Sayı: 54    Şubat 2010
Ana SayfaSon Sayı:61Eski SayılarZiyaretçi DefteriDergimiz Hakkında
Uzay

 

 

1.2.2010 Sayı 54 Sayfa 6

 

Geleceğin Falaketleri

 

Dizi  II

 

 

 

Sevgili  Okurlarım , yazımızın ikinci bölümünde  sizlere  muhtelif  ilim adamlarının  Dünyamızı bekleyen felaketler

Hakkında yazdıkları ve ileri sürdükleri teoriler hakkında bilgi vermeğe  devam vereceğiz.

 

Geleceğin Felaketleri - Dünyanın Sonu

 

Video1Extinctiondemassedehommepart1(sıra1)

Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.


Video2Extinctiondemassedehommepart2(sıra2)

Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.


Video3Nasatheendofearth21dec.2012(sıra3)

Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.


 

a-     Kozmik çarpışma

b-     Kara Delikler

c-      Kozmik Işınlarda artış

d-     Kozmik virüs

 

Kozmik Çarpışma :  “ Kuyruklu yıldız Dünyamıza Çarpacak”  Gördüğünde insanın yüreğini ağzına getiren  zaman zaman gazetelerin attığı manşet her ne kadar  biraz  sansasyon yaratmak amacını taşımış  ve hiçbir zaman gerçekleşmemişse  de bu acaba  hiçbir zaman  gerçekleşmez

Anlamını taşır mı?  Elbette  hayır ; bilimsel veriler kozmik çarpışma tehlikesinin büyüklüğüne git gide daha fazla dikkat çekmektedir.

Dünya’nın  büyük küçük her türlü  kozmik cisimle  çarpışması  kozmik çarpışma  konusuna girerse de burada  özelikle , Dünya’ya  iri bir göktaşının  ya da bir kuyruklu yıldızın çarpması  konusunu  ele alacağız

Denilebilinir ki  Dünya, da felakete neden olacak bir kozmik çarpışma olasılığı çok düşüktür.

Doğrudur. Bir insanın  ömrü boyunca  Dünyanın karşılaşacağı bir gök cismi felaketi sonucunda ölme olasılığı , bili adamlarına  göre  aynı kişinin bir Ameliyat  sırasında  anesteziden  ölmesi ya da altı aylık bir sürede trafik kazası  sonucu ölmesi  olasılığıyla aynıdır.  Fakat bu olasılık  on binde bir bile olsa vardır ve üstelik büyük bir kozmik cismin  Dünya’ya çarpması ameliyat masasındaki kişinin ya da trafik kazasında ki birkaç  kişinin  ölümü ile sınırlı bir olay olmayacaktır.  Olayın  şiddetine göre bir veya bir çok kentin tüm halkı yol olabilecek , hatta tün uygarlığımız ortadan silinebilecektir.

Yer kürenin  geçmişi tehlikenin  büyüklüğünü anlamaya  yardımcı olmaktadır . Bilim adamlarına göre  dinozorlar  türünü  ve diğer türlerin dörtte üçünü  yok eden şey , geçmişte Dünyaya düşen  büyük bir gök taşıydı.  .Uzak geçmişten değil de yakın geçmişten  bir örnek vermek gerekirse bilim adamlarının  çoğuna göre 1908 de Sibirya’da  Tunguska  Bölgesinde  patlamaya yol açan şey , yine bir gök taşıydı.  Gücü Hiroşima ‘ya atılan atom Bombasının  600 katından fazla olduğu tahmin edilen  bir patlamaya yol açan bu göktaşının çapı sadece 50 m kadardı. Oysa Dünya yüzeyinde hepside göktaşı krateri  olmamakla beraber çapları kilometre ile ifade edilen 130 dan fazla krater saptanmış bulunmaktadır.

Peki Çapı yalnızca 2 km olan göktaşı ya da kuyrukluyıldız  Dünyaya şimdi  çarpsa ne olur? Yapılan hesaplamalara  göre  saniyeden daha kısa bir sürede dünya nüfusunun dörtte biri  1.5 milyar insan ) yok olur.  Patlamanın yol açacağı zarar  , Hiroşima da kinin on milyar katını aşar. Bu kadarla kalmaz  meydana gelen kıta büyüklüğünde ki yangından yayılan binlerce ton ağırlığında ki toz atmosfere yayılarak  Dünyayı  karanlığı gömer . Sıcaklık  düşmeye başlar atmosferdeki  azotun yanması sonucu  oluşan azotik asit toprak  göl ve nehirleri asitleştirir. Birkaç  ay içinde karanlık dağılır , fakat stratosfere yayılan buhar ve karbon gazı “ sera etkisi “ yaratır.

İşte bu tehlike karşısında 1993 ‘te NASA  da yapılan toplantıda  Dünyanın  yakınında dolaşan  göktaşlarının  alto özel teleskopla devamlı izlenmesi kararlaştırılmıştır. . NASA   toplantısında

Açıklanan tahminlere göre , çapları 800 metre  den büyük  olan  ve yörüngeleri  Dünya ile kesişen  4000  kadar asteroit vardır. Ve bunardan 150 tanesinden biriyle çarpışma durumunda Dünya’da tam anlamıyla kıyamet kopacaktır. Tehlikeli  asteroitlerden  bazıları zaman zaman Dünyaya  Ay’dan bile fazla yaklaşmaktadır.. Her yıl  gökyüzünde  yeni ve Dünya  için tehlikeli

30 – 40  asteroit  keşfedilmektedir . Asteroitlerin çoğu Mars  ve Jüpiterin yörüngeleri  arasında  sıkışık vaziyettedir.  Bu yüzden Jüpiterin  yörüngeleri arasında bir kozmik bilardo oyununun topları gibi birbirleriyle  çarpışıp yörünge değiştirebilmekte  ve böylece  zaman zaman  bazıları  Dünyamızın üzerine doğru gelebilmektedir.

Nitekim insanlık 23 Mart 1989 da böyle bir tehlike atlatmıştır. Bu tarihe kadar çapı 804 m olan bir asteroit Dünya’yı sıyırıp geçmiştir. Eğer bu iri kaya aynı yörüngeden 6 saat önce geçmiş olsaydı , uygarlığımız beklide tarih sahnesinden silinmiş olacaktı.  Büyük bit gök taşının  bir kıtaya zarar vermesi  için ille karaya çarpması gerekmez . Çapı birkaç yüz metre  olan  bir gök taşının Atlas Okyanusuna  düşmesi durumunda  Los Alamos  laboratuarının hesaplarına göre Kuzey Amerika ve Avrupa kıyıları yüksekliği  200 m yi bulan  deniz dalgalarının altında kalacaktır.  Los Alamos  Ulusal Laboratuarı’ndan Jack Hills’e göre efsanevi  Atlantis ülkesinin ortadan kalkmasına yol açan oaylar  böyle bir çarpışmayla başlamış olmalıdır. Göktaşların  hepsi büyük değildir, Ancak Tunguska’ya düşen 50 m çaplı bir gök taşının  depreme elverişli  bir fay hattına düşmesi  durumunda  uzmanlar 7,5 Richter ölçeğinde  şiddetli  bir deprem meydana getireceğini  söylüyorlar.  İri  bir gök taşı yer kabuğunu delerek  volkanik faaliyetlere sebep olabileceği iddia edilmektedir.

Kanada  Jeolojik Araştırma Merkezi ‘nden  Richard Grieve  her yıl  yeryüzünde 5 – 6 ufak krater oluştuğunu  saptamıştır.

Çok ufak kozmik cisimler olan “ uzay tozları “na  ya da kozmik toz zerreciklerine  de değinmek gerekir . Uzaydan kopup gelen kaya parçaları bir yana  her gün gezegenimize tonlarca “ uzay tozu” yağmaktadır. Oxford Üniversitesinden  Bill Napier’e  göre  yeryüzüne  düşen bu tozlar belli bir miktarı aştığı takdirde  yeryüzünün  ısısını 3-5 derce düşürecek , bu da buzul çağının başlamasına sebep olacaktır.

 

Dünya insanlığını tehdit eden tehlikelerden biri  bir kuyruklu yıldızın dünyaya çarpmasıdır.

Kuyruklu yıldızın çekirdek  ya da baş kısmının  taştan ,buzdan ,kattı maddelerden  çevresinin  ya da kuyruğunun  ise gaz ve kirli tozdan yada donmuş  çamurdan  oluştuğu sanılmaktadır.

Ayrıca Güneş etrafında  gezegenlerinkinden daha basık yörüngelerde dolaşırlar  . Kuyruklu yıldızların yörüngeleri   öteki kuyruklu yıldızlarla hatta dev gezegenlerle   veya astreoit’lerle  çarpışmaları neticesi değişmektedir.   Kuyruklu yıldızlar diğer gök cisimleri gibi düzenli hareket etmediklerinde sık sık yörünge değiştirirler.  7 Kasım 1992 de  Swift – Tuttle  kuyruklu yıldızı  bereket versin  böyle bir sapma yapmadan dünyayı sıyırıp geçmiştir.

Sıyırıp geçmese ne olurdu ? Arizona Üniversitesinden  Henry Melosh  neler olup biteceğini şöyle anlatıyor : büyüklüğü irice bir dağ kitlesi kadar olan  Swift  Tuttle  kuyruklu yıldızı  yer yüzüne yüz milyon megaton TNT   gücündeki  bir nükleer füzenin enerjisiyle çarpacaktı .  Kuyruklu yıldız  bir kurşunun yüz katı ivmeyle atmosfere girecek saatte  32 000 km hızla yeryüzüne düşecek ve böylece önce  240 km çaplı  yerdeki her şeyi yok edecekti. Yükselen  toz bulutunun yanı sıra çarpmasıyla oluşan nitrik asit yakıcı bir yağmur gibi yeryüzüne  inerek tabloyu tamamlayacaktı.

Henry  Melosh ‘a göre böyle bir tehlike geçmiş değildir  Kuyruklu yıldızın 2126 yılındaki çarpma olasılığı şimdikinden çok daha yüksektir.

Güneş sisteminin kuyruklu yıldızlar kabuğunda  ( opluton dışında yer alan Oort bulutunda ) milyarca küçük yıldız vardır. Her yüzyıl Dünyanın  çevresinden en az 200 kuyruklu yıldız geçmektedir. Özelikle baş kısmı kilometreceler olan bazı kuyruklu yıldızlar dünya  için  ciddi  bir tehlike oluşturmaktadır.

Bir çok bilim  adamı gerek 65 milyon sene evvel Yukatan körfezine düşen kuyruklu  yıldız dünya yüzündeki canlı kitlesinin dörtte üçünü yok etmiştir. Daha yakında 1908 da Tungunska Sibirya ya düşen kuyruklu yıldız ıssız bir bölge olduğu için ölüme sebep olmamış ama  2000 km karelik alanı dümdüz etmiş ve ormanları yererlinden sökmüştür.

Kuyruklu yıldızların milyonlarca kilometre uzunluğunda kuyrukları vardır. Bunlarda beli aralıklarla  dünyamızın yanından geçen  Halley kuyruklu yıldızının dünya 1910 da kuyruğunun içinden geçmiştir.

Dünyanın bir kuyruklu yıldızın kuyruğunun içinden geçmesinin fiziksel bir tehlikesi yoktur ama biyolojik olarak sakıncalıdır. Nitekim ünlü araştırmacı  yazar İsaac Asimov  1918 deki  İspanyol gribi salgınının  Halley Kuyruklu yıldızının kuyruğunun içinden geçmemizin sebep olduğunu iddia etmiştir.

 

Kara Delikler :  Bu gizemli kozmik  cisimler keşfedildikleri  zaman , astronomların kafasını karıştırmış bilindiği sanılan  pek çok şeyin iyi bilinmediğini ve evrenin sırlarla dolu olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bugünkü bilim düzeyinin elverdiği ölçüde bilim adamları   kara  delikleri  şöyle tanımlamaktadırlar..

Son derece yoğun yıldızların büyük kütlesel çekim güçleri nedeniyle  kendi içlerine çöküp büzülerek son evrim basamaklarında aldıkları hal , kaçış hızı ışık hızından büyük olacak kadar içine çökmüş cisim .

Kara delikler , çapları küçük de olsa öylesine  büyük bir çekim alanına sahiptirler ki  önlerine gelen  her şeyi çekip yutarlar , bundan hiçbir şey  kendini  kurtaramaz . Yakından geçen ışığı ve elektromanyetik  radyasyonu bile kendilerine  çekerler . Çok güçlü  çekim  kuvvetli  olduğundan ışık kara delikten  ne yayınlanabilir nede yansıyabilir. Bu yüzden hep  karanlıktırlar . Ancak içlerine düşen cisimlerin yaydığı   gama ve X  ışınlarıyla saptanabilir ya da diğer uzak gökcisimlerinin üzerindeki çekim etkileriyle anlaşılabilirler .

Dünyanın böyle bir kara delki tarafından  yutulması olasılığı var mıdır ? Çok küçük de olasılık  olmakla birlikte vardır.

Güneş’in  100 katı kütleli bir kara delik  sıradan bir yıldızın 10 katı uzaklıktan bu yıldıza kıyasla çok daha öldürücü olabilir. Üstelik bazı bilim adamlarına göre  eşi olmayan tek yıldızdan  meydana gelmiş bir kara delik  Güneşten daha büyük kütleli olsa bile fiziksel olarak (hacmi bakımından)  çok küçük olduğundan  ve radyasyon açısından  bazen saptanmayacak kadar pasif olduğundan  Güneş sistemimize  yaklaşmasına rağmen  fark edilmeyebilir.  Yani bu kara deliği

 Güneş sistemimizde bir takım sapmalar meydana getirene dek  ya da düzenli bir şekilde  şiddetlenen  X ışını  kaynağı saptanıncaya dek fark edemeyebiliriz.Ayrıca  bir kara deliğin  insanlığın başına bir felaket getirebilmesi için  ille Dünyayı yutması gerekmez .Güneşin bütünlüğüne ve özeliklerine  yönelik  müdahalenin Dünyada ki insanlar için öldürücü etkileri olabilir .  Tehlike bu kadarla bitmiyor  İngiliz Fizikçi  Stephen Hawking ‘e göre bir e “ mini kara delikler “  vardır . Mini  kara delikler sayıca kara deliklerden daha fazla olduklarından , çarpma olasılıkları da daha yüksektir.  Hawking!e göre uzayın  her  ışık yılı kübünde  asteroit büyüklüğünde  olmakla birlikte  yaklaşık 300er  tane mini kara delik vardır. Bununla birlikte bir imin kara deliğin  Dünya insanlarına zarar verebilmesi için Dünyaya ve güneşe doğrudan doğruya çarpması gerekir, yakından geçmesinin bir tehlike yaratmayacağı sanılmaktadır.

 

 

 

          Yukarıda Hubble teleskopu ile NASA tarafından Samanyolu Galaksisinde bir kara delik

 

 

Kozmik Işınlarda Artış : Isı ve ışığıyla her zaman  Dünyamızı beslemiş olan Güneş bir gün zararlı olabilir mi?

Genetiğe öre genellikle bir mutasyon kötüye gidiştir. Olumsuz mutasyonlar , türü zayıflatır ve düşük nitelikli bir şeyler ortaya çıkarır. Genlerdeki DNA molekülerini etkileyebilen  bu tür maddelere mtajen  adı verilir.Güneş ışığı içerdiği  morötesi  ışınlardan dolayı biraz mutajendir. Güneşin altında  fazla kalan  insanlarda deri kanseri  vakalarının fazla olması da bu yüzdendir.

Mor ötesi ışınlardan  dolayı güneş ışığının şiddetinde  ufak bir artış yeryüzündeki yaşam için büyük bir felaket oluşturur .

On yıl kadar önce yerkürenin uzaydan gelen inanılmaz derecede yüksek enerjili tanecikler tarafından bombalandığı keşfedildi. Kimse bunların nereden geldiğini ve kaynaklarının ne olduğunu bilmiyor. Kozmik ışınların Dünya’ya yağdığı, uzun zamandır bilinen bir gerçek. Yapılan ölçümlere göre atmosferin her metrekaresine saniyede 100 tane parçacık isabet ediyor. Bu ışınların gökadamızda meydana gelen süpernovalardan kaynaklandığı sanılıyor. Atmosfer, bu tehlikeli parçacıklar için kusursuz bir kalkan görevi görür. Uzay araçlarının dışına çıkan astronotlar bu ışınlara maruz kalır. Bu nedenle uzay yürüyüşlerinin süresi kısa tutulur. Yeni keşfedilen gama ışınlarının enerjisi, kozmik ışınlardan çok daha yüksek. Yapılan hesaplar, bu ışınların çok uzaklara erişemeyeceğini, yolda rastladıkları taneciklerle etkileşerek yavaşlamaları gerektiğini gösteriyor. Yani bu ışınların kaynağı bize oldukça yakın olmalı. Tam olarak kaynağın ne olabileceği konusunda kimsenin bir fikri yok. Bazı araştırmacılar, ışınların süper güçlü kozmik bir patlamadan kaynaklanabileceğini ileri sürüyor. Diğerleri dev bir kara delikten bahsediyor. Başka bir kurama göre, bu ışınların sebebi ilkel evrenden arta kalan egzotik tanecikler.

 

 

Güçlü bir gama ışını parlaması

 

 

Kozmik Virüs  :  Uzaydan gelebilecek  felaketler konusunda  göz ardı edilemiyecek  bir tehlike de kozmik virüslkerdir.

Çağımızda biyoloji ve astronomi alanlarında ki bazı yeni buluşlar , uzayda Dünya dışı yaşamın var olduğu tezini gittikçe güçlendirmektedir.  Örneğin  geçen yıl  2008  İllinois  Üniversitesinden  Lewis Snyder , Sagittarius B2 bulutunda  yaşamın  temel yapı taşlarından  aminoasitlerin  bulunduğunu  keşfetmiştir. Ayrıca yaşamın mutlaka oksijene  bağlı olmadığı  görüşü  bilim adamları  arasında gittikçe yaygınlık  kazanmaktadır.  Zaten yeryüzünde bile  oksijensiz ortamda yaşayabilen bakteriler vardır . Kaldı ki evrende  oksijenin ve yaşama elverişli koşulların bulunduğu  gezegen ve diğer gök cisimleri  sayısız denecek kadar çoktur.

Denebilir ki  evrende  yaşam olsa bile Dünya’ya kozmik bir virüs  nasıl gelebilir.

Bir çok yolla:  Uzay tümüyle boşluk değildir  Dünya Güneş sistemi ‘nin diğer üyeleriyle birlikte uzaydaki  yolculuğu sırasında zaman zaman yıldızlar arası toz bulutlarına girip çıkmaktadır.  Dünya bu bulutlar arasından geçerken pekala orada ki mikro organizmalardan bir   kaçını  yakalayabilirler.

Dünyanın  toz ve gaz bulutundan oluşan kuyruklu yıldız  kuyruklarından geçmesi çok yüksek bir

Olasılıktır. Nitekim 1910 Halley’in kuyruğundan geçmiştir. Andından 1918 de İspanyol gribi salgının  çıkması acaba bir tesadüf müdür 30 milyon kişi ölmüştür .  

Öte yandan Ay’a ve uzaya gönderilen astronotlar  her ne kadar dönüşlerinde karantinaya  alınmakta  ve gelen cisimler  dikkatle siterelize  edilmekteyse de, dünyaya ait olmayan bir virüsün böyle dünyasal olanaklarla her zaman imha edilebileceğinin hiçbir garantisi yoktur.

Aids, hastalığına yol açan HİV virüsü  ve Ebola içinde menşeleri hakkında  bilinmezlikler var.

 

http://www.ilknokta.com/urun/66687/Gelecegin-Felaketleri.html

Yukarıdaki yazımızda  Sayın Alpaslan Salt’ın  kitabından siz okurlarımızı bilgilendirmek

İçin alıntı yaptık.

Sayın  Alpaslan Saltı’n hoş görüsüne teşekkür ederiz

 

Bu güzel  ve faydalı kitabı almak isteyenler yukarıdaki resmi tıklayıp Online alabilirler

 

Sevgili okurlarımız  bu yazı dizimizin II bölümünü  burada bitiriyoruz  gelecek sayımız da

III bölümde :

      Apocalypse :                      İncil’e ( yeni Ahit) göre dünyanın sonu

      Armageddon :                  Eski kitaplarda ki efsanelere göre dünyanın sonu

      Büyük Çöküş :                 Kozmoloji bilimine göre  dünyanın yok oluşu.

      Zamanların Sonu :         İbrahim Peygamberin ilk kurduğu  Abrahamic ( Musevilik,Hıristiyanlık ve

                                                 İslam) Dinlerine ve diğer inanışlara göre dünyanın sonu

       Eschatology  :                 Muhtelif din harici inanışların Dünyanın son günün tasviri

       Son muhakeme :           Tanrı tarafından dünyanın son gününde insanların muhakeme

                                                 edilmeleri

       Ragnarok :                      Norse ( Viking) mitolojisine göre  her şeyin sonu olan gün

 

Yukarıda  yazdığımız  muhtelif dünya sonu senaryoları hakkında tafsilatlı  bilgi vereceğiz.

 

Bizimle iletişlim  kurmak  yazı hakkında bilgi istemek veya kendi fikrinizi bildirmek için lütfen

Bilgi@evreninsirlari.net     adresine mail gönderin

 

 

 

Evrenin Sırları  ®©  Sayı 54     Uzay :  Geleceğin Felaketleri Dizi II   Sayfa : 06             /167- 173 – 197/

 




Ana Sayfa'ya Dön