Sayı: 54    Şubat 2010
Ana SayfaSon Sayı:61Eski SayılarZiyaretçi DefteriDergimiz Hakkında
Bilinmeyenin Sınırları

 

 

1.2.2010 Sayı 54  Sayfa 05

Dizi II

  

Sayın okuyucularımız  sizlere dizimizin ikinci bölümünde  Tanınmış  Falcıları, Büyücülerin, Din Adamlarının ve bilim adamlarının  ve kutsal Din kitaplarında  MAJİ – BÜYÜ – SİHİR- WOODOO  hakkında düşündükleri hakkında bilgi vermeğe devam edeceğiz

Bu sayımızda :

Bilinç Dışı Güç

Büyünün Tarihçesi

Uzak Doğuda büyü

 

Video1birkadınatecavüzedekötüruh(sıra1)

Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.


Video2CarlaCamptonİtalyadabüyücülüktenhapis1982(sıra2)

Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.


Video3BrezilyadaKarabüyü (sıra3)

Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.


 

Bilinç Dışı Güç :  “ çünkü insan , kendi mekanizmasını harekete geçiren bir makinedir. O;  duru görüye  ya da acılarını hafifletebilme yeteneğine  sahip olabilir , ama bunun farkında değildir.

 Öte yandan hem makine , hem de bir teknisyen  olduğunu  bilmediği için , giderek  doğadan  uzaklaşır ve yapay  kavramlardan yardım umar . Bu yapaylık  onu ağır ağır  mahvederken , doğal

Yasaları  ve yaşam denen hareketi  yeniden keşfedip belirleyen birine rastlayacak olursa  ona büyücü der. “

Pierre Derlon : Büyücü  ve efsaneler  Arasında

 

Bir kez daha  Pletsimograf :

John Mihalasky aslında birazcık meraklıydı . Kendisinden , Douglas Dean tarafından sürdürülen

Denemelere fakülte danışmanı  olarak  yardımcı olması  ve Newark  Mühendislik  Koleji  ile burada  yapılan  Psi  projesi arasında bağlantı elemanı olarak hareket etmesi rica ediliyordu.

Mihalasky’nin kanısı  “ duyu dışı  algılama “ olgusunun  - tabi böyle bir şey varsa -  bir takım araçlar yardımıyla  gözlemlenebilir hale  getirilmesinin pek de mümkün olamayacağıydı.  Ama Douglas Dean ‘ın   Psi  faktörünü  araştırdığı  yerden gelen haberler , bunun  “ işlediği “ yolundaydı.  Bu yüzden işi şöyle bir kurcalamaya  karar verdi.

Kendisinin  de bir teste katılması istendiğinde  bunu kabul etti.  Böylece  iş bozan  biri olarak görünmeksizin  durumu kendi gözüyle  inceleyebilir  , bir aldatmaca olasılığını  , kasti olmasa  bile  varılan yanlış  bir sonucu  gözler önüne serebilirdi.

Asistanlara  ,kendisi için duygusal anlamları olan beş tane  ad verdi ve bunlar  fişlere işlendi.

Daha  sonra  Douglas Dean  onu bir  odaya götürerek , kollukları da  bulunan  rahat bir  koltuğa

Uzanmasını rica etti. Bu sırada  parmağının  birine  plastikten yapılma bir tür kılıf geçirildi  bundan çıkan bir kablo duvarın içinden  öteki odaya  uzanıyordu . Öteki taraftan bir ses gelmemekteydi. Ne bir cihaz gürültüsü ne de kartların hışırtısı.

Douglas Dean’in açıklamasına göre  parmaktan çıkan  kablo yan odadaki  pletsimografa bağlıydı .

Pletismograf denilen aygıtla, damarların genişlemesi ve kasılmasından yararlanarak organların hacimlerindeki değişiklerin grafik olarak saptanması; elde edilen çizgilere Pletismograf adı verilir.” Parmağın  ve bunun üzerindeki  kılıfın oda ısısıyla  aynı düzeye gelmesi  için geçen  on beş dakikalık bir süreden sonra  deney başladı.  Asistanlar kartları karıştırdılar  hangi kartın  çekileceğini Douglas Dean’de bilmiyordu. Çekilen  kart boş olabileceği gibi kendisi  veya John Mihalasky tarafından  belirlenen

Duygusal anlam  taşıyan kartlardan  biri de olabilirdi.   Test gereği  on beş kart ve bu arada beş tane de boş çekilecekti. Testi uygulayan da buna katılan da kartlardan sadece beş tanesini tanımaktaydı. . Bunlar daha önceden seçilmişti .öteki kartların neler olduğu bilinmemekteydi.  Mihalasky  kartlar  üzerine konsantre olurken  öteki odada tarafsız gözlemci  de pletsimografa  dikkat edecekti.  Deney süresi  yaklaşık yirmi dakika olmakla beraber   bunun tam  olarak başladığı  ve bittiği  an bildirilmeyecekti. Ayrıca  isimler  üzerinde konsantre  olmaya gerek yoktu , gönderim  işlemi  düzensiz aralıklarda olacaktı.  Mihalasky’ ye zihnini  boş bir hale   getirmesi önerilmişti. , bunu yapmak  için daha  da gerginleşebilirdi.  Düşüncelerini öylece kendi haline bırakması  yeterli olacaktı.

Douglas Dean odadan çıktı., bunu yaparken de ışığı ve kapıyı kapattı.

John Mihalasky  ucu kılıflı parmağını bir yere dayamış  öylece yatıyordu.  Çevrede en ufak  bir ses duyulmamaktaydı. Bu arada bir takım düşüncelerle ilgili  görüntüler  kafasının  içinde oynaşıp duruyordu . İşi  kolejde ki gerilim , ailesine  yeteri kadar  zaman ayıramayışı . Bu arada  bazı korkular da duymuyor değildi. Ya burada  temelli bırakılırsa ? O zaman tıpkı bir  uzay kapsülünde  tıkılı  kalmış gibi olacaktı.

Aradan uzun bir zaman geçti , düşünceleri  bir yerde durmaksızın  oradan  oraya  sıçramıştı. Tam da sonucun  tümüyle başarısız olacağını kafasında  geçirdiği  sırada  odaya giren  Douglas Dean  yeni bir dizi  terste  katılıp katılmak istemediğini  sordu.  Mihalasky2ye  kusursuz bir medyum olduğunu söylüyordu. . Daha  sonra  pletsimografa gören  Mihalasky  bir takım  uzun çizgilerin  belli noktalarda  ve aynı anda  farklı yükseklikte eğriler çizmiş olduğunu gördü.

Eğrilerde ki  yükseklik farkının  nedeni isimlerin  duygusal açıdan değişik  nitelikler taşımasıydı.  Douglas Dean ‘ın adı yalnızca  ufak bir beyin işlevine yol açarken kendi adı ,parmak ucundaki kan  miktarında  oldukça büyük bir azalmaya neden olmuştu.  Boş  kartlar ya da bunların üstündeki  rastlantısal  isimler  üzerindeki  konsantrasyon  sonuçları da benzer nitelikteydi.

Bunun üzerine  kendisine uygulanan  43 dizi testin  otuz sekizinde  yoğun tepki  gösterdi. Bu arada  kendisine gönderilen  isimlerin ne olduğunu  bilmiyordu bile.  Bunları arasında küçük kızınkinin yanında hiç hışlanmadığı bir meslektaşının ki de vardı. Denemeler daha da genişletildi . En sonunda görüldü ki  Her 4 deneyin birinde iyi sonuca varılıyordu.  Testler  daha

Zorlaştırılmış  şartlar altında sürdürülürken  gönderici ve alıcının  arasında ki uzaklık 1000 km çıkarılmıştı.

Douglas Dean’in  vardığı sonuçlar açıklanışının  hemen ardından  bazı para psikolojik ütopyalar ütopyalar  geliştirilmeğe başlandı.  Bu canlı iletişim  sisteminden yararlanarak  saniyenin çok kısa bir parçası içinde  tüm evrenle iletişim kurmak ya da ay ‘ın arka  yüzünden haberleşe  bilmek gibi .

Pltsimograf denemeleri  Psi  denen şeyin varlığına bir kanıt;  çünkü bir düşünce olgusu , bir konsantrasyon hareketi paranormal bir şekilde  öbür bedeni etkileyebilmekte.  Biraz da psikokineziyi andıran  bu durum  gerçekte  bilinçaltını etkileyen bir telepati .

Bu insan ruhunun gelişip mükemmelleşme  özelliğine sahip oluşudur.

 

Bugün parapsikologların  Psi diye adlandırdıkları şeyleri  bilinç Dışı  bilgiler, insanda var olan yeteneklere yönelmiş  ve bilinç tarafından kaydedilmeyen çok ince nitelikli bedensel değişimler olarak tanımlayabilir miyiz ?

Pek çok bilim adamı böyle düşünmektedir

 

BÜYÜ – Bir Yeteneğin Tanımlanışı :   Parapsikoloji ile ilgili pek çokkitap içerdikleri şeylerden çok  daha fazlasını vaat eden başlıklar taşır.

Hans Bender  kitaplarından birine  Bizlerdeki altıncı Duygu. Başlığını koymuştur.  Ama orada  sözü  edilen  Psi olayları incelendiğinde  böyle bir olguyu  “ bizim “ diye adlandırmanın zor olacağını görüyoruz.  Russel Targ ve Harold Puthoff ‘un araştırma  raporlarını dilimize aktaran  çevirmen buna “ Herkes Altıncı Duyuya Sahiptir “ başlığını yerleştirmiştir. Bu “ Herkes”  deyimiyle profesyonel Psi yıldızları  amaçlanıyor olmalı ……..

Hans Holzer de şöyle  diyor . Duyular üstü  denen şey apaçık var olan bir olgudur. Siz e altıncı duyunuzu keşfedin  “ ancak bu alanda fakirler, büyücüler, ruhlar ve değişik düşünceler  öylesine baskın durumda ki   Psi  ile ilgilenen  bir halk  toplumuna yer bile kalmıyor.

Peter Andreas  gibi yazarlar  “ Günlük yaşamda Psi “  gibi konuları göz alıcı bir şekilde ortaya koymaktalar sa  da  sözü edilen bu “ günlük yaşam “ ın belli bir düzeyin üstündekilerle ilgili  olduğu görülüyor.

Her medyumda belli  bir potansiyelin  var olduğu ve bu kişilerin  belli çevreler  içinde paranormal  etkinlikler  gösterdikleri  görüşüne prensip olarak  karşı çıkmamakla beraber  bu tür kişilerin neden oldukları  bir takım olaylar bizlerin  Alışılmış  düşünce şekillerinde kargaşa yola açıyor.

O halde  Psi gücünü  kendinde  depolamak  ve paranormal  etkinlikler göstermek özel bir yetenek mi  gerektirmektedir .  İsrail Parapsikoloji Derneği başkanı  Heinz C. Berendth  bu hususta şöyle demektedir.  “ Sıradan  kişilerle  paragnostlar  ( psi yetenekli insanlar )  arasında ki temel fark , birincilerin yalnızca rastgele nitelikli  paranormal  deneyler geçirmelerine karşın , iyi bir paragnostun sürekli olarak  veya sık sık  paranormal yeteneklerini gerçekleştirebilme özelliği göstermesidir. “

“Bu tür yeteneğe sahip biri dış dünyayla bağlantısını keserek, yabancı nitelkili  serüvenler yaşamakta  ve bunların oluşturduğu  etkiyi ya apaçık ya da semboller  aracıyla  çevresindekilere aktarmaktadır “ İşte bir tutarsızlık daha  : Hem Psi  yeteneği için geneldir deniyor  hem de ancak pek az kişi bundan yaralanabiliniyor .

Ama burada şu soruyu soralım :  yararlanma nedir . Diyelim ki biri benim çocuğumun öldüğünü dakikası dakikasına  biliyor, bir başkası   tabak çanağı birbirine katıyor , poltergeist  türünden gürültülere yol açıyor ya da çatalları büküyor.  Bir diğeri  ir kömür madeninde  kaymağı görmekle beraber , bunu nerde  tam olarak hangi gün ve saatte olacağını söyleyemiyor. Bunlardan bir yararlanmadan söz edilebilinir mi?

Parapsikologlar bilinçaltı  düzeyden daha yukarıya  çıkamayan  orada saklı kalan olsa olsa  bir takım bedensel  tepkilere  yol açan  Psi bilgilerine kayıp bilgiler gözüyle bakıyorlar. , Bunların  tüm  projeleri  amaç ve ütopyaları bir noktaya   yöneliktir : Psi faktörünü  tıpkı bir virüs gibi yalıtmak, onun yapısını etkinlik  türünü tanımlamak . Böylece artık  yalnızca seçilmiş kişiler değil  herkes  Psi bilgilerini bilinç katmanına yükseltebilecektir.

Çoğu zaman yeteri kadar işaret var olduğu halde, hemen sonra gelebilecek  durumu görmemiz  mümkün olmaz.

Felsefe Prof. C.D. Broad  1949  yılında şunlar yazıyordu . “ paranormal algılama  ve akış  gerçekten varsa  bunların ender durumlarda  gerçekleşen  ya da laboratuarlarda deneysel  olarak kanıtlanan  şeyler şeklinde kalmayacakları  büyük bir olasılıktır.  Çok olası bir başka durumda  bu gibi olguların  sürekli  olarak bizlerin  günlük yaşamının  gerisinde  bir takım etkinlikler  sürdürdükleridir. Bir kişiye karşı duyulan  sempati yada antipati , bir takım işlere  karşı beslediğimiz tutum ve duygular , görünür bir neden olmaksızın ve  birdenbire doğan fikirler , bazı insanlara  karşı kendiliğinden  gösterilen tepkiler ….. tüm bunların paranormal  bir akışım  ve algılamayla kararlaştırılıyor  olması mümkündür. “

 

 Büyünün  Tarihçesi :  İlkel İnsan ve Büyü ,   “ İlkel “ dediğimiz  insanın yaşamı hakkındaki bilgilerimiz , tüm bulgulara  rağmen oldukça sınırlı  kalmakla  birlikte , ilkel insanın büyülü  bir dünyanın içinde yaşadığını  söylemek  hiç de yanlış olmaz. Bilgilerimiz , eskiye dnük  olarak kısıtlı kalsalar da halen dünyamızda  var olan ilkel  toplumlara ( Avusturya , Afrika, Güney Amerika ‘da ) baktığımızda  büyünün nasıl bir  “ yaşam şekli” olduğunu büyücünün  ne kadar

Önem kazandığını görmüş oluruz.  Bir  başka işaret  ilk çağlardan mağara  insanlarından kalma  duvar resimleri ve nesnelerdir. İlkel insan adeta zorunlu olarak  büyülü bir dünyanın  içinde yaşıyor ve kısıtlı bilgisi  bu dünyada  git gide gizemler katıyor . Her taraf tan gelen tehlikelerin  içindedir bu insan . Hayatını  korumaya çalışmaktadır , hayatını  korumaya çalışmaktadır. Hayatını koruyabilmesi  için geçerli etkin , maddi (silah) veya manevi  (büyü )  önlemler aramaktadır. . Bu konuda  ilkel insan bir ikilem yaşamaktadır.Onu en iyi şekilde koruyabilen  elindeki  mızrak veya balta  mı yoksa  kabile  büyücüsünün  büyüsel  işlemleri midir ?

Kişinin veya kabilenin  topluluğun zor anlarında büyücü karşımıza çıkar . O doğadan veya doğa ötesinden gelen her çeşit  tehlike  ile mücadele etmesini bilendir., yönetici şifacı kurtarıcıdır.  Bir  bilginin taşıyıcısıdır.  O ruhlarla , tanrılarla  ilişki kurmasını bilendir. Büyücü  büyülerine  ayinlerine aktardığı  bilgi ile  hem koruyor hem de korunuyor.

Ama ya  büyü işlemezse ? !!

Her çağın büyücüsü  bu soruya her zaman bir cevap bulur  ve yüzyılların geçmesine rağmen  bu cevap hiç değişmez , büyücüye  başvuran çaresizi hep aldatır. İşlemeyen büyü yoktur, deniliyor , ancak  işlemediyse  denmek ki ya formül , dua  yanlış telaffuz edildi , işlem kurallara göre yapılmadı veya karşıt  güç araya girdi.

Dünde bugüne  büyücü her zaman  bu mantıkla , bu savunma  ile kendini korur. “ müşterisi “ ne  hiç garanti vermez ( aldığı ücreti geri vermediği gibi )

Büyücülüğün başlangıç tarihini  ve ilk  şekillerini saptayabilmek  kanımızca olanaksızdır.  Buna karşın  büyücülüğün ana vatanını Orta Doğu olduğu açıktır. 5000 yıl öncesin gittiğimiz de karşımıza  örneğin , iki  “ büyülü “ uygarlık  çıkıyor.  Mısır  ve Sümer. Her ikisini de gerek büyü gerekse sihir  ve yıldız bilim  hem inançlara  hem de kurallarına bağlıdır.  Sümer de büyücü / sihirbaz  aynı zamanda  bir baş rahiptir. Bir  “ aşipu “ ve işlemlerini ayinlerini tanrıların  yardımı ile yapmaktadır.  Öte yandan  Mısırda büyücülük  “ resmi” dir, dinsel ve ayinseldir. Burada  da büyücü bir rahiptir en yüce sihirbaz ise  Firavun’un ta kendisidir ve firavun  Hz. Musa ile olan karşılaşmada görüldüğü gibi  büyücü rahiplerinden de yararlanmaktadır.

Orta doğu’nun  eski ve büyük uygarlıkları  büyüyü ve özelikle sihri  bir kuram ve kurum  haline getiriyorlar , putperest  ya da bol tanrılı dinlerde olduğu gibi. Yahudilerin tek Tanrı inancı ile büyücülüğün saltanatı sarsılıyor, büyücülüğe karşı resmen savaş açılıyor. .

“ efsuncu kadını yaşatmayacaksın “  Tevrat , çıkış  22:8

“Cincilere ve bakıcılara dönmeyin , murdar olmak için onları aramayın ; Ben Allahınız Rab’ım” Tevrat , Levililer  19,31

Bundan böyle semavi  dinlerde  büyücülük  yasaklanacak , büyücüler lanetlenecektir.

Etnolog İvar Lissner “ Tanrı ve sihir”  ( God and Magic ) adlı kitabında  ilginç  bir tezi  öne sürüyor . Lissner ‘e göre ilkel  insan da tek  bir Tanrıya  inanırdı , ancak büyücülerin ve kabile

Şamanlarının etkisi altında , Çok tanrılığa putperestliğe  itildiler.  Ortada bir gerçek var , bizden  70 – 80 000 yıl önce yaşayan ve ilkel  dediğimiz  insan bir inanca sahipti.  Ola ki bu inanç  - Cro-Magnon ve  Neanderthal dönemleri  arasında  bazı ayin uygulamalar  bazı büyüsel batıl  itikatların dürtüsü ile değişmiş  büyücülük bu ilk  inancı hedefinden saptırmıştır  (Colin Wilson

Gizem ( the Occult) Mayflwer Books St. Albans 1971.)

 

Eski Mısırda Büyü :  Eski Mısırdan bize kadar ulaşan  kaynaklarına  baktığımızda sihir ve büyücülüğün  sihirsel ve büyüsel  adların , büyülerin  tılsım ve formüllerin  Mısır Din hayatında  geniş bir yer işgal ettiklerini görürüz.  İlginçtir ki bu tür inançlar Mısır ‘ın uygar başlangıçlarından son dönemin kadar, fazla bir değişiklik göstermeden  sürüyorlardı.  Bunun temelinde  tartışılmaz bir gerçek yatıyor : Eski Mısırlılar için sihir ve büyü dinsel bir öğretidir. Bu süreklilikte dolayıdır ki antik uygarlıkların  arasında Mısır büyü ve sihir konusunda  daima üstünlük taşımıştır.

Kaynaklara  baktığımızda Nuh Peygamber ‘in oğlu Şem  üç yüz yaşına iken  yani tufandan 190 yıl sonra  Mısıra yerleşir  ve orada 161 yıl boyunca ülkeyi yönetir.  Şem döneminde Mısır  sihrinin en yüksek en inceltilmiş noktasına vardığı söyleniyor.  Yahudi geleneğinde de Hz. Nuh yüce bir sihirbaz olarak gösterilir., bir çok gizli metinlere sahip olduğu söylenir.

Ve Hz Süleyman…..

“ Tevrat ve kuran da bu kralın mucizelerinden uzun boylu  söz edilir” hatırlatıyor Şah İdris , “ bin bir gece masalları türünden  masallarda ( masal kitaplarında)  yaşamı anlatılır. Daha geç  dönemlerde  Avrupa da yazılan büyü kitaplarında Hz. Süleyman’ın  adı yeraltın da hazineler  bulmak için  kullanılırdı…. Özelikle  Arap Tarihçileri  bu olağanüstü  kralın gizemli uğraşlarını  büyük titizlikle  aktarırlar.  İdris Şah Doğu Büyüsü  ( Oriental Magic )  Çev. Osman Yener  Say yayınları 1996)

Mısır büyücülüğü  konusunda  Hz. Musa da bizlere  önemli malzeme  getiriyor.Hz. Musa  Mısır Sarayında  büyüyen  eğitilen  bir Yahudi’dir  ve içinde iki önemli  gelenek taşıyor . Bu yüzden de Nil büyücülerine  karşı giriştiği mücadele de asasını  veya  sihirli değneğini kullanarak üstün çıkıyor.

E.A. Wallis Budge !a göre mısırda  büyüye  inanç Tanrılara  inançlardan  daha da eskidir.

Mısır’da büyü hayatın  her kademesinde  olduğuna göre  tıpta  da karşımıza  çıkıyor, tıbbi reçeteler, cerrahi ameliyatlar  büyülerle baş başa gidiyorlar.

Tanrı Hermes’in dediği gibi . “ Ey Mısır , Mısır ! Gelecek kuşaklar için düşüncenden  ve yüce esrarlarından , sıradan  insanlar için  anlaşılmaz , taşlara kazılı işretler kalacaktır.  Ama bunlar bile yüzyıllar boyunca seni ölümsüzleştirmeğe yetecektir  “

 

Yahudilerde Büyü : Bizans kaynakları  adı  Aaron olan ve I Manuel  Commenos döneminde (1122-1180) yaşayan  bir büyücüden  söz eder.  Kara Büyü yapan cinlerin yardımı ile ölü  falını uygulayan  Aaron  tutuklandığında  dili kesilir ve gözleri oyulur.

Büyücü Aaron  Asurlular ‘dan Yahudilere geçen Mısır ile boy ölçüşen  bir geleneğin kötü örneklerinden biridir.  Yahudi büyücülüğünün  gerçek kaynaklarına  ulaşabilmek  hiç de kolay değildir çünkü karmaşıklığı içinde , binlerce yıllık bir bilginin basamağıdır.

“Samariler!e göre”  diyor Aba Vangh , 1 bütün büyüsel öğreti tek bir kitaba dayanmaktadır. Hz Adem ‘in Cennetten  alıp beraberinde  getirdiği  “ işaretler kitabı “  . Aslında bu bugün                    “ Raziel’in Kitabı “ olarak  bilinen metindir . “ Enoch ‘ın Kitabı “  Hz. Süleyman ve Hz Musa’nın mitoslaşmış  miraslarına  dahil olan bir başka kitaptır “ ( Aba Vangh  Sihirler (les Magies )  ed. Savoir pour etre Bruxelles 1991 )

Destansı Yahudi büyüsel kitaplar  ve kaynaklar  uzun süre kayıp sayılıyor, bir kısmı ise Arapça çeviriler ile  ortaya çıkıyor.

Yahudi büyücülüğü ve falcılığı konusunda  Tevrat  ilginç ve açıklayıcı  bir metindir.

“bu efendimin ondan içtiği ve hem de onunla fala baktığı kase değil midir.” Tevrat , tekvin 44,5

“ Ve Elişa ona dedi:  bir yay ile ok al. Ve kendisine bir yay  ile oklar aldı. Ve İsrael kralına dedi: Elini yayın üzerine koy, ve elini koydu. Ve Elişa  ellerini kralın  üzerine koydu ve dedi : şark tarafından pencereyi aç, ve açtı. Ve Elişa : Oku at dedi, ve attı. Ve dedi Rabb’in kurtarış oku , Suriye ‘ye karşı kurtuluş oku , çünkü Suriyelileri bitirinceye kadar onları  afekte vuracaksın.. Ve dedi : okları al , ve aldı . Ve İsrail kralına dedi : yere vur ve üç kere vurup durdu. Ve Allahın  adamı ona karşı  öfkelenip dedi. : Beş veya altı kere vurmalıydın., o zaman  Suriye yi bitirinceye kadar onu vurmuş olurdun. Fakat şimdi  Suriye’yi üç kere vuracaksın.” Tevrat Krallar  2,13, 15, 19.

 

“ Ve size  fısıldayan  ve mırıldayan cincilere  ve bakıcılara  danışın, derlerse , bir kavim kendi Allah’ına danışmaz mı*  yaşayanlar için ölülere mi danışılır ? deyin “  Tevrat İşaya 8 ,19

 

Yahudilik temelde büyücülüğe  karşıdır ancak kimi büyüsel  işlemler  de içeren kehanete açıktır.

“ Aldığın öğütlerin çokluğundan yoruldun: Müneccimler  yıldızlara  bakanlar  , aybaşlarında  ne olacağını bildirenler , şimdi kalksınlar  da başına gelecek  şeylerden seni kurtarsınlar. “ Tevrat İşaya 47 ,1

Yahudi büyücülüğü gördüğümüz gibi  gerçek  veya destanımsı  kaynak kitaplara  bağlıdır.  Bunlardan biri olan Zohar  içerdiği iblis melek cin şeytan  ve ruh  bolluğu ile  14 yüzyıldan başlamak üzere  Avrupa ‘da kullanılmaya  başlanılıyor ve Yahudi büyücülüğünü geniş çapta tanıtmaya yarıyor.

 

Asur da Büyü :  Asur büyücülüğü bir bakıma  Orta Doğu büyücülüğünün bir başlangıcı sayılabilir, hatta  sadece Orta Doğu’nun değil de sonradan  bütün Batıyı  etkileyen  büyücülüğün . Orta Çağdan kalma büyü kitaplarında ünlü “ grimoires” ‘lara baktığımızda  Asur’dan kalma çokça büyü formülleri ile karşılaşırız.  Yüzyıllardan beri büyüsel işlemlerde cinleri ruhları çağırmak  için kullanılan  geleneksel büyülü dairenin ilk örneklerini Asur’da  buluruz . M.Ö. 700 yılından kalma bir yazıt bize bugün söylenmiş gibi geliyor :

“Görüntüler imal eden , büyü yapan , yüzü kötü , gözü kem, ağzı kötü, dili kötü, dudakları kötü olanı , en etkili büyüleri yapanı çağırın gökyüzünün ruhları , yeryüzünün ruhları “Aba Vangh

Bundan üç bin yıl evvel önce Asur da yaşayan insan gelişmiş bir uygarlığa rağmen , etrafında üşüşen kötü ruhlardan  korkutucu büyülerden ve büyücülerden  dolayı  kendini hep tehlikede hisseder. Ne söylediğine nereye baktığına  nasıl davrandığına  kiminle temas ettiğine her daim dikkat etmelidir. Herkesin etrafında her an kötülük yapmaya hazır  sayısız şeytanlar , cinler, kötü ruhlar dolaşıyor. Örneğin  kem gözlü cini Sedu  insanlığın düşmanı  fırtınalar  cini Utukku  gibi . Utukku  vampir bir cindir., insanların eti ve kanıyla beslenir.  Sürekli bir tehlike teşkil eder, insana benzemez , ne erkektir ne de dişi , toprağın derinliklerinde gizlenir.

Fırtınalara   doğal afetlere hükmeden  Lilu , Lilitu,ve Ardat  Lili üçlüsü.

İster bunları kullansın , ister onlarla karşı mücadele  etsin  Asurlu büyücü gerçekten güçlüdür.  O da yukarıda bazılarını  saydığımız  kötü cinler,ruhlar ve tanrılar kadar kötü olabilir., kötülükler yapabilir. . Büyücü cinleri çağırabilir, hasta edebilir  sakat bırakabilir ve tek  bir kelime ile öldürebilir.  Buna karşın dilediğinde , koruyucu,ve şifa verici olabilir.

Eski Asur ‘da büyücüler çeşitlere göre ayrılırlardı.

1-      Sahiru :      Büyüleme uzmanı

2-     Kassapu:     İksir ve Zehir Uzmanı

3-     Pasistu .     Merhem Uzmanı Cadı

 

Asur Büyücülüğünde  cadı, sonraki çağlarda  rastlayacağınız  benzerlerinden kat ve kat  daha güçlü ve dehşet vericidir.

“ Evren onun Dünyasıdır , her dağda gezinir, tüm sokaklarda dolaşır, evlere sızar, kalelere girer , dört yol ağızlarında bulunur.” Der bir Asur yazıtı . Daha kötüsü  “ Cadı Tanrıların ağzını  kapatır ve Tanrıçaların dizlerini zincirler”

Asur’da büyüleri  çözmenin bir başka yöntemi tanrılardan yardım istemekti, belirli tanrılara  dua etmekti. Bu konuda  en çok yardımcı olan tanrılar arasında  Güneş Tanrısı  Samas’ı Ateş Tanrısı  Gibil’i  Sihirbaz Tanrı   Marduk’u ve kötü bilinmekle  birlikte  zaman zaman  iyilikleri  de olan  Lugalgirra ‘yı sayabiliriz.

 

Antik Roma  ve Yunan’da Büyü  :

Putperest ve çok Tanrılı  Roma ve Yunan’da  Orta Doğudan  başta Mısır ‘dan gelen etkilerle  büyücülük uygun bir zemin buluyor. , gizli büyücü örgütler  , büyüsel törenler  artıyor. Yunanistan’ın Tesalya bölgesi  büyücü kadınların, cadıların bir merkezi oluyor. Bütün bu hareketliliğin temelinde  yerel inançlar  ve ağızdan ağza  dolaşan eski destanlar yatıyor.  Yunanlılar kendilerini büyüye teslim ediyor ama Roma  belki daha kuralcı  daha disiplinli olduğundan  direniyor.  M.Ö. 451  yılında  bir yasa büyüsel işlemleri  büyüsel uygulamaları  kesinlikle yasaklıyor. Ancak yinede gizlice  halk arasında yayılmaya devam ediyor.

İlginçtir ki tarihi boyunca  büyücülük her dönem  ve yerde  daima  iki ayrı  sınıfa yayılmıştır.  Her şeye sahip olanlar  ve hiçbir şeye  sahip olmayanlar arasında.

Çiçero’ya  göre Roma büyücülüğü üç’e ayrılıyor .

1 - Haruspicini :  Ya da hayvanların organlarını  başta  ciğerlerini  inceleyerek tanrıların

                               niyetlerini anlamak

2 -Fulgurales   : Ya da şimşekleri yorumlamak ve uzaklaştırmak sanatı

3 -Rituales       :  Ya da toplumsal ve siyasal koşulları  insan  hayatını  ölüm sonrasını düzenleyen

                              Yarı büyüsel kurallar.

Yukarıda işaret ettiğimiz gibi  büyü kehanetle  bir  arada  yürütülüyor. Teselya’da ki cadıların bir kısmı  aynı zamanda kahindirler . Öte yandan  “ Gaetes”  adını alan  en alt  sırayı işgal eden  kara büyücüler  de büyüleriyle ünlenirler.

 Yunan ve Roma  büyücülüğünde  de cinlerin, kötü ruhların  çağırmak  ve onları büyüsel işlemlerde  kullanmak için formüller eksik değildi .

“Gel  cehennemden çıkma , göksel  ve dünyasal bomba , uzak  yolların , kavşakların tanrıçası. Sen geceleyin ilerliyorsun , ışığın  düşmanı , gecenin dostusun. Köpeklerin ulumaları ve akıtılan  kanlar seni mutlu eder. Mezarların  ve gölgelerin  arasında  dolaşırsın, kanı arzularsın , insanları dehşete sürüklersin . Gorgo Morgo , bin şekilli  ay , bu büyüye olumlu bak. “

 

Uzak Doğuda Büyü : 

Çin’de büyü :  Avrupa büyücülüğü  Orta Doğudan kaynaklanıyor. Uzak Doğu büyücülüğü ise  kaynaklarını  Orta Asya’da buluyor.  Tarihi bilinmeyen geçmişlere  dayanıyor. Uzak Doğunun bütününde  büyü ciddi bir olaydır. , inançlar bu yöndedir  büyüye inanılır .  Büyücülükle               “ mistik” tinsel  bağlar  kurulur. . Daha M.Ö. 1 yüzyılda büyücülük kendini  imparatorluk saraylarında  buluyor. “ Resmi “  büyücülerle  ile  “gayri resmi”  olanlar  çatışıyorlar. Saray’daki  büyücü  bir uzmandır , yasal çalışıyor  ve korunuyor  sokakta ise halk kendi büyücülerine  inanıyor , onları tutuyor.

Saray’daki  büyücünün işi  nedir ?  Saray , Çin  uygarlığının  en parlak  döneminde  büyüyü neden yasallaştırıyor.

Moğol geleneklerinden hareket eden  Çin büyücülüğü  ruhlar dünyasının  iyi ve kötü güçlerin dahilinde kendini ifade ediyor.  Sadece  doğanın  kurallarını zorlamaya bakmıyor.  Zamanla zaman   mefhumu  zaman boyuttu ile bir alışverişe giriyor . Antik  uygarlıkların  tümünde olduğu gibi  büyücü bilgi sahibi bir kahindir, devlet bazında ve ülke bazında verilen kararlarda payı vardır., geleceği en iyi en doğru şekilde tahmin edebilen kişidir.  Yorumları  engin bilgisine ve tecrübesine dayanır. Klasik Çinli  büyücü  temelde , bir çeşit felsefecidir. Konfüçyüs ‘ün  Lao-Tse’nin   Shinto’nun  bir izleyicisidir bir temsilcisidir.  Sihnto  dininde bir tanrı ve Tanrıça bolluğu  bulunuyor ,onların sayesinde  ve onların yardımı  ile büyülerinin seviyesini yükseltiyor.

Çinli Büyücü  bir  kahin olduğu kadar  bir koruyucudur. O  da tılsımlar , büyülü  aynalar kullanıyor .  Çinli büyücü  özelikle tılsımlar üzerinde çalıştığında  işaretleri çok iyi kullanıyor. Buna şaşmamak  gerekiyor çünkü  Tao Dininin de  Taoculukta  her işaret bir tanrıyı  ifade eder. Kullanıldığında o Tanrının katkısını sağlar.

Kaynaklardan çıkarabildiğimiz kadarıyla  geleneksel  Çin büyücülüğünde  Ak Büyü , Kara Büyü Kırmızı Büyü  diye bir ayırım yoktur. Tek ayırım daha önce işaret ettiğimiz  gibi  resmi ve gayri resmi büyücülerin  arasında olandır.  Ancak  İdris Şah ‘ın açıkladığı gibi resmi olmayan büyücüler de bir öğrenimden geçtiklerinden  Halk Tarafından nerdeyse aynı derecede  itibar görmektedirler.

Büyü işlemi ayinsel  bir düzen gerektirmektedir ve bu  sadece Çin ‘de değil de her kültürde geçerlidir. Antik  uygarlıklarda  ayinsel törensel yaklaşım ve uygulama bir geleneğe uymak zorunluluğu  büyüsel işlemin bir parçasıdır.

Büyüsel  işlemlerde  bir heykelciği  , bir kuklayı kullanmak neredeyse  evrensel  büyü kültürünün ve uygulamalarının  kaçınılmaz   bir parçasıdır.

Dolayısıyla  bu çeşit bir işleme  Çin’de de rastlamamız doğal  sayılmaktadır . Ancak Çindeki  uygulama farklıdır, Batı’da  ve diğer kültürlerde  heykelcik ve kukla  üzerinde yapılan  işlem çoğunlukla  Kara Büyü ile bağlantılıdır. Çin büyücülüğünde ise  bağlantı pek kesin görünmüyorsa da  amaç  bir cini  ve yeni  doğan bir bebeğin ruhunu o heykelciğin  o kuklanın  içinde hapsetmektir.

 

Japon Büyücülüğü  :

Çin de rastladığımız ayırım  ( resmi ve resmi olmayan büyücülük) Japonya’da da karşımıza çıkıyor.  Birinde  Temel Budizm’e dayanıyor , diğerinde  Şinto Dinine .  Büyücülük her şeyden önce bilgi  sahibi uzmanlara , sihir ile uğraşanlara  aittir.  Halk tipi batıl inancı büyü ise alt kademelerde kalır ve halkın dışında itibar görmez.

Her büyücülük geleneğinde  olduğu gibi Japon büyücülüğünde de temeller  ve bunları oluşturan kaynaklar karmaşıktır.  Benzer uygulamalara  benzer malzeme  ve nesnelere rastlanır.Çin büyücülüğünde  gördüğümüz gibi Japonya’da  Ak veya Kara Büyü arasında  bir ayırımdan söz edilmiyor.  Büyü ve büyücülük  bir bütündür değişen tek şey büyüsel işlemi  yönlendiren niyettir.

Japonya’da kesin bir kara büyü yoksa da cadıcılık  vardır ve bu bazı imparatorluk  fermanlarında  yasaklanmaktadır. Ölçü : zarar vermemektir. Zarar veren muhakkak cezalandırılır.

Büyüsel işlemde  kurban eksik değildir. ( köpekler) ama amaç burda kan akıtmak değil  bir yoğunlaşmanın (aç bir köpeğin yoğunlaşan açlığı )gibi peşine düşmek ve onu “ kapmaktır”

 

Japonya da ki büyüsel  uygulamaların bazı örnekleri :

Cinsel iktidarsızlığa  karşı  : Sirke  “ sake “  ( pirinçten geleneksel Japon içkisi )  Soya baklası , Zeytinyağı , su

Aşk iksiri :  Yakılan iki kertenkelenin tozları ve su

Karı Koca arasında  kavga Çıkartmak için:  bir terliği ters çevirmek

Nefret Uyandırmak için:  bir tılsımı  yer altına gömmek ve üstün basmak 

 

Hint Büyücülüğü :   Hindistan her zaman esrarları  olağanüstü olayları  “ fakir”leri  “ yogi” leri  ile gizem meraklılarını ve araştırmacıları çeken bir ülke oldu.  Ve Hindistan Uzak Doğu  büyücülüğünün tarihinde , kendi özel konumunu daima korudu.

Ancak….

“ Hindistan’da  batıl inanç  sömürüsü kendilerine  “ fakir “ ya da “ sadhu”  süsü vererek  onların kılığına  giren bazı  serseriler  tarafından kazanç  elde etmek  için namussuzca  yapılmaktadır. Fakat bu ülkede  Tanrının  gazabına  yol açan bir olaya sebebiyet  veren kişiler, Ceza kanunun öngördüğü cezaya çarptırılabilmeleri için mağdur duruma düşmüş  şahsın tanıklığı sayesinde  kolayca  mahkemenin önüne çıkarılmaktadır. “  yazıyordu  1930 ların Hindistan’ı iyi bilen  Paul Dare ( Paul Dare  Hintlilerde Ak ve Kara büyü , ruh ve  madde yayınları 1990 )

 

Geleneksel olarak  Hint büyücülüğü  her sorunu  haledebilecek durumda olduğuna inanır ve doğal  olarak  aynı inanış  halk tarafından da paylaşılır.  Bu karşılıklı güven  büyüsel sürecin kayıtsız şartsız  kurallarından biridir.  Büyücü kendisine  ,ona başvuran  büyücüye  inanırsa işlem , bir tür  telepatik  bağlantı şeklinde istenilen sonuca ulaşır. Aksi takdirde başarısız kalır.

 

Hint büyücülüğünü araştıran  yazarların  büyük kısmı  Hintli büyücülerin olağanüstü  ve doğa ötesi  güçlerinden söz ederler . Ancak burada  dikkatli  davranmak gerekiyor  çünkü gerek   bu yazarların  gerekse başkalarının kabul ettikleri  gibi  gösterilmek istenen  işlem basit bir gözbağcılık  oyunundan öteye gitmiyor.  Olağanüstü  görülmesi  çoğu saf  olan izleyicilerin  kabulüne bağlıdır.

Başka ülkelerde olduğu  gibi Hindistan’da da büyünün en büyük  ve sağlam dayanağı  telkindir   ( bazen ise hipnozdur) . Kimi yorumculara göre temel etken büyücünün  içinde barındığı  yıllar süren  disiplinli çalışmalarla elde ettiği  doğal bir güçtür.  Bunu belirtmek gerekiyor ki ister  Yogilerin ister Guruların  uyguladıkları  büyücülük şekilleri  büyücülüğü aşıp  parapsikolojiye  dahil olur, öylece açıklanır.

Batılı, Orta Doğulu ve Uzak doğulu  büyücü kılıcı kullandığı gibi yere  çizilen daireyi kullanır.

 Hint  büyücülüğünde  örneğin dairenin  yere çizilmesi şart değildir, büyücü  değneği  ile onu havada çizer  işlemleri öylece de yürütür.

 

Sevgili okurlarımız dizimizin bu sayımızda ki yazısı burada bitiyor . Önümüzdeki sayımızda          ( sayı 55  Mart 3010 )  da ki yazımızda  sizlere  vereceğimiz bilgiler :

 

İslam da Sihir  - Büyü

Sihir – büyü nedir?

Sihir veya büyünün çeşitleri

Büyünün Tesir gücü nedir

İslam da  büyünün  Hükmü ve Cezası

Kuranda  Büyü ve büyücülük

Harut ve Marut’a indirilenler neydi ?

Felak Suresi ve büyücüler

Nazar göz değmesi

Büyü  ile yapılabildiği  söylenen bazı hususlar

 

Sevgili okurlarımız  bizle bilgi  istemek veya fikrinizi bildirmek için  iletişim kurmak için

bilgi@evreninsirlari.net   adresine mail gönderebilirsiniz.

 

Önümüzdeki sayımızda buluşmak ümidiyle.

 

 

 

Evrenin Sırları ©® Sayı 54   Bilinmeyenin  Sınırları :  Maji- Büyü – Sihir – Wodoo  Sayfa  05  /189-180-200/

 




Ana Sayfa'ya Dön