|


Video1Depresyon
Nasıl Tedavi Edilir(sıra1)
Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
Video2Kişi Depresyonda Olduğunu Nasıl Anlayabilir(sıra2)
Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
Video3Kişi
Depresyonu Kendi Kendine Çözebilir Mi(sıra3)
Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
Depresyon Teşhis Tedavi
Hangi olaylar sonrası depresyon görülebilmektedir?
Daha çok ilk depresyonun ortaya çıkmasında çevresel streslerin önemi
vardır. Özellikle 11 yaş öncesi anne ya da baba kaybı olan kişilerde
sonraki yıllarda depresyon daha sık görülmektedir. Sonraki yıllarda
depresyon oluşturucu çevresel etkenler arasında en çok eş kaybı gelmektedir
Depresyon nasıl seyreden bir rahatsızlıktır?
Depresif bir hastalık atağı yaşayan kişilerin en az %50 si bu atağı tekrar
yaşarlar.2 ve üstündeki sıklıklarda yaşandığında ,izleyen 3 yıl içinde
tekrar rahatsızlanma riski %70’lere çıkmaktadır. 1 yılın sonunda major
depresyon vakalarının % 40’ının iyileştiği, % 20 sinin çok hafif yakınmaları
olup, depresyonlarının şiddetinin azaldığı, %40 vakada ise major
depresyonun sürdüğü gözlenmiştir.
Major depresyonda kalıtımın rolü:
Genel nüfusla kıyaslandığında birinci derece yakınlarındaki risk 1.5-3 kat
daha yüksek bulunmuştur. Gene yetişkin birinci derece yakınlarda alkol
bağımlılığı riski yüksek bulunmuştur. Depresyonlu ailelerin çocuklarında,
dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna rastlanma riski de daha
yüksektir
Tedavisiz geçmez mi?
Depresyon tedavi edilmediğinde ortalama 7-14 ay sürmektedir. Tekrar etmeme
halinin yaşam boyu şansı % 25 ten azdır. Tedavi ile rahatsızlık 2-4 ay
sürmektedir
Tedavi nasıl olmaktadır?
Tedavi ilaç tedavisi yanında dinamik psikoterapi (kişinin geçmiş yaşam
öyküsünün alınıp , şimdiki sorunların kökenleri ve amaçlarını,kişinin
zorluklar karşısındaki savunma mekanizmalarını ve depresif temel düşünce
biçimlerinin saptanıp,düzeltilmesine çalışılması) ile mümkündür. Bu
tedavinin haftada bir gün (50 dakikalık bir seans) şeklinde en az 10 seans
olmak üzere uygulanması gerekmektedir
Tedavi ne kadar sürdürülmelidir ?
Antidepresif tedavinin en az 6 ay sürdürülmesi uygundur. Erken kesildiğinde
(daha iyi hissedilmesi, ekonomik nedenler ,yan etkiler vs. nedeniyle) en
riskli dönemin ilk 4-8 hafta olduğu ama sonrasında da erken kesim halinde
riskin yüksek olduğu saptanmıştır.
Depresyon neden önemlidir?
Major depresyon hastalarının % 15 kadarı intihar ederek hayatlarına son
vermektedir. Hastanede yatan diabet,kanser,kalp hastalıkları,felç gibi
rahatsızlıkları olan kişilerin % 25 inde major depresyon görülmektedir.
Depresyon kişilerin mesleki başarısını düşürmekte ve iş kayıplarına ;
cinsel bozukluklara yol açarak evlilik sorunlarına; kişinin durumun
etkisinden kurtulmak, kendini rahatlatmak için alkol ve uyuşturucu
maddelere yönelmesi sonucu trafik kazaları, kavga ve suça yönelme
görülebilmekte ,ruh sağlıkları bozuk çocuklar ve sonuçta ruh sağlığı bozuk
bir toplum olmamıza yol açmaktadır
Dünyada en fazla görülen sağlık sorunlarından
biri olan depresyon, ilaç ve terapi yöntemleriyle başarıyla tedavi
edilebiliyor.
Öncelikle depresyonu tanımlayan Bakırköy Ruh ve Sinir
Hastalıkları Hastanesi’nden Pskiyatri Uzmanı Doç. Dr.Kültegin Ögel,
“depresyon tıbbi bir hastalık” diyor ve devam ediyor: “Ama gizlenen bir
tıbbi bir hastalık. Hipertansiyonu biliyoruz, tansiyon yüksek olduğu zaman
komşularımıza söylüyoruz. Ya da yakınlarımıza, sevgilerimize söylüyoruz.
Ama depresyona girdiğimiz zaman söylemekten biraz çekindiğimiz bir
hastalık. Dolayısıyla hastalığı önce kendimize itiraf etmekten
hoşlanmadığımız bir hastalık. Tansiyon olduğunu söylediğimiz hasta, çok çok
üzülmüyor. Depresyon dediğiniz zaman, yapmayın ya, bu da mı başıma geldi,
tarzında bir tepki gösteriyor. Ama bilimsel olarak, tıbbi olarak baktığınız
hiç de farklı değiller.”
BELİRTİLER
Belirtilerinden sözeden Doç. Dr.Kültegin Ögel,
hangi belirtilerin bu anlamda uyarıcı olduğunu açıkladı: “Geniş belirtisi
var. Bir tanesi hiçbir şeyden zevk almamaya başlamaktır. Hiçbir şeyin
insanın hoşuna gitmemeye başlaması. Bir diğeri depresif ruh hali dediğimiz,
genelde çökkün, mutsuz bir yüz ifadesinin olması. Üçüncüsü ise halsizlik,
yolsuzlukla birlikte ortaya çıkan bir enerji yokluğu. Diğer belirtiler
tabi. Uyku bozukluğu, yani, uyku artabilir veya azabilir. İştah bozukluğu,
yani iştah artabilir veya azalabilir. Konsantrasyon bozukluğu, yani dikkati
toplamakta güçlük, kendine güven azlığı, kendini suçlamaya başlamak.
Sürekli bir huzursuzluk, kişinin içinde kötü bir şey olacakmış hissini
yaşaması, depresyon belirtileri. Ama burada bir önemli faktör var, bunun 15
günden beri sürüyor olması bizim depresyon tanısı koyabilmemiz için. Ve 15
günün de büyük çoğunda olması gerekli. Yani, iki gün, üç gün olduysa bu
şikayetlerimiz, buna depresyon demek zor. Ama 15 boyunca hemen hemen hergün
ve gün boyunca olduysa o zaman artık bir depresyon olduğundan kişinin
şüphelenmeye başlaması gerekiyor.”
İTİRAF ETMEKTE ZORLUK ÇEKİLEN PROBLEMLER
Kişinin kendisine itiraf etmekte zorluk çektiği
problemin tanısıyla ilgili sorunları açıklayan Doç. Dr.Kültegin Ögel,
“hekimlerin, kendisine her gelen hastaya doğru tanıyı malesef koyamadığını”
söylüyor. Doç. Dr.Kültegin Ögel, konu ile ilgili olarak şunları şöylüyor:
“Bizim iki yıl önce Türkiye’de yaptığımız bir araştırma 100 depresyonludan
sadece 12’sine doğru tanı koyabiliyor hekimler. Psikiyatrist hekimlerden
bahsediyorum. Bu tabi bir çok faktöre bağlı. Bir hasta hekime bağlı...
Hekim de 100 tane hastanın içinde takip edemeyebiliyor. Veya aklına
depresyon gelmiyor hekimin de... O yüzden burada en önemli nokta şu...
Hasta eğer ben depresyon olabilir miyim diye gittiği hekimi hatırlatıyorsa,
o zaman tanı koyma oranı bir anda yüzde 100’e çıkıyor. Yani, hekimin aklına
getirdiği için, hekimin farkına vardırıldığı için. Dolayısıyla burada önemli
bir nokta hastanın kendisinin farkında olması ve kendisiyle ilgili bir
şüphe varsa bunu hekimle paylaşması çok önemli.”
Depresyonla ilgili olarak “herşey insanın kendi
elinde, kendi iradenle çözebilirsin” diyenlere ise Doç. Dr.Kültegin Ögel,
şunları söylüyor: “Mesela, mide ülseri olduğumuz zaman herşey kendi
elimizde olmuyor. Hekime gitmemiz gerekiyor. Ama depresyon olunca, herşey
kendi elinizde oluyor. Ama bir noktadan sonra değil... Bu bir kişilik
bozukluğu değil. Sonuçta ruhsal bir hastalık. Nasıl ülser için bir ilaç
almak gerekiyorsa ya da bir doktora gidip danışmak gerekiyorsa, ilaç
gerekip gerekmediği konusunda. Aynı şekilde depresyona davranmamız lazım.
Ülseri ben kendi kendime geçirdim diyemez. Tansiyonu kendi kendime düşürdüm
diyemezsiniz.”
TİPLERİ
Doç. Dr.Kültegin Ögel, depresyon tiplerinden söz
ederek, risk grubunda yeralan kişileri açıkladı: “Bir kaç tip var, bir
tanesi majör yani ağır depresyon.. Bu çok daha az gözüken, yüzde 2
civarında gözüken bir depresyon. Daha hafif depresyonların yaygınlığı çok
daha fazla... Ama en önemlisi o maskeli tip dediğimiz depresyon, ki genelde
doğu toplumlarında ve Türkiye’de böyle. Daha çok böyle bir depresyon
görülüyor. Yani, bunlar nasıl... Daha çok bedensel belirtilerle seyrediyor.
Oram ağrıyor, buram ağrıyor. Başım ağrıyor, sinirliyim. Ama az evvel
saydığımız gibi depresif ruh hali yok. Ya da hayattan zevk almama yok
kişide. Ama başka belirtiler çıkıyor. Ve bu belirtileri inceliyorsunuz
hiçbir şey çıkmıyor. Bedeninizde ağrılara bir neden bulunamıyor. İşte o
zaman arkada bakıyoruz ki depresyon var. İşte bu maskeli tip dediğimiz
depresyon. Belki depresyonun tehlikeli bir tipi, çünkü tanı koyamıyoruz.
Halbuki tanı koysak, tedavisi de mümkün. Ama bu hastalar, özellikle çok sık
doktorlara başvuruyorlar, çok para harcıyorlar dolayısıyla. Toplumsal
maliyesi de çok yüksek oluyor. Halbuki o dönemde maskeli tip depresyon
teşhisi konulsa çok daha rahat bir şekilde halledilebilir bu.”
HASTALIĞIN SEYRİ
Depresyonun nasıl seyreden bir hastalık olduğunu
açıklayan Doç. Dr.Kültegin Ögel, hastalığın şiddeti ve zaman ilişkisini
açıkladı: “İlaç tedavisine başladığımızı farzedelim. Zaten ilaç 15-20
günden önce istemeyecek. Ama ilk başladığı zaman kendisine iyi hissetmeye
başlar. Bu tamamen psikolojik bir iyileşmedir. Aslında bunun rahatlığı
şudur: bir hastalık varmış bende, demek ki bu düzelecekmiş, düzelmeyecek
bir şey değilmiş duygusu. Bir kere o da düzelmeye yolaçıyor. 15-20 gün
sonra ilaç içilmeye başlayınca bu sefer gerçek iyiliğin farkına varıyor.
Özellikle 6. hafta civarında filan hasta tamam ben iyileşiyorum, çok iyi,
herşey düzeldi, havasına girer ve hatta öyle olur ki, tamam artık herşeyi
ben çözdüm. Depresyonu da aştım. Kötü günler geride kaldı. İlacı da
kesebilirim. Hayatımda önemli değişikliklere gidebilirim.”
“Aslında bunu şöyle düşünmek lazım” diyen Doç.
Dr.Kültegin Ögel, konu ile ilgili olarak şöyle devam etti: “Cezaevi’nde
insan, iki yıl kaldı farzedelim. İki yıl sonra dışarı çıktığında çok büyük
bir mutluluk yaşar. Ama bu mutluluk aslında hayatını düzene koymamıştır.
Daha bir iş bulamamıştır. Bu mutluluk, aslında depresyonda bu mutluluğa
benziyor. Dolayısıyla önümüzde yapacak daha çok şey var. Depresyona
girmemek için yapmamız gerekenler var. Depresyonun tekrarlamaması için ilacı
daha uzun kullanmamız gerekiyor. Depresyonu iyileştirmek için en az üç ay
gerekli. Dolayısıyla böyle bir aşırı mutluluk dönemi oluyor. Ondan sonra
düşüşler dönemi oluyor. Ve iki-üç gün süren ya da bir hafta süren, tekrar
depresyon hali yaşıyor insanlar. O zaman da bir karamsarlık ortaya çıkıyor.
İşte bak iyileşiyordum ama herşey yeniden başladı. Hiçbir şey değişmeyecek
düşünceleri başlıyor. Bu düşünceye kapıldığı zaman tekrar geri dönebiliyor,
kişi. Halbuki o dönemde biz uyarıyoruz. Bu geçici bir düşüş, arkasından
tekrar yükselmeye devam edecek. Dalgalı bir düzelmeden bahsediyorum. Düşüş
ve çıkışlarla devam eden bir durum bu.. Üçüncü ayın civarında stabil hale
gelir kişi... Düzelmeye başlar. O dönemde yalnız yine herşey bitti
düşüncesine kapılır. Halbuki herşey bitmiyor. O zaman koruyucu döneme
geçiyoruz. Yani, depresyonun tekrarlama riski çok yüksek çünkü... Bazı
depresyonlar tekrarlayıcı tip depresyonlar.. Bunlar açısından tedaviyi
biraz daha sürekli ve düzenli kullanmamız gerekiyor.”
TEDAVİNİN AŞAMALARI
Depresyon tedavisinin aşamalarında, belli
dönemlerde pozitiflik söz konusu. Hasta ilacın ilk etkisiyle birlikte
herşey yolunda duygusu hissebiliyor. Ve bu dönemde önemli kararlar
alınabilir. Doç. Dr.Kültegin Ögel, ilacın ilk etkisine bağlı olarak bu
dönemde neler yapılmaması gerektiğini şöyle açıkladı: “Aslında depresyonun
başından sonuna bizim hastamıza önerimiz önemli kararlar almasını
ertelemesini istiyoruz, çok çok mecbur değilse eğer. Bütün kararları
ertelesin, istiyoruz. Çünkü depresyondan çıkarken aldığı kararlar da doğru
olmayabilir. Depresyon içinde aldığı kararlar doğru olmayabilir ama doğru
da olabilir. Bunu da bilmiyoruz ama sonuçta ertelemek en iyi çözüm. Bu tür
kararlar almak yerine, kendisini değiştirme çabasına gitmesi gerekiyor.
Örneğin, sürekli kendisini eleştiriyorsa ya da kendisine hiç bakmıyor hep
başkaları ilgileniyorsa, yavaş yavaş kendisiyle ilgilenmeye başlamasını
sağlamaya çalışıyoruz. Ama bu dönemde bir anda hayatını değiştirecek
radikal kararlar alması onun iyileşmesini sağlayacak bir şey değil.”
İlaç tedavisinin tek başına yeterli olabildiğini
belirten Doç. Dr.Kültegin Ögel, ilaç tedavisi ile birlikte önerilen
terapinin başarı oranı hakkında şunları söyledi: “Ama yanına terapi
eklenirse o zaman başarı şansı neredeyse ikiye katlanıyor. Çok daha yüksek
oluyor. O yüzden terapi alamayacaksa kişi, tek başına ilaç kullanabilir.
Ama terapi imkanı varsa, o zaman ikisini birlikte kullanmasında fayda var.
Özellikle terapinin buradaki katkısı bize şu... Bir, iyileşmeyi
hızlandırıyoruz. İkincisi, depresyon tekrarlayabilen bir hastalık.
Tekrarlamasını engelleyecek başa çıkma yöntemlerini hastaya
öğretebiliyoruz. Ve hasta tekrar yine depresyonlar karşısında kendisini
daha güçlü kılabiliyor.”
PANİK ATAK
Depresyon tedavisi gören kişilerin ilaçların yan
etkisi ile panik atak yasamadıklarını belirten Doç. Dr.Kültegin Ögel, bunun
muhtemelen ilacın yan etkisinden çok rahatsızlığın bir belirtisi olduğunu
vurgulayarak konu ile ilgili şunları söyledi: “Çünkü depresyonda panik
ataklar görülme oranı yüksek, yüzde 70 civarında. Dolayısıyla ilaca bağlı
panik atak daha ziyade rahatsızlığın daha düzelmediğini bize gösterir. İlaç
kullanmaya başladığımız zaman belirtilerde biraz değişiklikler olur, hatta
alevlenebilir belirtiler. Hem hep şöyle bir örneği veriyorum. Tencerenin
dibi tuttuğu zaman ne yapacaksınız? Onu kazımanız lazım ki, temizlensin.
Kazıdığınız zaman ortalık biraz daha fazlaca kirlenir. O bir süre sonra
tamamen temizlenir. Böyle bir şey düşünebiliriz. O dönemde panik atak
artabilir, panik ataklar çıkabilir. Uyku bozukluğu artabilir. Bu tür yan
etkiler ortaya çıkabilir. Bunu hepsini ilaca bağlamak yerine, bunun
depresyonun bir devamı gibi düşünmek daha doğru. O yüzden ilaca devam
etmesinde bence daha çok yarar sağlayacağını düşünüyorum.”
HEKİMLERİN HASTAYA YAKLAŞIMI
Depresyon tedavisinde hekimlerin hastaya nasıl
bir yaklaşım içerisinde olması gerektiğini açıklayan Doç. Dr.Kültegin Ögel,
yapılan çalışmalarda depresyonun hastaya yeterince iyi anlatılıp,
anlatılamadığının çok iyi bilinmediğini belirterek şöyle devam etti:
“Hekimlerimizin de son dönemde, son 10 yıldır yavaş yavaş depresyon
konusunda bilgilenmeye başladılar. Hastanın depresyonu bilmesi zaten tedavinin
çok önemli bir parçası. Dolayısıyla özellikle ilk başta söylediğim gibi çok
hızlandırıyor tedavi sürecimizi. O yüzden hastanın muhakkak ve muhakkak,
öncelikle ilk aşamada bilgilendirilmesi gerekiyor. Önünde neler olacağı
konusunda bilgilendirilmesi gerekiyor. Neler var bunun içinde? Örneğin ilaç
kullanacaksa, ilacın en az iki üç haftadan önce etki göstermediğini, ilacı
iyileştikten sonra da en az altı ay daha kullanmasının gerekliliği.
Depresyon dönemindeyken önemli kararlar almaması gerektiği. Depresyonun
tekrarlayabilen bir rahatsızlık olduğu gibi depresyonun önünde bir program
süremiz gerekiyor. Çünkü halkımız da bu konuda aslında bilgisiz.. Ve çok
acaip bir iyileşme beklentisi var. İki yıldır depresyonda, bir haftada
iyileştirin, diyor. İki yıllık bir rahatsızlığı bir haftada iyileştirmek
mümkün değil. O yüzden bunu önceden bilgilendirmek ve çözmek mümkün.”
AİLENİN YAKLAŞIMI
Ailenin yaklaşımının nasıl olması gerektiği
konusunda bilgiler veren Doç. Dr.Kültegin Ögel, bu dönemde bu tip rahatsızlıkları
olan yakınlarımıza şunları önerdi: “Bunun iki ucu var. Birinci çözümü
gördüğünüz sende bir şey yok, bu senin elinde... İkinci ucu da depresyon
olmuş, ama ona iyi bakalım, hiçbir şey yaptırmayalım, hastalığı var,
düşüncesi. Bu da doğru değil. Bizim önerimiz, bunun bir hastalık olduğunu
bilip, normal yaşantıya devam etmesini sağlamak... Eğer biz onun
hastalığını çok fazla desteklersek, bir süre sonra bu hastalık iyileşmek
için de hiç çaba sarfetmemeye başlıyor. Ama neler yapabiliriz? Örneğin üstündeki
yükünün bir kısmını alabiliriz, depresyonlu kişinin. Çünkü nasıl iki ayağı
kırılmış bir kişi yürümekte zorlanacaksa, depresyonlu bir kişinin örneğin
ev işi yapmakta zorlanacağı aşikar. Ya da bazı iş ilişkilerinde zorlanacağı
aşikar. O yüzden, o dönemde yapabileceğim en iyi şey, birazcık yükü
üstünden almak. İkincisi, depresyonlu kişi sık sık bunun depresyon
olmadığını, başkalarına da bağlı olduğunu düşünmeye başlar. Halbuki onun
yerine bu şikayetlerin depresyona bağlı düşüncesini atlatmamız gerekiyor.”
İLAÇ KULLANIM ALIŞKANLIĞI
Normalde toplumu değerlendiren, hastaları
değerlendiren Doç. Dr.Kültegin Ögel, ilaç kullanım alışkanlığı hakkında
şunları söyledi: “Şimdi, uzun konulduğu için genelde hastalarımız bundan
korkuyorlar. Ve bağımlılık yapacak korkusuna kapılıyor ki, hekimler
arasında bizim yaptığımız bir araştırmada, hekimlerin büyük çoğunluğu bu
ilaçların bağımlılık yaptığını düşünüyorlar. Halbuki bağımlılık yapanlar,
diğer bir grup yatıştırıcı ve sakinleştirici dediğimiz ilaçlar. Dolayısıyla
bağımlılık korkusundan dolayı bir çok hastamız ilacı uzun süreli
kullanmaktan çekiniyor. Halbuki bunları uzun süre kullanmadığınız zaman
yararlı değil. Ama şu var, bağımlılık yapmayan ilaçlar bunlar
kesinlikle...”
BESLENMENİN ETKİSİ
Depresyonda beslenmenin veya beslenme biçiminin
etkili olduğunu gösteren araştırmaların şu an için olmadığını belirten Doç.
Dr.Kültegin Ögel, “ama çok ciddi bir çalışma başlatılmış durumda
Amerika’da” diyerek şöyle devam ediyor:”İlk sonuçları verilmişti ama ortada
çok fazla bir şey yok. Herhalde bir- iki yıl içinde çok daha net bazı
şeyler ortaya çıkacaktır. Ama depresyonun beslenmeyi bozduğu kesin... İştah
bozukluğuna yolaçarak, kilo kaybına yolaçarak, ya da kilo alımına
yolaçarak, beslenmeyi bozduğu kesin. Ama doğrudan beslenmeyle ilişkisi
hakkında çok fazla bilgimiz var.”
DEPRESYON BELİRTİLERİNİ HİSSEDENLERE ÖNERİLER
Kişiler, depresyon belirtilerini kendilerinde
hissettiğinde neler yapmaları gerektiğini belirten Doç. Dr.Kültegin Ögel,
günlük yaşamlarını nasıl planlamaları gerektiğini şöyle açıkladı: “Bir kere
depresyonunuza sahip çıkın diyorum. Öncelikle sizde depresyon olup olmadığı
konusunda bir şekilde bilgilenin ve ona göre tedavi arayışına gerekirse
girin. Bu kendi hekiminiz olabilir, bir başka hekim olabilir. Bir yardım
arayışına girmek gerekiyor. Ama depresyonun uzun süreli bir hastalık
olduğunu da bilmemiz gerekiyor. Ve depresyonla tedavinin aslında bir tür
mücadele olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bir anda başımız ağrıdı gibi, aspirin
içip de herşeyin düzelmesini beklemeyeceğiz. O yüzden kendimizi
hazırlayarak böyle bir tedaviye girmeye hazırlıklı olmamız gerekiyor. Spor
çok önemli. Yaşamın düzeni çok önemli depresyon tedavisinde. Spor
aktiviteleri çok önemli yer tutuyor. Ama ilk başlarda değil bunlar. Yani
depresyondan çıkmaya yakın ya da çıktıktan sonra spor aktivitesini yapmak
çok önemli. Çünkü depresyon sırasında spor aktivitesi beklemek hastadan çok
doğru değil.”
Yukarıdaki
tıbbi bilgiler okurlarımızı bilgilendirmek için
Uzman Doktor Bahadır
http://www.psikiyatrist.net/testdepresyon.htm
sitesinden
drbakim@psikiyatrist.net
ve
sıhhat sitesi
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/139292.asp#BODY
den
alıntı yapılmıştır. Kendilerine hoşgörüleri için teşekkür ederiz
burhan
Sanus
Dikkat Uyarı
Bu sayfada
yazdığımız bilgilerle ilgili Uyarı Dergimizde
yer alan her türlü medikal bilgi, yorum, duyuru ve tanıtım faaliyetleri
ile ilgili sayfa düzenlemeleri, güvenilirliğine inanılan kaynaklardan elde
edilerek derlenmiştir. Evrenin Sırları Dergisinde yer alan her türlü bilgi,
değerlendirme, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirmeye yönelik olup,
hiç bir şekilde kişinin doktorundan bağımsız teşhis ve tedaviye
yönlendirilmesi anlamına gelmemektedir. Burada yer alan bilgi ve
değerlendirmelerin uygulanması sonucunda ortaya çıkacak doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan Bu Tıbbi
Makaleyi yazan Dr veya Bilim Adamları Ve Dergimiz Evrenin Sırları sorumlu
olmayacaktır. Bu bilgiler sadece temel bilgilerdir tedavide kullanılamaz
Unutmayın erken teşhis edilmiş bir hastalık yarı yarıya
tedavi edilmiş sayılır. Sizde en küçük bir şüphenizde Doktora başvurun.
Hayatınızla kumar oynamayın.
Bizle iletişime geçmek için bilgi@evreninsirlari.com
adresine mail gönderebilirsiniz
|