verilir.Güneş ışığı içerdiği morötesi
ışınlardan dolayı biraz mutajendir. Güneşin altında fazla kalan
insanlarda deri kanseri vakalarının fazla olması da bu yüzdendir.
Mor ötesi ışınlardan dolayı güneş
ışığının şiddetinde ufak bir artış yeryüzündeki yaşam için büyük bir
felaket oluşturur .
On yıl kadar önce yerkürenin uzaydan gelen
inanılmaz derecede yüksek enerjili tanecikler tarafından bombalandığı
keşfedildi. Kimse bunların nereden geldiğini ve kaynaklarının ne olduğunu
bilmiyor. Kozmik ışınların Dünya’ya yağdığı, uzun zamandır bilinen bir
gerçek. Yapılan ölçümlere göre atmosferin her metrekaresine saniyede 100
tane parçacık isabet ediyor. Bu ışınların gökadamızda meydana gelen
süpernovalardan kaynaklandığı sanılıyor. Atmosfer, bu tehlikeli parçacıklar
için kusursuz bir kalkan görevi görür. Uzay araçlarının dışına çıkan
astronotlar bu ışınlara maruz kalır. Bu nedenle uzay yürüyüşlerinin süresi
kısa tutulur. Yeni keşfedilen gama ışınlarının enerjisi, kozmik ışınlardan
çok daha yüksek. Yapılan hesaplar, bu ışınların çok uzaklara
erişemeyeceğini, yolda rastladıkları taneciklerle etkileşerek yavaşlamaları
gerektiğini gösteriyor. Yani bu ışınların kaynağı bize oldukça yakın
olmalı. Tam olarak kaynağın ne olabileceği konusunda kimsenin bir fikri
yok. Bazı araştırmacılar, ışınların süper güçlü kozmik bir patlamadan
kaynaklanabileceğini ileri sürüyor. Diğerleri dev bir kara delikten
bahsediyor. Başka bir kurama göre, bu ışınların sebebi ilkel evrenden arta
kalan egzotik tanecikler.

Güçlü bir gama
ışını parlaması
Kozmik Virüs : Uzaydan gelebilecek felaketler konusunda
göz ardı edilemiyecek bir tehlike de kozmik virüslkerdir.
Çağımızda biyoloji ve astronomi alanlarında ki bazı yeni
buluşlar , uzayda Dünya dışı yaşamın var olduğu tezini gittikçe
güçlendirmektedir. Örneğin geçen yıl 2008 İllinois Üniversitesinden
Lewis Snyder , Sagittarius B2 bulutunda yaşamın temel yapı taşlarından
aminoasitlerin bulunduğunu keşfetmiştir. Ayrıca yaşamın mutlaka oksijene
bağlı olmadığı görüşü bilim adamları arasında gittikçe yaygınlık
kazanmaktadır. Zaten yeryüzünde bile oksijensiz ortamda yaşayabilen
bakteriler vardır . Kaldı ki evrende oksijenin ve yaşama elverişli koşulların
bulunduğu gezegen ve diğer gök cisimleri sayısız denecek kadar çoktur.
Denebilir ki evrende yaşam olsa bile Dünya’ya kozmik bir
virüs nasıl gelebilir.
Bir çok yolla: Uzay tümüyle boşluk değildir Dünya Güneş
sistemi ‘nin diğer üyeleriyle birlikte uzaydaki yolculuğu sırasında zaman
zaman yıldızlar arası toz bulutlarına girip çıkmaktadır. Dünya bu bulutlar
arasından geçerken pekala orada ki mikro organizmalardan bir kaçını
yakalayabilirler.
Dünyanın toz ve gaz bulutundan oluşan kuyruklu yıldız
kuyruklarından geçmesi çok yüksek bir
Olasılıktır. Nitekim 1910 Halley’in kuyruğundan geçmiştir.
Andından 1918 de İspanyol gribi salgının çıkması acaba bir tesadüf müdür
30 milyon kişi ölmüştür .
Öte yandan Ay’a ve uzaya gönderilen astronotlar her ne kadar
dönüşlerinde karantinaya alınmakta ve gelen cisimler dikkatle
siterelize edilmekteyse de, dünyaya ait olmayan bir virüsün böyle dünyasal
olanaklarla her zaman imha edilebileceğinin hiçbir garantisi yoktur.
Aids, hastalığına yol açan HİV virüsü ve Ebola içinde
menşeleri hakkında bilinmezlikler var.

http://www.ilknokta.com/urun/66687/Gelecegin-Felaketleri.html
Yukarıdaki yazımızda Sayın Alpaslan Salt’ın kitabından siz
okurlarımızı bilgilendirmek
İçin alıntı yaptık.
Sayın Alpaslan Saltı’n hoş görüsüne teşekkür ederiz
Bu güzel ve faydalı kitabı almak isteyenler yukarıdaki resmi
tıklayıp Online alabilirler
Sevgili okurlarımız bu yazı dizimizin II bölümünü burada
bitiriyoruz gelecek sayımız da
III bölümde :
Apocalypse : İncil’e ( yeni Ahit) göre
dünyanın sonu
Armageddon : Eski kitaplarda ki
efsanelere göre dünyanın sonu
Büyük Çöküş : Kozmoloji bilimine göre
dünyanın yok oluşu.
Zamanların Sonu : İbrahim Peygamberin ilk
kurduğu Abrahamic (
Musevilik,Hıristiyanlık ve
İslam) Dinlerine
ve diğer inanışlara göre dünyanın sonu
Eschatology : Muhtelif din harici
inanışların Dünyanın son günün tasviri
Son muhakeme : Tanrı tarafından dünyanın
son gününde insanların muhakeme
edilmeleri
Ragnarok : Norse ( Viking)
mitolojisine göre her şeyin sonu olan gün
Yukarıda yazdığımız muhtelif dünya sonu senaryoları
hakkında tafsilatlı bilgi vereceğiz.
Bizimle
iletişlim kurmak yazı hakkında bilgi istemek veya kendi fikrinizi
bildirmek için lütfen
Bilgi@evreninsirlari.net adresine
mail gönderin
|