|
Sevgili
okurlarımız , sizlere dizimizin ikinci bölümünde MEDYUMLAR hakkında din
bilimcilerinin ve muhtelif dinlerin kutsal kitaplarından bilgiler vermeğe
devam edeceğiz.
Obsesyon
Musallat olan varlıklar
Obsesyon Şartları
Obsesyon Belirtileri
Obsesyonla mücadele
---Dr. Karl
Nowotny---
Bir Doktorun Ruhsal
Dünyadan Mesajları
Dr. Karl Nowotny, (1895-1965) Viyana
Üniversitesi’nde psikiyatri ve nöroloji dersleri veren bir profesördü.
Birçok bilimsel makale de yayınlayan doktor, ölümünden birkaç ay sonra
medyum Grete kanalıyla bu kitapta okuyacağınız ruhsal mesajları vermeye
başladı. Mesajlarında açık ve basit bir dille öte alem hakkında bilgiler
vermekte, dünyada yaşayanlara sağlıklı bir hayat felsefesi için öğütlerde
bulunmaktadır.
Obsesyon : Musallat Varlıklar
Deneysel spiritizmin en olumsuz tarafını ,
yani insan için esaret teşkil edebilecek OBSESYONU iyi bir şekilde anlatmadan
diğer konulara geçmek doğru değildir. Bu konularda kendilerini
İlerletmek isteyen insanlar varsa önce
obsesyon durumunu obsesif durumun nasıl olduğunu nasıl müsait zemin
aradığını , hangi zeminlerde daha kuvvetli ve rahat bir şekilde
geliştiğini bilmeleri gerekir. Her işin bir tehlikesi vardır. İşte
medyumluğun da bir meslek haline getirmiş veya getirmeye çalışacak olanlar
varsa bunu insanlığın gelişmesi için gerekli bilgileri insanlara aktarma
vazifesini üzerine almış olanlarında bu tarzda tehlikelere maruz kalmaları
söz konusudur. Bu bir icaptır , bunun da önüne geçmek için bu hususta iyice
bilgilenmek lazımdır.
Bilgilendikten sonra otomatik bir
şekilde varlık kendini muhafaza eder. Hiçbir tehlike söz konusu değildir
artık.
İrtibatta olan ruh , yukarıda ki eksi
durumları gayet sinsi ve kurnazca bir araştırma ile anladıktan sonra
kendini has fikirlerini kabul ettirmeye başlar demiştik. Bu varlık
celsedekilerin kutsal inançları yönünden de hücuma geçmişse bunlara
hemen hemen evet demekten başka çare yoktur. Öyle bir duruma gelirler ki
her şeye evet demeye , bu varlığın ihtiras ve nefsaniyetinin uşaklığını
yapmaya başlarlar . Bir çok celseler artık bu tehlikeli duruma girme
durumunu gösterdiği zaman onları uyarmak gerekir fakat ne var ki gene
müşahede ettiğimize göre , o gruplar kesinlimle böyle bir duruma
düştüklerini kabul etmiyorlar ve gelip yardım da istemiyorlar. Acayip
bir gurur ve inangaçlığa kapılıyorlar. Oturup daha evvel elde edilmiş
olan ve tahkiki yapılmış bilgilerle manasız ve abes sözlerle yavaş yavaş
bağlanmış oldukları o bilgileri karşılaştırmak gibi bir durumu dahi
ele almıyorlar . Her şeyi en son elde etmiş oldukları bilgiyle uydurmaya
çalışıyorlar.
Bu da obsedör varlığın belirgin özelliklerinden
bir tanesi oluyor. Özelikle dini tasavvufi ve şimdi artık epey de moda
oldu, birçok yerlerde görüyoruz bunları , kozmik seviyeli kisvelere
bürünerek bizlere acayip , tuhaf saçma sapan şeyler söylemeye kabul
ettirmeye çalışan varlıklarla da karşılaşıyoruz. Falanca galaksiden
bilgi veriyoruz , gibi . Özelikle gençlerimizin bu konuda uyanık
olmaları gerekir çünkü onlar samimiyetle uzay konusu ile çok
ilgileniyorlar,bu şeklide kendilerine yanlış bir akım olabilir.
Düşük seviyede olan bedensiz varlıkların
obsesyon eyleminden beklentileri vardır. Temelde kendi ihtirasları ve
nefsaniyetleri yönünde tatmin edemedikleri taraflarını insanlar üzerinde
Yapacakları uygulama ile tatmin
ederler. Halbuki gelişmiş bir varlığın böyle beşeri tatminlerle ilgisi
yoktur. O bu safhayı çoktan aşmış , onun bütün endişesi üzerine almış
olduğu vazifeyi yerine getirmektedir. Bilgi vermekten ibarettir.
İnsanların dünyasal hiçbir hayatına karışmaz , hatta bu hususta yol bile
göstermez, onlar sizin meselenizdir der bırakırlar.
Bir değil en azından yüzlerce pek çok
tecrübede aynı sonuçlar aldık. Obsedör varlıklar zaten dünyadayken de öyle
idiler . Bir ihtirasın tatmin olmayan tarafın etkisi altında kalmış
varlıklar bedenini terk etmiş bile olsa sürekli şuur sürekliliğinden
dolayı , spatyum da da yani bedensiz halde iken de hemen hemen dünyasal
duygularını taşırlar.
Onun için OPERATÖRLERE medyumların
geliştirilmesinde ve yönetimi bakımından çok iş düşer, aynı zamanda
etrafındaki haziruna de çok iş düşer . Onların düşünce dalgaları iyi
niyetleri ve pozitif etki alanları varlığın etrafında bir barikat teşkil
ederek onu her zaman koruyabilir.
Hakimiyeti kurmay çalışan bu varlıkların
nerelere kadar gidebileceği meselesi çok uzundur., öyle ki bazı
medyumlarda intihar etmek meyline kadar getirebilirler , bazıları da
başkalarını imana yani kendi inandığı fikirlere davet etmeye başlar,
peygamber olduğunu ilan eder ve bir çok şeylerde yapabilir.
Mesela Avrupa ve Amerika’da yayınlanan
bazı makalelerde , kanser veya AİDS hakkında ruhsal varlıklardan
alınmış olan küçük tebligatlar da aralara sıkıştırılmak suretiyle
yazılar yazılıyor. Doğrudan doğruya herhangi bir hastalığın
iyileştirilmesi için bir formül vermek bir ilaç tavsiye etmek , ilacın
formülünü temin etmek diye bir şey yok. Sizler niye kanser oluyorsunuz ,
bu kadar kanser niye yayıldı , AİDS ‘in manevi ve ahlaki sebebi nedir ,
ruhsal sebebi nedir. , tarzında bilgiler veriliyor daima , bunlar üzerinde
durun önce diyorlar. Bu sebepler hedefine ulaştığı vakit belki siz kendi
meselelerinizi çözeceksiniz tarzında.
Obsesyon Şartları
Obsedör yani musallat ruh insan için pek
iyi olmayan emellerini gerçekleştirmek için hükmü altına alacağı insanın
en zayıf en yumuşak dolayısıyla kolaylıkla yalanabilecek en bağlı
bulunduğu ruh durumunu arar.
Bunlar az çok herkeste bulunan manevi
veya mistik eğilimler ve duygulardır. Sinsi bir tablo içerisinde bu kişi
yavaş yavaş bu ruhun tesiri altına girer . Bunun şartları pek çeşitlidir,
pek azı malumunuzdur. Obsesyonun sebeplerine baktığınız zaman
bildiğimiz kısım ancak görebildiğimiz, müşahede edebildiğimiz kısımdır.,
halbuki obsesyonun çok daha derin sebepleri vardır. Hatta çift yaşam gibi
bir duruma gelmiş obsedör varlıklarla da çok karşılaştık, bunlara
bilimin verdiği çeşitli isimler vardır ama biz yine de onları bir obsedör
varlık olarak ele almak zorundayız. Bu kişiler basit telkinlerle değil
fakat daha değişik tedavi şekilleri uygulanarak bu obsedör varlıklardan
kurtarılmaktadırlar. Bu tedavi şekli oldukça zahmetli ve zordur , bu
yüzden çok sabırlı ve dayanıklı olmak lazım. Bu gibi şahısları deli veya
şizofren olarak kabul etmemek iyice inceleyip doğru bir teşhis konyak
gerekir
Bilhassa duygu ve düşüncelerini saatlerce
belli bir fikir üzerine odaklayıp saatlerce meditasyon halinde konsantre
olarak bulunmak ve o halde kalmak tasalluta çok elverişli bir duru yaratır.
Bu insanı obsesyona hazırlayan ve
obsesyona iten çok güzel bir araç ve vesiledir. Meditasyon yaptığı
sırada bu şekilde musallat bazı fikirlere ve bazı yaptırımlara maruz
kalan bir çok insanlar karşılaşılmaktadır.
Kötü niyetli ruh sinsi bir yaklaşımın
ardından kendi tesir ağını insanın üzerine güzelce yerleştirdikten sonra
ikinci aşamada kendisini güzel iyi faziletli bilgin gösterir. Onun
yaptığı telkinlere o kişilerin huyuna göre ifade kullanır., bazı önemli
olayları önceden bildirerek o kimselerin itimadını kazanır.
Obsesyonların acaba etkisi ve süresi ne
kadardır ? Obsesyon olayının birden bire ortaya çıkmasına ne maddeten ne
de manen herhangi bir imkan yoktur. Yani obsesyon umumiyetle ne vakit
başladığı bilinmez . Fakat açıkça ortaya çıkış zamanı az çok tayin
edilebilinir.
Medyumluk çalışmasının dışında olan
kendiliğinden obsesyona yakalanmış insanlarda çoktur. İlla bir spritizm
celsesinde veya bu celseleri sürdürürken böyle bir şeye yakalanmak söz
konusu değildir. İşte o yolla umumiyetle dini hezeyanlar , dini halüsinasyonlar
, dini fikirler
Altında bir çok obsesif durumların
çıktığını biliyoruz.. Kendilerini peygamber , mehdi veya halife zanneden
insanlar bunu fiilen gerçekleştirmeye çalışırlar ve gerçekleştirirler ve
bu yolda ilerlerler Çok dikkatli olmak gerekir , normal bir insan da
zanlarının etkisi altında obsesif bir durumla karşılaşabilirler ve
devamlı körüklenir bu fikir.
Obsedenin kendi marifeti olan
obsesyondan kurtulmak gene obsedeye bağlıdır. Har istediği an
Kendini kurtarabilir fakat şunu unutmamak
gerekir ki uzun süren bir temas ve yakınlık sonunda tasallutta uğrayan
insanda bu varlığa karşı duracak güç ve irade azalır, zaaf ve manevi
çöküntü başlar.
Obsesyon Belirtileri .
Obsesyonu gösteren nitelikler arasında
şunlar bulunmaktadır:
Bir bedensiz varlık yazı, işitme, veya
tipoloji ile ısrarlı bir şekilde irtibat kurmaya çalışır. Tipolojide gayet
kolay ve basit bir irtibat kurma metodudur ve darbeler konuşma manasına
gelir
Bir masanın ayağının hafifçe kaldırılıp
şifreli bir tarzda yere tık tık vurulmasından meydana gelen bir harekettir
Obsadör bir varlıkta bu tarzda ısrarlı bir
irtibat kurma arzusu vardır. Bunun zıddı olarak gelişmiş bir varlığın bu
şekilde ısrarı yoktur. Bunu medyum veya etrafında bulunan kimseler veya
operatörün kendi inisyatifine bırakmıştır. . Eğer onlar isterse kendisi
bilgiler vermeye hazır olduğunu gösterir. “ Hayır ben illa size şunu
anlatacağım, bunu vereceğim tarzında”
kapıdan kovsanız bacadan , bacadan
kovsanız öbür taraftan gelir şekilde davranmaz .
İkinci bir gözlem , medyumun zeka ve
aklına rağmen aldığı tebliğlerin boşluğu , ve gülünçlüğünü anlamaya engel
olan illüzyonlardır. Bazen öyle saçma sapan bilgiler verilir ki , bunun
arkasından medyum hemen aldatıcı rüyetler içinde sahneler içine sokulur
ve verilmiş olan o bilginin sanki delilleriymiş gibi göz önüne alınır,
halbuki hiç alakası yoktur tamamen bir uyutma taktiğidir. Bunlar pek ender
olur, fakat olan vakalar olduğu için belirtmek zorundayım.
Üçüncü bir husus : İrtibat kuran ruhların
kimliklerine ve yanılmazlıklarına kesin olarak inanmak. Bazı varlıklar
kendilerini falan filan isim altında tanıtırlar.. Bu toplumun veya
insanların daha fazla saygı ve hürmet besledikleri, çok kıymet verdikleri bir
takım isimler vardır. Bunlar bizim ülkemizde mistik tasavvufi ve ilahi
yönde gelişmiş varlıkların isimleri ile özdeşleştirmek şekliyle ortaya
çıkar. “ Ben falan hazrettim , filan büyüğünüzüm”
Dördüncü olarak : Medyumun kendisi ile
irtibatta olan ruhların övgülerine inanması . Bazı varlıklar da medyumun
çok değerli bir varlık olduğunu , çok büyük bir vazifeli olduğunu ,
misyonunun şöyle olduğunu gibi sürekli metih ederek medyumun nefsani
tarafını yükselterek onu kendine bağlar.
Beşinci durum : Medyuma faydalı bilgiler
veren , nasihatte bulunan kimseleri medyumdan uzaklaştırmaktır. Niyeti iyi
olmayan bir varlığın yapacağı il işlerden birisi medyumu daima kontrol
edebilen ona doğru bilgiler veren onu akli prensip ve ilkeler içinde
tutabilen tahkik imkanlarını hiçbir zaman uzak tutmayan yakın çevresinde
ki kişi veya kişileri ters mekanizmalar kullanarak onları o celsede
uzaklaştırmanın yollarını aramaktır.
“ Sen inanmıyorsun ,
inançsızsın,dolayısıyla , sen dışarı çık” der. Veya daha başka surette o
insanla arasını bozup ondan koparmaya çalışır “
Tüm Yönleriyle MEDYUMLUK
Ergün Arıkdal
Ruh ve Madde Yayınları
http://www.netkitap.com/kitap-tum-yonleriyle-medyomluk-ergun-arikdal-ruh-ve-madde-yayinlari.htm
Ruh ve madde Yayın Evinden bu kitabı online
yukarıdaki linki tıklayarak alabilirsiniz.
Kendinde medyumsal yetenekler bulunan insanların
hem bireysel hem de toplumsal bir vicdana uymaları, bu amaçla birtakım
kuralları, birtakım metot ve ilkeleri incelemesi lâzımdır. Çünkü medyumluk,
bencilce çıkarlar ve hedefler yönünde kullanılacak bir pratik değil,
üzerinde hassasiyetle durulması gereken ve hem dünyasal hem de evrensel bir
sorumluluğu olan bir misyondur
---Dr. Karl
Nowotny---
BİR DOKTORUN RUHSAL
DÜNYADAN MESAJLARI
RUH VE MADDE YAYINLARI
http://www.kitapelinizde.com/book/yazar/61623_1/karl_nowotny.htm
Bu kitabın üç cildini de yukarıdaki linki tıklayıp Ruh ve
madde yayın evinden Online alabilirsiniz
Dr.
Karl Nowotny, (1895-1965) Viyana Üniversitesi’nde psikiyatri ve nöroloji
dersleri veren bir profesördü. Birçok bilimsel makale de yayınlayan doktor,
ölümünden birkaç ay sonra medyum Grete kanalıyla bu kitapta okuyacağınız
ruhsal mesajları vermeye başladı. Mesajlarında açık ve basit bir dille öte alem
hakkında bilgiler vermekte, dünyada yaşayanlara sağlıklı bir hayat
felsefesi için öğütlerde bulunmaktadır
.
RUHSAL ENERJİLER ÖLÇÜLÜ KULLANILMALIDIR
Ruhsal enerjiler her durumda rehberlik edici ve destekleyicidir. Negatif
anlamda ne kadar baskı varsa, ruhsal etkilerden faydalanılması için bir o
kadar da pozitif anlamda imkan vardır. Şimdi, enerjinize ilave olarak
dışarıdan bir enerjinin bedeninize nüfuz ettiğini düşünün, bu enerji
sizinkiyle karışır, sinir sisteminizi kullanır ve onu kontrol altına alır.
Eğer enerji bunu dikkatle yapar, mevcut imkanları ve sağlığınızı göz önünde
bulundurursa fayda sağlayıp güçleneceğinizden emin olabilirsiniz. Ama
sağlığınız dikkate alınmadığı takdirde, günün birinde bedeninize verdiği
zararın ortaya çıkacağını ve bunu hiçbir doktorun teşhis edemeyeceğini
bilmelisiniz.
Ruhsal bir etkinin pozitif veya negatif oluşu, etkiyi gönderen ruh
varlığının iyi veya kötü, olgun veya geri kalmış olduğunu göstermez. Daha
çok etkiyi gönderen varlığın enerjisinin kişinin enerjisiyle etkileşimini,
organizma üzerindeki etkisinin pozitif ya da negatif olduğunu gösterir.
Olağanüstü başarılar kazanmış bazı ünlülere bakınca bunu görmek mümkündür.
Bazıları kendilerini aşırı derecede zorlamışlardır. Örneğin Beethoven
işitme duyusunu o denli zorlamıştır ki, maddi ton ve vibrasyonları alamaz
hale gelmiştir. Bu yeteneğini kaybetmiş olmasına rağmen ruhsal bir varlığın
zihninde ürettiği tonları işitebilmiştir. Organik yönden özürlü oluşu, ona
ilham veren ruhsal varlığı engelleyememiştir. Bu olayda, doğanın insanlar
için koyduğu sınırların aşıldığını görüyoruz.
Elbette dış etkilerin aşırı baskısı
altında kalmayan sanatçılar da vardır. Goethe böyle bir sanatçıydı, en iyi
eserlerini dünyayla ilişkisini kesmeden kısa bir süre önce verdi. Ruhsal
enerji dengesini kurmayı iyi biliyordu. Schumann’ın hayatı farklı bir
konudur. Onun çok iyi yardımcıları vardı, sonsuza kadar değer taşıyacak
eserler üretti. Ama beste yapmaya duyduğu aşırı tutkuyu fizik bünyesiyle
dengeye getiremedi. Bu yüzden kısa zamanda sağlığı bozuldu, zihinsel
güçleri tükendi ve kendisiyle ilgilenen varlıkların ilhamlarını alacak
yeteneği kalmadı. Sanatçı beyin gücünü yitirdiği zaman ruhsal yardımcıları
geri çekildiler, ama o çalışmaya devam etmek istiyor, yaratıcı yeteneğinin
sona erdiğini kabullenemiyordu. Eğer beste yapmaktan vazgeçecek olsaydı
yakınları buna tepki göstereceklerdi. Acil yardım çağrıları sadece canını
sıkan geri düzeyli varlıkları cezp ediyordu. Sonunda kafası karışmış bir
halde obsesyona yenik düştü.
İnsan dünya enkarnasyonu sırasında zaman ve mekanla sınırlanmıştır, normal
ve sağlıklı bir hayat sürmek istiyorsa bu kısıtlamaları kabul etmek
zorundadır. Defalarca söylediğim gibi geceler uyumak içindir, çünkü bu
saatlerde insan bilmediği alemlerden gelen enerjilerle şarj edilir. Bunu
unutmayın ve her türlü medyumik bağlantıyı önce bu ölçüye göre
değerlendirin. İyi bir sanatçının bazen çalışmaktan vazgeçerek içindeki
çağrıya nokta koyması gerekir, çünkü aşırı taleplerle sonuna kadar başa
çıkamaz. (Sayfa: 29-35)
CİNSELLİĞİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Her insanda, kısmen şimdiki hayatında taşıdığı ruhsal olgunluktan, kısmen
de genetik mirasından gelen cinsel eğilimler vardır. Birbirini tamamlaması
gereken bu unsurlar bazen birinin, bazen de ötekinin lehine bozulabilir.
Materyalist yönü baskın insanlar bir eşle cinsel ilişkiyi ruhsal uyumdan,
yani diğerinin ruh ve canıyla bir olma duygusundan daha önemli sayarlar.
Madde geçici olduğundan ona bağlı tüm zevkler de geçicidir, çözülüp
dağılmaya mahkumdur. Oysa ruhsal bağlılık sonsuza kadar sürer, yani ölümün
de ötesine geçer.
Bunu hisseden bazı insanlar cinsel arzuya karşı koyma eğilimi gösterir, onu
ilkel ve değersiz bulurlar, ama bu insanlığın çok küçük bir yüzdesi için
geçerlidir. Maddeye egemen olmak, akla yakın bir gelecekte gerçekleşmeyecek
bir rüyadır. Cinsellikte, hem davranış tarzında, hem de ortaya çıkan
sonuçların değerlendirilmesinde bir orta yol bulunmalıdır. Herkese
uygulanacak kurallar koymak zordur, ayrıca insanın kendine tanınan
imkanları kullanarak evrimleşmesi elinden alınamayacak bir haktır. Ama ne
var ki toplum hayatı sınırlayıcıdır, uygarlığın genel kabul görmüş
normlarına uyum sağlamayı gerektirir, bazı hallerde insan istediği
sonuçları elde edemez. Kısaca, cinsellik konusundaki toplumsal normlar
insanın kendine uygun bir yol çizmesini engeller. Ayrıca, ruhsal olgunluğun
zekayla ve bilgiyle eşanlamlı olmadığını da unutmamak gerekir, bunlar
sadece maddi plandaki gelişmenin temelleridir. (Sayfa: 139-144)
İNTİHAR VE SONUÇLARI
Bireyin yaptığı her hareket kendi kararının bir yansıması ve iradesinin
ürünüdür. Bir insan neden kendini öldürür? Çünkü dünyadaki görevlerini
başaracak irade gücü kalmamıştır, en azından onun görüşü böyledir. İnsanın
iradesi tükendiği zaman sonuç razı olma, duygusuzluk ve pasifliktir. Yaşama
iradesini kaybettiğine inanan birinin, yaşadığı hayattan kurtulmak için
daha az iradesi kalmıştır, çünkü doğa yasalarına göre herkesin arzusu
dünyada mümkün olduğu kadar uzun süre yaşamaktır. Her insanda bulunan bu
içgüdünün varlığı inkar edilemez.
Hayatı sona erdirmek hiçbir şekilde hür iradenin işi değildir. Elbette
ilgili kişi bu fiili gerçekleştirmektedir, ama pasif haldeyken iradesi o
kadar zayıflamıştır ki diğer enerjiler onu ele geçirip kullanacak hale
gelmişlerdir. Özgüvenlerini büyük ölçüde yitirmiş insanlar çoğu zaman tüm
güçleriyle intihar düşüncesine karşı direnirler. Direnirken çaresiz
kalacaklarından korkarlar, bunu yapmak istemediklerini söylerler, ama daha
ileri gitmeleri için baskı yapılıyormuşçasına devamlı yönlendirilirler
.Obsesyonun nedenlerine ve egemen ruh
enerjisinin tipine göre çok çeşitli etkiler ve baskı türleri vardır.
Problemin temelinde her zaman kişinin başarısızlığı yatmaktadır. Bu
kendinden kaynaklanan bir kabahat dolayısıyla olabilir, hayata yanlış
bakışından kaynaklanabilir, aşırı fiziksel ıstıraptan ya da fiziksel
özürlerinden dolayı da olabilir. Bunlar duygusallık içinde her şeyden
vazgeçmesine yol açar ve kişi negatif enerjileri almaya istekli hale gelir.
Her insanın ölüm anının önceden belirlendiğini biliyoruz. Öyleyse önceden
belirlenmiş dünyadan ayrılış gününe kadar yaşamak neden bu kadar önemli?
Canı istediği zaman hayatını sona erdirmek insanın hür iradesine
bırakılmamış mıdır? Dünyaya gelmek için de hür irademizi kullanmıyor muyuz?
Evet ama o işlemde öte alemdeki spritüel normlar geçerlidir, yani varlığın
hür iradesi hiçbir zaman kozmik yasaların üstünde değildir, insan bu
yasaları çiğneme özgürlüğüne sahip olsaydı kaos yaşanırdı. Bu spritüel
normların neler olduğunu size açıklayacak kelime bulamıyorum. İlahi düzen
gereği her insan onlara uymak ve olgunlaşmak için kendine ayrılan zamanı
kullanmak zorundadır. Eğer dünyadan zamansız ayrılacak olursa ruh varlığı
tamamen maddeye bağlı vaziyette kalır, ama maddeden yeterli derecede
yararlanamadığı için çok ıstırap çeker. Ayrıca önceden belirlenmiş dünyadan
ayrılma vakti gelinceye kadar ruhsal aleme ve onun canlandırıcı enerjisine
de uyum sağlayamaz. Bu tür varlıklar zaman ve mekana bağlıdırlar, sadece bu
bile sonsuz ıstırap çekmelerine neden olur.
Aklından intihar düşüncesi geçen bir
hastayı tedavi eden psikiyatrisin en zor görevi, bunları hastasına açık
seçik anlatabilmektir. Hasta yakınlarına da onu anlayıp hoş görmeyi
öğretmek büyük önem taşır. (Sayfa: 144-149)
ÖFKE MANTIKLI BİR REAKSİYONDUR
Şimdi çevre tesirleri karşısında duyulan ve aniden insanı hükmü altına
alarak pişman olacağı şekilde hareket etmesine ve konuşmasına sebep olan
öfke hakkında konuşacağız. Aslında insanın yetişme tarzı dürüst duygularını
bastırmasına sebep olmasa, bu tür kontrol edilemeyen reaksiyonların çoğu
gayet doğal ve makul kabul edilebilirdi. Ama bazen bu hal, hesapçı bir
zihnin soğukkanlılığıyla deneyimlediği olaylara dürüstçe tepki vermesini
engelleyen cesaretten yoksunluk halidir. Böyle bir kişi öfkesini dışa
vuracak cesaretten yoksundur, ama karşısındakine için için düşmanlık
besler. Eğer insanlar bu gibilerin gerçek yüzlerini görebilseler dehşete
düşerlerdi. Bu öyle bir çirkinliktir ki, çoğu zaman öfke nöbetine tutulmuş
birinin kızarmış suratından daha kötüdür.
Bizler ruh aleminden içteki kişiliği,
yani maskelerin ardında gizlenen şeyleri görebiliriz. Oysa dünyada yaşayan
biri genellikle içten pazarlıklı soğukkanlılığa güvenmeyi tercih eder. Bu
tür çirkinliğin, çoğu zaman öfke ve nefretin dürüstçe ifade edilmesinden
daha tehlikeli olduğunu söylerken size yeni bir şey söylemiş olmuyorum.
Gerçekle sahte olanı ayırt edebilmek için deneyimli bir görüşe ihtiyaç
vardır. Dürüst bir insanı ayırt etmek kolaydır, çünkü hoşuna gitmeyen
insanlara fazla dostluk gösterisinde bulunmaz, çoğu zaman da dünyanın en
kibar ve görünüşte en hayırsever insanlarından daha fazla sempati toplar.
Ruh varlığının ışığı daima dışına
vurur, bunu fark edip anlamak insanlarla ilişkilerimizin en önemli
tarafıdır. Karar verirken kesin bir sonuca varmadan önce dikkat edin, bir
insanın kişiliğini toplumun uyguladığı ölçülerden farklı bir ölçüyle
değerlendirmeye çalışın. Övgüler sıralayan bir nezaketin, dürüstçe ifade
edilmiş sempati veya nefretten daha üstün olduğunu söyleyerek çocuklarınızı
yanlış yönlendirmeyin. Eğer samimiyetsizliği yücelten bir tarzda
yetiştirilmişseniz, lütfen yeni bir düşünce tarzını benimseyerek dürüstlüğe
aykırı olan her şeyden uzak durun. Deneyimsiz küçük bir çocuk gibi tepki
verin. Aklınızdan geçen her şeyi söyleyin demiyorum, dürüst olmak için
vicdanen nereye kadar gidebileceğinizi düşünmeniz yeterlidir.
Geleneksel nezaketiniz ruh aleminde takdir toplamaz. Dünyada haklarında pek
iyi düşünülmeyen yontulmamış diyebileceğiniz pek çok genç, iyi öğrenim
görmüş ikiyüzlü bir insandan çok daha değerli ışınlar yaymaktadır.
Meselenin can alıcı noktası, günlük hayatın her yönünde içtenlik
göstermektir. Zorlamalar, baskılar düşüncelerinizi saptırıp sizi
vicdanınıza zıt bir şekilde hareket etmeye yönlendirdiği zaman kendi
içinize dönün. Birçokları için bu gayet nahoş bir deneyim olacaktır, ama bu
idrak kendinizi takdir etmenize değecek yeni bir kişiliğe atılan ilk
adımdır.
Sinir nöbetleri, saplantıdan doğan çılgınlıklar, kontrolsüz taşkınlıklar,
isteklerini hiçbir şekilde tatmin edemeyen ve olayları böyle
zorlayabileceğini düşünen olgunlaşmamış varlıklardan gelen tesirlerin
sonucudur. Bu noktada, her aşırı öfke nöbetinin bir çeşit obsesyon olmadığını
söylemeliyim. İnsani özellikler dış etkiler olmaksızın da abartılabilir,
bazı aşırı tepkiler o insanın içindeki halle doğrudan ilişkilidir
Kendilerini aşağı ve sosyal düzenin
sınırlarının ötesinde görenler ya da çevrenin gereksinmelerini karşılayamadığını
düşünen zayıf kişiler bazen bir güç gösterisi içinde bu duygularını
maskelemektedirler. Kendileri için kritik bir anda sakin kalmakta zorluk
çeker, abartılı şekilde tepki verirler. Cahilin akıllı olduğunu ispatlamaya
çalışması gibi, bazen bir korkağın da aşırı cesaret sergilemesi mümkündür.
Öfke ve sinir nöbetleri çoğu zaman korkunun karşı ucunda yer alır,
depresyon da abartılı kahkahalarla ve sahte neşe haliyle gizlenmeye
çalışılır! (Sayfa: 150-157)
RUHSAL FENOMENLERİN YANLIŞ
DEĞERLENDİRİLMESİ
Eğer insanlar kötü kişilik özelliklerinin ruh aleminde nasıl devam ettiğini
ve nasıl sonuçlandığını görebilselerdi, ruhsal alemle bağlantıları coşkuyla
kabullenmek şöyle dursun onlara kuşkuyla bakarlardı. Tüm yeteneklerini
dünyadaki görevlerini başarıyla yürütmekte kullananların, bu işi hayatın
amacı olarak görenlerin ayakları yere sağlam basar, bilinmeyen alemlerle
ilgilenmek türünden bir arzuya kapılmazlar.
Dünyadaki görevleriyle başa çıkmakta
kendini yetersiz hissedenlerse çektikleri zorlukları unutturacak bir
sığınak arar ve dış ruhsal etkilere hasretle kucak açarlar. Kendilerini hiç
kimsenin bilmediği, anlamadığı tamamen yabancı enerjilere bırakırlar.
Hayatlarında yeni bir destek bulduklarına inanarak çevrelerine yabancılaşır
ve gerçeklerden uzaklaşırlar. Bu tavır onları hayat planından da
uzaklaştırır, izlemeleri gereken yoldan saparlar, canları ve ruhları
dengesiz durumdadır. Yüce olduklarını söyleyen güçlerin empoze ettiği
inançlar sağduyularını ve mantıklarını reddetmeye kadar varır, yücelere
çekildiklerini sansalar da aslında giderek alçalmaktadırlar. (Sayfa:
169-171)
TRANSANDANTAL MEDİTASYONUN
ZARARLARI
Transandantal
Meditasyon, insanın psişesi zarar görmeden uygulanması pek mümkün olmayan
bir sistemdir. İnsanın ruhsal evrimini ileri götürmez, karakterini
geliştirmez. Kişinin kendi kapasitesine aşırı değer vermesine sebep olur,
çevresindekilere karşı terbiyesi kıt bir hale getirir. Giderek yükselen
kademeleri deneyimleme isteği kişinin sağlıklı bir yaşam tarzına dönmesini
güçleştirir. Ancak izlenen yolun tehlikeleri açığa çıktığı, garip ve anlaşılmaz
rahatsızlıklar görüldüğü zaman tüm bu etkilerden kurtulma arzusu duyulur.
Bazı ruhsal varlıklar pohpohlayıcı sözlerle meditasyon yapan kişilere
sokulmaya çalışırlar, her istediklerini yerine getirmesi için onları
zorlarlar. Bu isteklerin yüksek düzeyli varlıklardan geldiğini düşündükleri
için istekleri yerine getirmekten mutluluk duyarlar. Bu tür rahatsızlıklar
işitme halüsinasyonları şeklinde ortaya çıkabilir. Arada o kadar yoğun bir
telepati işleyebilir ki, etki altındaki kişi düşüncelerin kendine ait
olduğunu zanneder. Ancak kendi fikirleriyle bunlar arasında bir tutarsızlık
olduğunu, inandığı kavramlarla çeliştiğini fark edebilirse dış enerjiler
tarafından obsede edildiğini anlayabilir. Kişi hür iradesinden mahrum olmak
istemiyorsa bu etkilere karşı koymalıdır
.Saldırılara karşı koyma gücünü elde
edebilmek için, obsedör ruhun etki derecesini anlamakta göz önüne alınacak
bazı kriterler vardır. Bu kriterlerin en önemlisi yüksek düzeyli bir ruhun
maddi şekilde, örneğin işitme şeklinde dikkati üzerine çekmeyeceğidir,
çünkü işitme halüsinasyonları insan bedenindeki enerjiyi alıp götürür. Hür
iradenin tıkanmasından başka bir anlama gelmeyen baskı da aynı şekilde
zarar verir ve dünyasal görevleri yapmak için ihtiyaç duyulan enerjiyi
azaltır. Yüce bir varlık asla emirler vermez, insanı bir şey yapması için
zorlamaz. (Sayfa: 172-175)
TUTKU ZİHİNSEL BİR
RAHATSIZLIKTIR
Tutku, etkisi altında bulunan insan tarafından meydana getiriliyor
değildir. Bu gibi durumlarda insan isteklerini sınır tanımaksızın şiddetlendiren
sadece negatif ruh enerjileri değil, daha çok bu ruh enerjilerinin
dünyadaki eski alışkanlıklarını devam ettirme isteğidir. Bu amaçla hayatta
kendilerine en yakın kimselere ya da aynı zayıflık belirtilerini
gösterenlere bağlanırlar.
Böyle bir obsedör varlık mutlaka o tutkuyu artırma isteğinde değildir,
çünkü dünyadaki insanı ne kadar hükmü altına alırsa alsın kendine istediği
zevki veremeyeceğini defalarca fark etmiştir. Engellenmediği için obsede
etmeye, tatmin olamadığı için de dünyadaki kurbanına sıkıntı vermeye devam
eder. Bunların, öldükten çok sonra bile dünyaya bağlı kalan ruh varlıkları
olduğunu açıklamalıyım, onlar sizin gibi maddenin tadını çıkaramazlar. Ya
dünyadan çok erken ayrıldıklarından ya da hala orada faaliyet gösterip
dünyanın tadını çıkaracaklarına inandıklarından daha yüksek ruh alemlerine
geçemezler veya bunu istemezler. Bu tür obsesyon altında kalan insanların
yardımımıza ihtiyaçları vardır.
Istırap, kefaretin, cezanın veya
nefretin karşılığı değildir. Telafi etmek daha doğru bir ifade şeklidir,
her kim yanlış bir şey yapmışsa iyi işler yaparak bunu telafi edebilir.
Beden önemsizdir, önemli olan ruhun evrimidir. Bu yargı kulağınıza sert
gelebilir, ama bulunduğum yerden bakıldığında durum kesinlikle budur. Size
ruhsal olgunluk gibi görünen özellik, çoğu zaman eğitimin sonucundan başka
bir şey değildir. (Sayfa: 190-197)
RUH ALEMİNDE KİŞİSEL İLİŞKİLER
Dünya insanının bakış açısına göre insan madde alemini terk ettiği zaman
kişisel ilişkiler de biter, oysa durum hiç de öyle değildir. Ruh ve can
dünyada kalanlarla ilişkilerini keserek özgürlüklerine kavuşur, ruh
aleminde yeni ufuklar ararlar, ama bunun tam bir kopma olması şart
değildir. Ruh varlıkları enkarne oldukları zaman genellikle aynı çevreye
dönerler, çünkü herhangi bir nedenle geçmiş hayatlarında kendilerine yakın
olmuş insanlarla yeniden ilişkiye girmek isterler ya da vaktiyle yapmış
oldukları hataları telafi etmeyi düşünürler. Elbette bu istek dünyaya
birlikte getirdikleri hayat planının sınırları içinde kalır. İki insan bazen
birbirlerini uzun zamandır tanıyormuş gibi bir duygu hissederler, bu
durumda her iki ruh da birbirlerine tanıdık gelen ışımaları fark
etmişlerdir. Dünyadan öte aleme göç eden her varlık geride kalanlarla
bağlantısını kesmeyebilir, bazen onlarla bağlantısını devam ettirir. Bunun
pek çok nedeni vardır, ama en önemlisi dünya hayatının nasıl bittiğiyle
ilgilidir.
Eğer dünyadan ayrılma anı sonsuz
yasalara uygunsa, ruh varlığı iradesini kullanarak ilerleyeceği yolu
bulmakta özgürdür. Ama hayattan ansızın koparılmışsa, ilahi emirlere uygun
bile olsa ayrılış için gerekli hazırlığı henüz yapamamış demektir. Bu
durumda geldiği yeni ortam onu şaşkınlığa düşürür, o kadar şaşkındır ki
kendini hala dünyada zanneder. Bu varlık olgunluk düzeyine göre er ya da
geç bu durumu idrak edecek ve ruh aleminde yolunu bulacaktır.
Karanlık varlıkların dünyadakilerle ilişki kurmasının tek yolu zayıf
iradeli insanlara ulaşabilmekten geçer, özellikle de ruh alemini tanımak
isteyenler seçilir. Bu tür insanlar dünya hayatının kıymetini bilmedikleri
için o hayatın üstüne çıkmak ister, bu tutkuları yüzünden kendilerini
negatif enerjilere teslim ederler. Sonunda hayallerinde var olan bir
yücelikten en koyu, en kasvetli derinliklere gömülürler. Aslına bakılırsa
dünyalı bir insanın böyle ışıklı yüceliklerin deneyimini yaşaması zaten
mümkün değildir. (Sayfa: 216-219)
MEDYUMSAL BAĞLANTILARIN İYİ VE
KÖTÜ SONUÇLARI
Ruhsal alemle karşılaştığınızda düşüncelerinizin kelimelere dökülmesi
önemli değildir. Biz öte alemdekiler tüm düşüncelerinizi okuyabiliriz, bu
yüzden arzu ve amaçlarınızın neler olduğunu kesinlikle biliriz. Bunu ancak
düşüncelerinizden etkilenirsek ya da bizim hakkımızda iyi veya kötü
düşündüğünüzü görürsek yaparız. Bu durumlarda nasıl tepki verdiğimizi
görseniz şaşar kalırdınız, çünkü yüksek alemlerde sadece pozitif
reaksiyonlar vardır. Bu demektir ki, size göre koşullar endişe verici ya da
üzücü olsa bile bizim canımız asla sıkılmaz. Zihninizdeki her düşünceyi
okuyabildiğimiz için bağışlamayı ve anlayış göstermeyi öğrendik. Zahmetimize
değeceğine inansak düşünce akışınızı daha iyi hale getirmeye de çalışırız.
Şunu iyi bilmelisiniz ki ruhsal varlıkların tümü iyi kalpli değildir.
Birçoğu nefretini, huzursuzluğunu, kötü niyetini dördüncü boyuta
taşımıştır. Değişmeye, kötülük yerine iyiliği hakim kılmaya hiç niyetleri
yoktur. Nefretlerini ifade etmeye konsantre olur, bunu dünyadaki insanlar
kanalıyla yapabileceklerine inanırlar, çünkü bu insanlar ruhlarının dalga
boyuna uygundur, onlar kanalıyla bir kere daha kendilerini göstermeleri ve isteklerini
yerine getirmeleri mümkün olur. Obsede olan insanın ille de kötü veya
kriminal (suça eğilimli) davranışlara yönlendirilmesi gerekmez, ruhsal
varlıkların onlara sımsıkı sarılmaları, sinir sistemlerini yıpratmaları,
kendi çıkarlarına alet etmeleri, inanılmaz karışıklık ve zararlara sebep
olmaları yeterlidir.
Öte yandan, kendi dalga boyunuzdaki ruhsal ikizinizi bulmak sadece bir
istek meselesi değildir. Sonsuz yasalara göre ilahi izin gerekir, insanın
aracılığı olmaksızın gerçekleşen ilahi izin! İşte o zaman bu alemle öte
alem arasında veya hala ayrı olan ruhlar arasında en saf şekliyle spiritüel
bağlantı kurulabilir. (Sayfa: 196-200)
FARKLI AMAÇLARI OLAN
BAĞLANTILAR
Beyninizi kullanma zahmetine katlanmadan önlerine koyduğunuz sorulara
ruhsal varlıkların yanıt vermeye yetkili olduğunu düşünmemelisiniz. Biz
ancak irade gücüyle doğru yolu bulmak için gayret gösterdiğinde size
gizlice yardım edebiliriz. Uzun süre boşuna gayret ettikten sonra
probleminiz veya göreviniz için doğru bir çözüm olduğunu aniden fark
etmeniz hepinizin başına sıkça gelen bir şeydir. Probleme özellikle
konsantre olmadığınız bir anda birdenbire aklınıza bir çözüm gelir,
kelimenin tam anlamıyla yanıt sanki beyninizin içine düşüverir! Hayata ve
görevlerine karşı doğru bir yaklaşıma sahip olduğu takdirde herkes bu
yardımı talep edebilir.
İstenilen veya korkulan bir olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği asla
sorulamayacak bir sorudur, çünkü yanıt mutlaka doğru çıkmayabilir. Bir
ruhsal varlık bile göz önüne alınacak tüm unsurları bilemez, aslında
gelecekten haber vermek yasaktır. Ayrıca ruhsal varlıkların yanılmaz
olmaları da gerekmez. Ruhsal bir varlığın yetenekleri, bir önceki
hayatından ve evrimleştiği ortamdan edindiği bilgeliğe bağlıdır
.Ruhsal varlığın spiritüel
olgunluğuyla, enkarne hayatta sebat ve çalışmasıyla gösterdiği mental evrim
arasındaki farkı bilmek çok zordur, sizin ikincisine bakışınız sanırım daha
kolay olabilir. Bu yüzden öte alemdeki büyük bir düşünce adamı, genellikle
son enkarnasyonunda akademik çalışma alanında hiçbir zaman aktif olmamış
bir varlıktır. İnsan genellikle belli bir görevi yerine getirmek veya
geçmiş hayatların birinde yapmayı ihmal ettiği bir davranışı telafi etmek
için dünyada özel bir hayat tarzı seçer. Her şeye rağmen bilgili bir ruh
olma özelliği devam eder, aurası da gelmiş olduğu düzeyin kanıtıdır.
(Sayfa: 205-209)
RUHSAL VARLIKLARIN DİKKAT ÇEKME
YOLLARI
Geri ruhsal varlıklarla, uyuşturucu bağımlılarıyla, intihar etmiş olanlarla
bağlantı kurulmamalı, zararlı etkileri düşünülerek bağlantı kabul
edilmemelidir. Ne yazık ki insanlık ruhsal varlıkların mevcudiyetinden ve
onların çeşitli yollarla dikkatleri kendi üzerlerine çektiklerinden hala
şüphe ediyor. Bazı düşünürler bunun farkındalar, ama kabul edecek cesareti
gösteremiyorlar. Madde aleminden ayrıldıktan hemen sonra neredeyse her
ruhsal varlık hala insan olma arzusu duyar, bilgisizliğinden ve dünyaya
bağlılığından ötürü kendine yardım ve destek arar.
Ben de başlangıçta ne yapacağımı bilmiyordum, kendimi şaşkın ve terkedilmiş
hissediyordum. İyi olduğumun farkındaydım, ama bulunduğum yeri
beğenmiyordum. Yanıma sokulmaya çalışan ruhsal varlıkları o andaki ruh
halimle hoş karşılamadığımı anladım. Dostlarımla iletişim kurmayı çok
istiyordum, gürültü yaparak dikkati üzerime çekmeyi denedim. Görülmüyor,
işitilmiyor olmayı bir türlü anlayamıyordum. Eşyaları hareket ettirerek,
devirerek zorla dikkat çekme imkanı vardır. Spiritüel yardımcılarımın bunu
yapmama izin vermediğini, isteklerimi saygılı bir şekilde geçiştirdiğini
fark ettiğim anda başka hedeflere yönelmem ve nereye ait olduğumu öğrenmem
gerektiğini anladım. Zor kullanmak bana yakışmazdı, bu iyice açıklığa
kavuştuğunda önümde inanılmaz güzellikte bir yol açıldı
.Birkaç medyumla bağlantı kurmaya
çalıştığımı itiraf etmeliyim, ama sadece Budapeşte’de Bertha sözlerimi açık
seçik tekrarlayabildi. İyi otomatik yazı medyumları daha güvenilir
oluyorlar. Eğer medyum kendi düşüncelerini yazıya dökmeye kalkışırsa
düşünce nakli anında kesilir, düşünce akışı engellendiği anda kalemin
hareketi de durur. Dürüst bir medyum bu durumda asla devam etmeye çalışmaz,
zaten el yazısında da bir hayli farklılıklar görülür.
Fizik terimlerle ifade edecek olursak ruhsal varlıklar ışınlardan
ibarettir. Bu ışınlar en üst düzeyde yoğunlaştığı zaman materyalizasyon
denilen olay gerçekleşir. İnsanlar bu fenomeni o kadar olağanüstü bulurlar
ki diğer olguların hepsinin üstünde bir değer verirler, bu bir hatadır.
Materyalizasyon aslında enerji ve düşünce konsantrasyonundan ibarettir.
Bize göre maddeye inmek alçalmaktır, yüksek spiritüel bölgelere ve gerçek
ilahi aleme doğru evrimleşmek değildir. Buna itiraz edebilir ve
diyebilirsiniz ki en seçkin ruhsal varlıklar bu şekilde tezahür
etmişlerdir. Tamamen yanıldığınızı söylemem gerekiyor, hiçbir yükselmiş ruh
bu şekilde insan formuna girmez, bu tür deneyimler için saf ruhsal
ışınların kullanılmasına izin vermez. Önemsiz bir varlık materyalize olmak
istiyorsa ya da bu yolla dünyaya dönebileceğini düşünüyorsa, sevgi, itibar
veya korku uyandıracak bir tarzda görünme hevesine kapılabilir. Bu konuda
haklı olduğuma kimse inanmak istemeyecektir, çünkü insanlar sansasyon
meraklısıdır! Bir spiritüel toplulukta böyle bir olaya şahit olursanız,
materyalize varlıktan yayılan radyasyonun odanın içindeki her şeyi
etkileyeceğini hesaba katmalısınız. Böyle bir olaydan sonra havada garip
bir kokunun kaldığı da bilinir, hatta şeytan yokladı denir! Kısa bir süre
sonra materyalize olan ışın beden çöker ve bitkin bir halde madde dünyasına
sırt çevirir. (Sayfa: 209-213)
“RUHSAL DOKTORLAR”IN YARDIMIYLA
YAPILAN AMELİYATLAR
Doktor olmayan, ameliyat için alışılagelmiş hazırlık ve teknikler hakkında
kesinlikle hiçbir bilgisi bulunmayan bir kimsenin, hiçbir alet kullanmadan
ve hastanın durumunu dikkate almadan bedenindeki bir organı veya dokuyu
kesmeye kalkışması size mucize gibi gelebilir. Oysa bana garip gelmiyor, bu
olayın nasıl gerçekleştiğini görebiliyorum. Medyumun yazı yazmasını veya
bilgisiz bir kimsenin ameliyat yapmasını sağlayan güç temelde aynıdır.
Aradaki fark ameliyatı öte alemden yaptırtan ruhsal varlıktır
Yeryüzü farklı bölgelere ayrılmıştır,
her birinin özel bir radyasyonu vardır ve özel varlıklar tarafından belli
bir işin yapılmasına tahsis edilmiştir. Bu yüzden bu görevlere özel
medyumlar verilir, medyumik yetenekleri olan her insanın bu işleri yapabileceğini
düşünmek yanlıştır. Büyük medyumlara yeteneklerini diğer medyumlara
aktarması için yetki verilmiş olabilir. Dünyadaki doktorlar ne kadar
bilgili olurlarsa olsunlar bu tür çalışmayı öğretemezler. Bu gücü kimin
kullanacağına spiritüel düzeyde karar verilir. Karar verilirken ruhsal
doktor ve hastanın medyumun yanlış hareketleri yüzünden güçlük çekmemesi
için çok dikkat edilir.
Ameliyat öte alemden gelen ışın ve akımların etkisi altında yapılır. Bu
ışınlar hastanın hassasiyetini ortadan kaldırır ve ameliyata dayanacak gücü
verir. Şifacı medyum, (operatöre böyle denebilir) örneğin benim medyumum
çalışma yaptığı zaman tamamen pasif haldedir. Ne yaptığını, elinin nasıl
yönetildiğini bilmez, hastanın durumuna teşhis koyması da gerekmez, çoğuna
zaten daha önce teşhis konmuştur. Hastaya daha evvel bakan doktorun söz
konusu tümörün veya ülserin ne kadar ciddi olduğundan haberi yoksa bunun da
bir sakıncası yoktur. Bu medyumların yeteneklerine artık hile ve
sahtekarlık damgasının vurulmamasını temenni ediyoruz. Şimdiye kadar uzak
adalarda sessiz sedasız çalışmış o insanlar çok akıllıca davranmışlar ve
yeteneklerinden pek çok insan yararlanmıştır.
Böyle bir ameliyatta neler olup
bittiğini aynen nakletmeye yetkili değilim. Yalnız şu kadarını söyleyeyim
ki ameliyatlarda dünyada çalışmaya yetkili operatör ruhlar tarafından bazı
ışın ve akımlar kullanılmaktadır. Ortodoks tıbba dayalı açıklamalar
aramayın, bunu dünyada kullanılan metotlarla kıyaslamayın, can sıkıcı
testlerle medyumu rahatsız etmeyin. Böyle bir ameliyatı hak ettiği saygı ve
şükranla karşılayın. (Sayfa: 216-219)
ŞİFA MEDYUMLARI YETENEKLERİNİ
BAŞKALARINA AKTARAMAZLAR
Öte alemdeki güçlerle bağlantı kurulduğunda tedbirli davranmak ve dikkatli
olmak akıllıca olur. Şifa medyumları sıkı bir eğitimden geçmiştir, onlar
yeteneği olan herkesin öğrenebileceği bir sihirbazlık gösterisi yapıyor
değiller. Hiçbir cerrah, ne kadar ünlü olursa olsun aynı şekilde ameliyat
yapamaz, çünkü onlar hijyene bağlı kalmayı gerektiren kurallarla eğitilmiş,
gırtlaklarına kadar bu kurallara gömülmüşlerdir! Oysa öte alemden gelen
yardımlarla çalışan şifacılar bu tür kurallara pek aldırış etmezler. Zaten
onlar hiçbir şekilde tıp eğitimi görmemişlerdir, ruhsal varlıklarla
çalışırken pasif halde kalabilmeleri için tıp eğitimi almamış olmaları
gerekir. Çünkü şifa medyumunun ruhsal varlığın yaptıracağı ameliyata
yatkınlığı varsa kendi düşünceleriyle operasyonun akışını bazen kesebilir,
ameliyat hakkında hiç bilgisi olmayan bir medyum ise bağlantıyı direnç
göstermeden sürdürür.
Uzak adalarda faaliyet gösteren bu insanların bildiklerini başkalarına da
öğretmeleri gerektiğini düşünenler olabilir. Böyle düşünenler, buna sadece
öte alemdeki ruhsal varlıkların karar verebileceğini bilmiyorlar demektir.
Onlar ruhsal rehberlerinin yardımı olmaksızın bildiklerini başkalarına
aktarmayı asla başaramazlar, çünkü şifa medyumları bedenli öğretmenler
tarafından eğitilemez, eğitilmelerine de izin verilmez. Onları sadece öte
alemdeki ruhsal varlıklar eğitebilir. (Sayfa: 219-222)
BEDEN DIŞI DENEYİMLER
Ruhsal varlık elle tutulur bir madde değildir, bir yerde toplanabilecek bir
enerji akışı da değildir. Ben ona basitçe insan bedeni içindeki hayat gücü
diyorum, onsuz hayat olamaz. Bu hayat gücü çocuğa doğumda verilir. Ruhsal
varlığı fani kalıbına bağlayan gümüş kordon ölümle kesilip onun boyut
değiştirmesine sebep oluncaya kadar ruhun bedene hizmet etmesi değişmez bir
yasadır. Binlerce yıl evvel ruhsal varlıklar dünya bedeninde sürekli
kalabiliyorlardı, ama gelişmiş değillerdi. Bu varlıklar öte alemde de evrimleştiler,
binlerce yıl boyunca pozitif enerjilere maruz kalmaları dünyadaki
görevlerini daha iyi yapmalarını sağladı.
Ruhsal varlıkların öte alemden giderek daha çok ayrı kalmaları bir evrim
belirtisidir. Bugün hayat gücü sadece beden uykudayken, yani şuursuz
haldeyken yenilenir. Bu durum her varlığı kapsar, elbette yükselmiş ruhsal
varlıkları da. Yükselmiş ruhsal bir varlık gelişmemiş bir uygarlıkta da
enkarne olabilir. Ayrıca dünyadaki görevlerini yapmakta çok zorlanan ruhsal
bir varlık, yabancı ruhsal varlıkların bedenine girmesine izin verebilir,
böylece davetsiz misafirlerin bedenini obsede etmesine yol açar.
Görevleriyle yüzleşmekten korkan bir varlığın sık sık fizik bedeninden
ayrılması da mümkündür, böyle kişiler daha çok ilkel insanlar arasında bulunur.
Onlar her iki aleme gidip gelebilmelerini doğal bir şey olarak kabul
ederler, onlara göre bu alemler ayrılmaz bir şekilde birbirlerine bağlıdır.
Tamamen yanlış bir inanç olan ve insan başarısının zirvesi sayılan, aynı
anda iki alemde birden yaşama isteği gelişmiş uygarlıklarda da giderek
artmaktadır.
Yeryüzünde her bölgenin kendi radyasyonu olduğunu, dolayısıyla öte alemden
buna uygun ışınlar aldığını biliyorsunuz. Bu aynı zamanda dünyanın her
yerinde hayat tarzının farklı olmasının, hayatın amacının farklı
anlaşılmasının, dini anlayışların birbirinden geniş farklarla ayrılmasının
da nedenidir. Olağandışı şeyler gerçek değerlerini fazlasıyla aşan ölçüde
ilgi çekerler, gerçeğe ulaşma yerini nerdeyse sansasyona bırakmıştır. Ama
artık böyle olmayacak, dünya bir değişim yaşamakta, farklılıklar giderek
aşınmaktadır. Dikkatler artık birey için iyi, faydalı, uygun ve hoş olana
çevrilmek zorundadır. İki alem arasında sınırların olmadığı, görünenle
görünmeyenin birbirinin içine girerek bir bütün teşkil ettiği daha yaygın
şekilde bilindiği zaman, dördüncü boyutla bağlantılara gösterilen
sansasyonel abartmalar da azalacaktır. Tutulacak en akıllıca yol, öte aleme
geçiş vakti gelinceye kadar sabırla beklemektir.
Bazı kişilerin ruhsal varlığı beden dışına çıkarmak için bilinçli olarak
enerjilerini tükettiklerini, bunun için insanüstü bir güce ihtiyaç
duyduklarını söyleyecek olursam, beden dışı deneyimlere girişmiş kimseler
bana pek karşı çıkmayacaklardır. Böyle deneyimler bazen ani bir sonla
biter, çünkü ruhsal varlık yeniden bedene giremez. Bu işlerin tehlikeli
olduğu artık anlaşılmalıdır. Ayrıca her ruhsal varlığın öte alemden
getirdiği bilgi doğru değildir. Beden dışı deneyimin çok tekrarlanması,
ruhsal varlığın dünyadaki görevlerini yürütebilmek için sürekli kullanmak
zorunda olduğu beyinde organik zararlara yol açar. (Sayfa: 222-226)
OBSESYONDAKİ İNSANLARIN
TEDAVİSİ
Bana göre obsesyon olaylarındaki duygusal stres, hayati enerjiyi
güçlendirmek ve ruhsal etkilere inanmasa bile hastaya negatif düşüncelerle
mücadele etmeyi öğretmek suretiyle tedavi edilebilir. Obsesyonun, ilahi
ilhamdan başlayarak adi yaltaklanmalara ve suça teşvike kadar varan bir
yelpazede gerçekleşebildiğini bilmelisiniz. Öte alemin de yasaları vardır,
ama bazı ruhsal varlıkların bu yasalara uymayabileceğini hesaba
katmalısınız. Örneğin, çocuğun attığı her adımı izlemeleri gerektiğine
inanan ana babalar öte aleme geçtiklerinde de bu işi devam ettirir, hala
dünyada yaşayan çocuğu yönetmek için her çareye başvururlar. Tamamen onlara
bağımlı yetişmiş çocuğun uysallıkla onlardan gelen etkilere itaat etmesi
işlerini daha da kolaylaştırır.
Aşırı bir sevgiyle çocuğun üzerine düşülmesi hayatta ona kolaylıklar
sağlayabilir, hatta bazı güçlüklerden koruyabilir. Ama böyle bir rehberlik
çocuğun ruhsal gelişimine asla hizmet etmeyecek, dünyaya getirdiği hayat
planını uygulamasına katkıda bulunmayacaktır. Öte yandan, ölmüş ana babalar
için yas tutmaktan bir türlü vazgeçemeyen insanlar bazı enerjileri
üzerlerine çekerler, bu enerjiler ruhsal gelişmelerine engel olduğu için
negatif sayılmalıdır.
Öte alemdeki varlığın kurbanının beynini kullanabildiğini unutmamalısınız.
Bu yüzden, varlığın obsede ettiği kişiyle konuştuğunuz gibi bu varlıkla da
konuşabilirsiniz. Davetsiz misafirden kurtulmanın, onu yanlış davrandığına
ikna etmenin tek yolu budur. Obsesyonun her türüyle bu şekilde mücadele
edip ondan kurtulmak mümkündür. İyi ruhsal varlıklar yardıma çağrılmak
üzere daima iş başındadır. Obsede eden varlığa da mümkün olduğu kadar
yardım edilmesi, aklının başına getirilmesi gerekir. Bedenli düzeydeki
girişimler onu yerinden sökmeyi başaramıyorsa biz kendi cephemizde radikal
bir ihraç hareketi düzenleyebiliriz!
Eğer obsesyon altındaki kişi bizimle işbirliği yapmayacak olursa onu asalak
varlığından kurtarmak kolay değildir. Başlangıçta başarılı olmamız
mümkündür, ama direnci zayıf olduğu takdirde olayın tekrarlanması
kaçınılmaz olur. Tek bir müdahale kurbanı kurtarmaya yetmeyebilir. (Sayfa:
251-254)
SORULAR VE CEVAPLAR
S- Ruh ve canın
hangi özellikleri irsiyetle geçer, ruh varlığı hangi özelliklerini bir
önceki hayatından getirmiştir?
C- Bizler
ruhsal özelliklerin irsiyet yoluyla geçmediğini düşünürüz. Can ve ruh
bölünmez bir şekilde birbirine bağlıdır ve sonsuza kadar dış etkilerden
bağımsız olarak varlığını sürdürecektir. Beyin ve organ gelişmesi büyük
ölçüde ana babaya bağlıdır. Beceri ve yetenekler bu yüzden ana babanınkine
benzer, hatta aynen onlar gibi olur. Sanatçıların ve üstün yetenekli bilim
adamlarının enkarnasyonuna çoğu zaman bu yolla karar verilir, ama hiç şüphesiz
hür ve bağımsız şekilde gelişebilmelerine de olanak tanınır. Ruhsal
anlamdaki evrim ana babadan geçmez, tamamen varlığın kendi isteklerine
bağlıdır, aksi takdirde uzun ömürlü olmaz. Bir varlığın ruhsal olgunluğu,
ruhunun derinliklerinde yatan hayat planına göre artar. Bu şuurdışı bir
özelliktir, dış baskıların etkisinde kalmaz.
S-
Reenkarnasyon hangi şartlar altında isteğe bağlı, hangi şartlar altında
zorunludur?
C-
Reenkarnasyon sonsuz yasalara göre düzenlenir, hiçbir dünyasal güç onların
düzenini bozamaz. Bu yasaların nasıl yapıldığını açıklamaya izinli değilim,
ama onların her ruh varlığı tarafından iyi bilindiğini söyleyebilirim. Her
varlık olgunlaşmaya ihtiyaç duyar, hür iradesi ve kendi arzusuyla er ya da
geç dünyaya dönmek isteyecektir. Yeryüzündeki bir insan, öldükten sonra
tekrar dünyaya dönmek niyetinde olmadığını söylese bile bu asla onun son
kararı değildir. Bu tür insanlar olgunlaşmak için çok büyük bir itilim
duyarlar, ruh dünyasında maddenin ağır baskısı altında olmadıkları için bu
kararı daha kolay verirler.
S- Hayvanlar ve
bitkiler de enkarne olur mu? Onların da dünya öncesi ve sonrası bir yaşamı
var mı?
C- Hayvanların
bizi anlayabildiğini biliyoruz, onlar da sevgi ve benzeri duygular
taşıyorlar. Bu yüzden, hayvanların da bir can ve ruh taşıdığı, daha doğrusu
bir ruh varlığı tarafından yönetildiği sonucuna varabiliriz. Ruh ve can
işgal ettikleri yere bağımlı değildir, onlar ölümsüzdür. Bitkilerin
gelişimi çok düşük seviyededir, evrimleşerek belli bir düzeyin üstüne asla
çıkamazlar, aynı şekilde hayvanlar da kendi sınırları içinde kalacaklardır.
Bitki nasıl bitki olarak kalıyorsa, bir hayvan da evrimleşerek insan
olamaz. Bu konuda ciltler dolusu kitap yazılsa bile yine de bu konuları
idare eden gerçek ilke ve nedenler hakkında bir anlayış kazanamazsınız.
Bir köpeğin canının dünya hayatı sona erdikten sonra yaşamaya devam
edeceğinden ve ruh dünyasındaki yerini alacağından hiç kuşku duymayın.
Hiçbir can yok olmaz, eğer canlı bir varlık bir ruh tarafından işgal
ediliyorsa, beden dağıldığında ruh yok olamaz. Çok ilkel hayat formları
bile ruha sahiptir, ama onların gelişerek diğer hayat formlarına geçeceğini
ya da daha yüksek bireyler haline geleceğini asla düşünmeyin. Bir maymun
asla insan olmayacak, bir kedi köpek, bir köpek de fil olmayacaktır.
Hayvanlar ancak kendi hayat formları içinde daha yüksek bir olgunluğa
erişebilirler. İyi eğilimleri olan iyi huylu hayvanlar, iyi muamele
gördükleri takdirde hem duygusal açıdan, hem de zeka açısından şaşırtıcı
bir ilerleme gösterebilirler, insanlar için de durum aynıdır. Birçok
hayvanın kişiliğine, bir insan kişiliğinden daha fazla saygı gösterdiğimi
söylersem bana inanın!
Bir hayvan nasıl insan olamıyorsa, insan da geriye gidemez, yani daha düşük
düzeyli bir hayat formu haline gelemez. Yanlış bilgiler veren öğretiler
olduğunu biliyorum, insanları korkutarak itaate zorlamak için bu
saçmalıklarla tehdit ederler, ama ileri sürdükleri savlar tüm evrim
yasalarıyla çelişmektedir.
S- Ruh ve can
nasıl olgunlaşır?
C- Olgunluk tam
bir kendini adama ve iyi niyet ister. Başlıca şartı bilgi değil
bilgeliktir, her şeyi kucaklayan sevgi ve bilginin özüdür. Ruh ve canın
ışık enerjisi olduğunu ve yüksek evrimin ışık gücünün artmasıyla meydana
geldiğini bilmek gerekir. Olgun bir cana ve ruha sahip varlıkların, daha düşük
düzeydekilere oranla daha güçlü ışımaları bunu göstermektedir. Dünyada
benzerleri olmadığı için bu ışın tiplerini tarif edemiyorum. Bunlar
dünyanızdaki maddi ışınlara benzemez, bu yüzden frekanslarının artması da
fizik yasalarına tabi değildir. (Sayfa: 251-270)
Sayın Okurumuz
dizimizin bu sayıdaki yazısı burada bitmektedir.
Gelecek sayımızda
( sayı 55 Mart 2010) okuyacağınız bilgiler
Bilgi Celseleri – Ergün Arıkdal – Ruh ve Madde Yayınevi
Sevinç ve Güzellik Alemleri ---Alberth Pauchard--- Ruh ve Madde
Yayınevi
Kader Bilmecesi - Albert
Pauchard--- Ruh ve Madde Yayınevi
Bizle yazımız hakkında soru sormak veya kendi fikrini
bildirmek için iletişime geçmek için
Lütfen bilgi@evreninsirlari.net
mal gönderebilirsiniz
Önümüzdeki
sayımızda buluşmak üzere
|