|
Sevgili
okurlarımız bu sayımızda dizimizin ikinci bölümünde sizlere tanınmış din
adamları ve bilimcilerinin ve muhtelif dinlerin kursal kitaplarından
Gerçek varlık : RUHLAR hakkında bilgi vermeğe devam edeceğiz.

Dizi II
İslam’a Göre Ruhçuluk
Ruhçuluğa ait Tanımlar
Ölümden Sonraki Tezahür Edişler
Psikolojik olaylar Ruh çağırma seansları
S54s02video1RuhNedirBölüm2Kısım2(sıra1)
Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
S54s02video2RuhNedirBölüm2Kısım3(sıra2)
Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
S54s02video3RuhNedirBölüm2Kısım4(sıra3)
Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
S54s02video4RuhNedirBölüm2Kısım5(sıra4)
Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
S54s02video5RuhNedirBölüm2Kısım6(sıra5)
Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
S54s02video6RuhNedirBölüm2Kısım7(sıra6)
Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.
İslam’a Göre Ruhçuluk
İlk Yaratılan neydi . Allahın ilk önce
neyi yarattığı konusunun , insan hep merak etmiştir. Kainata ilk önce ne
yaratılarak başlandı., ilk canlı neydi , kimdi, nasıldı , ne şekildi , ne
yapardı, ne yerdi,ne içerdi gibi bir çok soru her zaman insanın en çok
merak etti şeylerin başında gelmiştir.
“ Allah hiçbir evlat edinmemiştir.
Mülkünde O’nun bir ortağı da yoktur. .o her şeyi yaratıp ona bir nizam
vermiş , onun mukadderatını tayin etmiştir. “ mealinde ki ayet ( furkan 25
/2 )
Münasebetiyle bazı tefsirlerde bu
hususlara yer verilerek konu açıklanmaya çalışılmıştır.
Prof. Süleyman Ateş ‘in Sülemi
Tefsirinde kaydettiğine göre bu hususta söylenenlerden bazıları
şunlardır.
“ El _ huseyn’e göre Allah altı şeyi iki
vehiçte / şekilde yaratıp bir ölçüye koydu . Binci vecih , meşiyyettir
(dilek arzu ve işler) ki nur üzerine yaratılmıştır . Sonra nefsi, sonra
ruhu , sonra sureti , sonra Harfleri , sonra isimleri, sonra rengi , sonra
tadı ,sonra kokuyu , sonra dehri / zamanı yarattı. Sonra ölçüleri ,
sonra ameli , sonra nuru , sonra bereketti , sonra sükûnu , sonra
vücudu , sonra Adem’i böylece birbiri peşi sıra yarattı. Diğer bir
veche göre :
Allah önce Dehri , Sonra cevheri / özü , sonra
sesi , sonra ruhu , yarattı. Böylece peşi sıra altı vecihten her
birinde yarattı. Bunların kendi gizli ilminden yaratıp bir ölçüye göre
takdir etti. Kendinden başka kimse bilmez “
Eğer bizzat Allah veya O’nun elçisi Hz
Muhammed bildirmemişse hiç kimse neyin önce neyin sonra yaratıldığını
yaratılışta nasıl bir sıranın takip edildiğini bilemez : Allahın önce şunu
sonra bunu yaratması indi ve felsefi bir mütalâadır. . Bu görüş “
Allahın ilk defa benim nurumu yarattı “ mealindeki hadise de aykırıdır.
( Süleyman Ateş , Sülemi ve Tasavuffi tefsiri s.108 )
Esrarlı Başlangıç : Bir görüşe göre biz
daha dünyaya gelmeden önce ruhlarımız yaratıldı. Biz
Dünyaya gelmeden önce ise Dünyada Ruhani
varlıklar bulunmaktaydı. Özellikle Hz. Adem’in
Yaratılması sırasında Cenabı – Hakk’ın
bilgi verme bakımından meleklerle yaptığı konuşmadan bu anlaşılmaktadır.
Cenabı-Hak : “ Ben yeryüzünde kendime bir halife yaratacağım” buyurdu.
Melekler ise “ Orada kan döküp anarşi çıkaracak birini mi yaratacaksın”
Dediler. ( bakara 2/30 )
Buradaki meleklerin “ anarşi” ve kan
dökücü “ tabirlerinden anlıyoruz ki daha önce yeryüzünde bir grup
varlık veya bir millet yaşamıştır ki bunların cinleri olduğu
üzerindeki görüşler oldukça fazladır. Bunların insan veya insana benzer
bir varlık olduğu hakkında ki görüşler ise tam olarak açıklık
kazanmadığı için dayanaksız iddialardan olduğu anlaşılmaktadır. Cinler de
mükellefiyet bakımından insanlar gibi mütalaa olunur ve kulluk bakımından
insanlarla aynı şeylerden sorumludurlar . Aralarında çıkan fitne ve
fesadı da yine Kuran da görüyoruz. Bu fitne savaşa dönüşüyor ve
saltanatları kaldırılıyor.
Meleklerde bunlara kıyasla yeryüzünde
yaratılanların aynı şeyi yapabileceklerini nazara veriyorlar. Ancak bu
mazeret veya kötülük yapılmış olması neticeyi değiştirmiyor ve
yeryüzünde halife olarak tabir edilen ilk insan yani Adem yaratılıyor.
Evet yeryüzünde bizden evvel bir çeşit
ruhani varlıklar olan cinler vardı.Keyfiyetlerini bilemediğimiz başka
ruhanilerde olabilir. Nitekim Bursalı İsmail Hakkı “ Ondan başka ilah
yoktur. Hem diriltir ,hem öldürür, Sizin de rabbiniz önceki ataşlarınızın
da Rabbi’dir. “ ( Duhan 44 / 8 ) ayetinin tefsirinde te’vilatu’n Nemciye
‘de “ bunun manası . O , Hz Adem ‘in çocuklarının ve yukarıda ki
ataların Rabbidir. Denildi ki ‘ Babamız olan Adem’den önce bin Adem’den fazla
kimse geçti.’ Denildiğini kaydetmektedir. “ ( Muhtasar Ruhu’l – Beyan,
Terc. VII , 586 )
Ancak yukarıda söylediğimiz gibi bu
durum hakkında pek çok tefsirci aynı görüşte değildir ve bunun
İsrailiyat olduğu, Yahudilik ‘ten alınmış olduğu kanaatindedirler. Ancak
bu konuda net ve çoğunluğun kabul ettiği bir görüş yoktur. Yine bu aynı
zamanda Allahın bizlere üfleyip verdiği ruhlarımız da olabilir. Ancak
o yine de ruhtur . Bu emir aleminden gelen ruh bizim yaratılışımızla
alakalıdır. Bizim dünyaya gelişimiz veya geleceğimiz ,ana rahminde
oluşmağa başladığımız an belirlenip yaratılacağı gibi daha önceden de
yaratılmış olabilir. Elest bezmeni , yani ruhlarla yapılan sorulu cevaplı
konuşma ve ruhların Allah’a verdiği cevabı anlatan ayette daha önce
yaratılmış olma ihtimalini akla getiriyor.
“ Ve hatırla o zamanı ki , Rabbin Ademoğullarının
sırtlarından zürriyetlerini aldı. ‘ben sizin Rabbiniz değil miyim.?” Diye
onları kendi nefislerine şahit tuttu . Onlar : “ Evet Sen bizim Rabbimizsin.
Biz buna şahidiz’ dediler ( böyle şahit tuttuk k kıyamet gününden ‘ biz
bundan habersiziz demeyesiniz “ (Araf 7 /172)

Ruhçuluğa ait Tanımlar :
Ruh Çağırma ve Hipnoz seanslar : Ruh
çağırma ve Hipnoz seanslarında gelip konuşanlar ise taklitçi cinlerdir.
Bunlar da çok defa yalan söyler ve insanlarla dalga geçerler.. Nasıl ki ,
biz onları eğlence unsuru olarak çağırıyor ve bir kısım adi işlerde
kullanıyorsak onlarda bizim için aynı şeyi yapıyorlar .Hatta sadece masum
geçmiş yaşantı taklit ve telkinleri değil , şeyh, veli ve hatta peygamber
taklidi bile yapabilirler, irtibatta oldukları kişiye kendisinin peygamber
olduğunu , mehdi olduğunu telkin edebilirler. Eğer gördüğümüz kötü
örnekler gibi siz de buna hazırsanız , bu iş olmuş demektir. O zaman
ordularıyla gelip , olmadık cambazlıklar yaparlar. Başınızın üstünde
halkalar çizmekten tutun da size vahiy getirdiğine varıncaya kadar , pek
çok şey söyleyip , keramet çeşidinden de pek şey yapabilirler.
Prof. Dr. Süleyman Ateş Hoca’nın da
başından böyle bir olay geçmiş. :
“ Diyarbakır’da iken kendimi ruh çağırma
seanslarına kaptırmıştım. Gelen Ruh ( cin) bana , kendini Abdülkadir
Ceylani diye takdim ediyordu. . Ben de inanmıştım. Bir gün bu ruh yine
geldi. Arapça bir şeyler okudu. Ona Arapça bilmediğimi söylediklerini
Türkçe söylemesini rica ettim. Türkçesini söyledi . Bunları Ayet Mi ?
Hadis mi? Olduğunu sordum. “ ayet “ dedi.
Kuranın neresinde “ dedim Falan yerinde
dedi . Dediği yere baktım , öyle ayet bulamadım. İçime şüphe düştü. Bu
gelen veli ise , veli yalan söylemezdi. Yine çağırdım . Dediği yerde
öyle bir ayet olmadığını söyledim . “ Falan tefsirde “ dedi. Dediği yere
gene baktım orada da yoktu. İyice kuşkulandım. Tekrar çağırdım. “ Doğru
söyle , sen veli misin? Şeytan mısın ? “ dedim. “ Ben şşşşşşş…şeytan”
dedi . bir daha böyle bir şey yapmadım. ( Süleyman Ateş Diyanet Dergisi
sayı 206 – 207 , 1971 )
Bu gibi hatıralar az değildir. İstikbali
ve hali yanlış anlayan şeytanlar , insanlarla ilişkili oldukları için ,
çoğu yalandan ibaret olan haberleri söylerler ve yayarlar. Cinler de
her şeyi doğru olarak bilmezler , doğruyu göremezler ve olaylara geniş
kuşatıcı bakışlarla bakıp değerlendiremezler. İnsanlar pek çok konuda
cinlerden üstündür ve cinleri insan hizmetine verilmiştir. Cinlerin tek
üstün yanı değişik bir boyutta olmaları ve bize göre belki de boyut
farkından olsa gerek daha uzun yaşamaları.
Biz bütün bunları normal bir dille
anlatmaya , ruhçular tarafından kandırılmış bir kısım kişileri de ilmin
ışığı altında ikna etmeye çalışıyoruz. İlim ve Akıl da bunu
gerektiriyor. Bu konu ile alakalı olarak , Kuran’da onların durumları
şöyle anlatılmaktadır.
“ Allah’a karşı yalan ve iftirada bulunan
, yahut ayetlerimizi yalanlayan kimselerden daha zalim kim olabilir * Bunlara
da kitapta yazılı olan nasipler erişir. Nihayet ruhlarını alacak olan
elçilerimiz kendilerine geldikleri zaman : Nerede , Allah ‘ı bırakıp da yalvarıp
yakardıklarınız.” Derler. Onlar da “ bizden uzaklaşıp gittiler “ deyip
zaten kafir oldukları hususunda kendi
Aleyhlerine şahitlik ederler. Allah onlara
da şöyle buyurur : “ Ateşteki sizden evvel gelip geçen cin ve insan
ümmetleri içine sizde katılın” Her Ümmet ateşe girince , kendi yoldaşına
lanet eder. Nihayet hepsi orada bir araya gelince , sonrakiler evvelkiler
hakkında şöyle derler : ‘ Rabbimiz bizi saptıranlar işte bunlar ”Onlara
ateşten bir kat daha fazla azap ver.” Allah da onlara şöyle buyurur :
Herkes için bir kat fazla azap vardır, fakat siz bilmezsiniz. Evvelkileri
ise
, sonrakiler için der ki . ‘ sizin bize
üstünlüğünüz yok ki …. Siz de irtikap etmiş olduğunuz günah sebebiyle
azabı tadın” (Araf , 7 /37 – 38 – 39 )
Ruh veya Cin Çağırma : Fincanla veya
diğer usullerle cin çağırma dedikleri olay da budur. Harfler ve Rakamlar ,
evet ve Hayır cevapları yazılıp daire şeklinde sıralanır : Ortaya bir
fincan konur . Fincana hafifçe iki kişi parmaklarını dokundurur ve ruh
çağrılır. Davet üzerine cin gelir . Kendini davet edilen bir kişi olarak
tanıtır. Sorulara göre cin fincanı bir harfe veya rakama veya evet
hayır’a doğru hareket ettirerek cevap verir.
Cinler çok uzun ömürlü oldukları için
tecrübelerin çoktur. . bir de hızlı hareket edebildikleri için haber alma
imkanları bizlerden binlerce kat fazladır. Gelen cin sorulan sorulara
rahatça doğru cevaplar verir . Soru saranların zaafı hemen gelecekle
ilgili sorular sormaktır. Sorarlar , cin de tecrübelerine dayanarak bir
takım cevaplar verir . Geleceği bildiğini söyler ve bu minvalde bilgiler
verir.
Ruhçuların hipnoz seanslarında çok defa
ruh çağırma seanslarında ise mutlaka , devreye girip kendini aranılan
kişi olarak tanıtan ve o kişiyi tanıyan bir cin söz konusudur. Mesela cin
, kendisini oradaki birinin veya bizzat uyuyan şahsın ölmüş babası olarak
tanıtır. Birtakım bilgiler verir yalanlar ekler . o ölmüş şahsı iyi
tanıyan kişilerin şaşırtıcı sorularıyla cinin maskesini kolayca
düşürebilirler. Ama hayretler içinde kalan kişiler cine şaşırtıcı sorular
soramıyorlar . bir de cinler tecrübelerine kolay haber alma imkanlarına
veya evvelce birbirilerinden duyduklarına dayanarak gelecekle ilgili
haber uydururlar ve çok etkili olurlar.
Ruhçular Cinlere Tapar mı ? Cinlerin her
işe parmaklarını sokmasından anlaşılıyor ki içlerinden bir kısmı
insanları kendilerine bağlayıp saydırmak , kabul ettirmek ve sonradan
onları yönetmek istiyorlar. Bu da onların her fısıldadığı şeyi kabul
etmek anlamını çağrıştırıyor. Çünkü kabul etmediğin takdirde seninle
irtibatı kesiyor. Sende ondan
İstifade etmek ve bilgi alabilmek için
onun istediklerini yapıyorsun. Böylece aranızda bir birliktelik ve menfaat
ortaklığı başlıyor.
Kuran’da deniyor ki “ Mahşer’de) hepsini
bir araya getirip topladığı gün (cinlere hitap ederek diyecektir ki ) ‘
Ey cin topluluğu ‘ insanları ( doğru yoldan ) saptırmak için çok
uğraştınız. Onların insanlardan olan dostları ( Rablerine cevap verip
diyecektir ki ) ‘ Rabbimiz birbirimizden faydalandık ve bizim için tayin
ettiğin sürenin sonun ulaştık’ ( O da onlara şöyle diyecektir ) ‘ Varıp
duracağınız yer cehennem ateşidir . Allahın dilediği hariç , orada ebedi
kalacaksınız ‘ Şüphe yoktur ki Rabbi hikmet sahibidir., her şeyi hakkıyla
bilendir ( En’am 6/100)
İnsanları bunları rızalarıyla kabul
etmelerinden ve kolaylık göstererek yardımda bulunmalarından da cin
faydalandı, murat ve maksadına erdi “ yine ayette geçen “ isteksertüm”
kelimesinin “ ekserisini yani çoğunu elde etmeye çalıştınız veya elde
ettiniz “ gibi manalar taşıdığı bellidir.
Hamdi Yazır, bu ayetin tefsirinde “ Cin
genel adı altında bulunan , gözlerden gizli karanlık yaratıklara veya
gözle görünmez tabiat ötesi kuvvetler ve ruhani cevherlere ilahlıktan
veya Rab’likten veya yaratıcılıktan pay vererek Allah’a denk veya aşağı
ortak yaptılar. Kimi meleklere kimi şeytan cinsine, kim hepsine çeşitli
adlarla taptılar veya zati kudret ve tesir isnat ettiler.
Tefsircilerin beyanına göre burada ki “
cin “ melekleri ve şeytanları da içine alan genel manada kullanılmıştır.
(Hamdi Yazır Hak Dini 18, 476)
Yukarıdaki bilgiler için ( Giovanni Scognamillo & Arif
aslan’ın Ruhçuluk ve reenkarnasyon ) kitabından faydalanılmıştır.

Ölümden Sonra Tezahür Edişler : Parapsikolojik
olaylar Görünmeler , Sahiplenmeler :
İnsan ruhunun doğal uyku , uyur gezerlik
, düşüncenin nakli ve her türüyle telepati diye adlandırılan çeşitli
serbestleşme ( degajman ) evreleri arasında ki hali onu duyarlılığı ile
algılama vasıtalarının kendisini bedene zapt etmiş olan bağların gevşemesi
ölçüsünde güçlenmektedir. Şimdi de onu kesin serbestleşme kesin
özgürleşme evresi sırasındaki haline , yani ÖLÜM sonrasındaki haline
değineceğiz , ki bu evre sırasında RUH yeryüzündeki dostlarına hem
fizik anlamda hem de entelektüel anlamda görünebilmektedir. Bu psişik
halleri birbirinden ayıran hiçbir boşluk söz konusu değildir. Maddi
hayattan önce ve sonra da cereyan etmiş olsalar , bu fenomenler ,sebepleri
, yasaları ve sonuçları bakımından birbirlerinin yine aynısıdırlar
bunlar hep belli tarzlarda meydana gelmektedir.
Bu olgular arasında kesin bir devamlılık
ve derecelendirme söz konusudur; bu olguların bilimin nazarında uzun
süre şüpheli şeyler olarak kalmasına yol açmış olan doğa üstü kavramı ,
işte bundan kaynaklanmıştır. “ Tabiatta sıçrama şeklinde bir şey olmaz “
şeklinde ki şu malum
Eski söz böylece bir kere daha doğrulanmış
olmaktadır. Ölüm bir sıçrama değildir, ölüm , yerküre insanını oluşturan
öğelerin eriyip gitmesi değil birbirlerinden ayrılmasıdır., ölüm görünen
alemden görünmeyen aleme sınırlı duyularımızın yetersizliği nedeniyle
keyfi olarak tayin edilen bir geçiştir. Öte alemdeki hayatımız , bugünkü
hayatımızın doğal ve mantıki uzantısından , varlığımızın görünmeyen
bölümünün gelişim sürecinden başka bir şey değildir. Fizik alanda nasıl
bir zincirlemelik söz konusuysa aynı şekilde psişik alanda da bir zincirlemelik
söz konusudur.
Her iki çeşit görünme ( aparisyon)
olgusunda da yani dışarılaşma ( eksteriorize ) canlıların görünme olgusuna
olduğu gibi ölmüşlerin görünme olgusunda da somutlaşan ve duyarlı
kimselere görünen şey hep şu akışkansal formdur, yani ruhun şu iletim
aracıdır. , yani fizik bedenin şu kopyasıdır veya başka bir deyişle ,
fizik bedenin şu taslağıdır. Becquerel , Curie , Lebon gibi
araştırmacıların çalışmalarından sonra bilim , maddenin ince ve
görünmez hallerine , yani tezahür etmek için ruhların kullandığı ve
ruhçuların da çok iyi tanıdığı bu akışkanlara alışmaya başlamıştır. Son
keşifler sayesinde bilim, unsurlar , güçler ve şüphe götürmez kudretler
alemi diye andığımız bir alem ile sıkı bir ilişki içine girmiştir. ,
böylece de uzun süre bilinmez şeyler olarak kalmış olan hayat
formları imkan ve ihtimaliyle yüz yüze gelmiştir.

Paranormal Olaylar Ruh Çağırma Seansları
Sir W. Crookes * R Wallace * R Dale Owen *
Aksakof * O. Lodge * Paul Gibier * Myers gibi sprit fenomeni incelemiş
olan bilim adamları ölmüşlerin görünmelerine ( aparisyon) ilişkin bir
sürü olgu ile yüz yüze gelmişlerdir . Londra Kraliyet Akademisi
üyelerinden Sir W Crooks ‘ın evinde üç yıl boyunca materyalize olmuş
olarak yaşayan Katie King ‘in ( bakınız sayı 5 s. 1 Katie King’in
hayatı ) 26 mart 1874 tarihinde bir grup araştırmacı huzurunda
fotoğrafları çekilmiştir.
Bu arada Aksakof tarafından fotoğrafı
çekilmiş olan Abdullah ve John king olayında anmak istiyoruz. Ayrıca
akademisyen R. Wallace ile Dr. Thomas da uzun yıllar önce ölmüş ana’larının
fotoğraflarını çekmişlerdir.
Myers ölmüşlerin görünmelerine ilişkin
231 olaydan söz etmektedir. Bunlardan bazıları Phantasm’dan yapılmış
alıntılardır. Çok yakın bir geçmişte meydana gelmiş ölüm olaylarından ,
aynı eserde şöyle söz edilmektedir .
“ Çok pozitif bir Adam olan gezgin
tüccarın biri bir sabah dokuz yıl önce ölmüş olan kız kardeşinin
vizyonunu görmüştür. Olayı anlattığında ailesi ona inanmamıştır. Ama
vizyonu tasvir ederken kız kardeşinin yüzünde bir sıyrık bulunduğunu
söyleyince işin rengi birden değişmiştir. Bu ayrıntı annesini öyle
etkilemiştir ki kadın kendini bir anda yerde bulmuştur. , bayılmıştır.
Kendine gelince kadın bu sıyrığa kızını tabuta koyduğu sırada kendisinin
sebep olduğunu ama hemen ardından üzerine pudra serpip fark edilmez
hale getirdiğini ifade etmiştir. Ayrıca bu ayrıntıyı kendisinden başka
kimsenin bilmediğini de eklemiştir. Bu sıyrığı oğlunun görmüş olması ,
kadın için , vizyonun gerçekliğini gösterir bir kanıt yerine geçtiği
gibi
Kendisinin ölüm haberi yerine de
geçmişti, nitekim kadıncağız birkaç hafta sonra hayata veda etmiştir.
Kendisi önce öldüğü takdirde , kız
arkadaşına , onu korkutmayacak şekilde görüneceğini vaat etmiş bir
gencin ortaya koyduğu örnek pek ilginçtir. , Bu genç ölümünden bir yıl
sonra arkadaşının kardeşine arabaya binmek üzere olduğu bir sırada
görünmüştür. Bir diğer örnekte şöyledir : Mme de Fereville sağlığında
mezarlığı ziyaret edip kocasının mezarı etrafında dolaşmayı çok severdi.
Bu kadının ölümünden 7 - saat sonra orada gezerken bahçıvan tarafından
görülmüştür.
Seyahat sırasında öldükten sonra kızına,
acayip giysiler içinde görünmüş olan bir baba örneğini de söylemeden
geçemeyeceğim. Acayip diye nitelendirdiğimiz giysiler , adama ölümünden
sonra yabancı kimseler tarafından giydirilmiş olan giysilerdi. bu baba
kızına , kendisine ait olan fakat kızı tarafından bilinmeyen yüklü bir
paradan söz etmişti. Daha sonra bir önceki olay gibi bu olay da
doğrulanmıştır. Dilerseniz son olarak da Robert Mackezie örneğine bir
göz gezdirelim.. Mackenzie ölümünden henüz haberdar olmamış bulunan
Patronuna , intihar suçlamasından
kendini temize çıkarmak üzere görünmüştür. Ölümünün kaza sonucu meydana
geldiği anlaşılınca bu ithamın haksızlığı da kendiliğinden ortaya
çıkmıştır.
1900 yılında Paris’te yapılmış olan
Spiritüalist kongresinin 23 Eylül tarihli seanslarında Bouches - du –
Rhone senatörü ve Dahomey eski valisi olan Dr. Bayol , Arles ile
Ey-gfuiéres de tanık olduğu görünme ( aparisyon) fenomenlerinden söz
ederken mezarı Arles da bulunan Acella adlı Romalı bir genç kızın ,
materyalize ( maddeleşerek) olup kaynar haldeki parafin de yüz hatlarının
izini bıraktığına değinmiştir, fakat kızın bıraktığı iz parafinde çukurlar
oluşturacağına reliefler oluşturmuştur, ki bunu herhangi bir canlı
varlığın başarması imkansızdır. Her türlü zorunlu tedbir alındıktan sonra
yapılmış olan bu deneyler , Bouches – du Rhone kaymakamı şair
Mistral,bir tüm general , doktorlar gibi kimselerin huzurunda ve
kontrolünde cereyan etmiştir.
11 Şubat 1904 tarihini taşıyan ve
Paris’teki ünlü Psişik Etütler dergisi tarafından yayınlanmış olan bir
tutanakta ,Roma Üniversitesi mensuplarından biri diye anılan Prof.
Milési , ki bu zatı Fransızlar Sorbonne Üniversitesinde verdiği Auguste
Comte konulu konferansları sayesinde tanımışlardır. , evet , bu zat
ruhların materyalizasyonu konusunda tanıklık ifadesi vermiştir, bu
ifadenin bir bölümünü de üç yıl önce Crémone ‘da ölmüş olan kız
kardeşinin materyilazyonu oluşturmuştur. Tutanaktan alınmış bir bölümde
şöyle denilmektedir.
“bu seansta dikkati çekmiş en harika şey
ışıklı türden olan aparisyonlar olmuştur. Oysa salon alaca karanlıktı
;dokuz aparisyon olayı gerçekleşmiştir, bunları orada bulunanların hepsi de
görmüştü. İlk üçü Prof Milési ‘nin , Crémone ‘daki Sacré – Coeur kızlarına
ait manastırda üç yıl önce yani 32 yaşında ölmüş olan kız kardeşinin
hatlarını canlandırmaktaydı. Kendisine özgü tatlı tebessümüyle tezahür
etmişti. “
Ölüm ve Sırrı adlı eserinde , C.
Flammarion , Amiral Peyron ‘un Toulon ‘da ölümünden habersiz olan iki
subaya göründüğünden söz etmektedir. Biri firkateyn kaptanı diğeri de baş
makinisti olan iki subay amiralin , Akdeniz filosu komutanlığı sırasında kurmay
heyetinde vazife görmüşlerdir. Birbirlerinden uzak noktalarda bulunan bu
subayların her ikisi de aparisyon tarafından uyandırılmışlardır; hayret
edilecek husus şuydu ki Tanıl oldukları vizyonların ayrıntıları
birbirine tıpa tıp benzemekteydi.
Seansta bulunanların huzurunda ve
gözleri önünde ruhlar bazen oraya uğradıklarının kanıtı olmak üzere bir
sürü masaj yazdıra bilecek kadar materyalize olmaktadırlar. Bankacı
Livermore ‘un dünya hayatı sırasında kullandığı yazının aynı olan bir
yazıyla mesaj vermiş olan karısı da yine böyle bir örnek sunmuştur. (
Aksakof. Animizm ve Spiritizm )
Pek sık olarak ruhlar uyumakta olan
medyumların bedenlerine ortak olup ( arporation – sahiplenme) konuşmakta
, yazmakta, el kol hareketleri yapmakta , orada hazır bulunanlarla sohbet
etmekte ve onlara kimliklerine ilişkin kesin kanıtlar sunmaktadır.
Bu fenomenlerde Medyum , bedenini geçici
olarak terk etmektedir, asıl kişilik askıya alınmakta onun yerini yeni
kişilik almaktadır. Lisan davranışlar , yazı ve yüz hatları değişmekte
ve organizmaya yabancı olan ve onu bir süre için teslim almış olan bir
başka kişiliğin özeliklerini sergilemeye başlamaktadır.
Bayan Piper’in Dr. Hodgson, Prof. Hyslop ,
Prof. W. Jars , Prof, Newbold , Prof. O Lodge ve Prof. Myers tarafından
gözlemlenmiş ve kontrol edilmiş olan enkorporasyon ( bedeni bir başka
varlığın bir süre için teslim alması) olguları ruhun ölümsüzlüğü gerçeğini
destekleyen en kudretli kantlar demetinin oluşturmaktadır . G Pelhom ‘ın
kişiliği ölüm sonrasında akrabalarına anasına ve çocukluk arkadaşlarına tam
otuz kez görünmüştür . Öyle ki bu insanların akalarında bu tezahürlerin
sahibi konusunda en küçük bir şüphe bile kalmamıştır.
Prof. Hyslop ‘ un yaptığı deney de pek
ilginçtir , bu zat , ölmüş babasının ruhuna kendisinin bilmediği konulara
ilişkin 205 soru yöneltmiştir. Sonuç şöyle olmuştur 152 adet kesinlikle
doğru cevap 16 adet yanlış cevap ve kontrolü yapılamadığı için doğru
olup olmadığı o anda bilinemeyen 37 belirsiz cevap. Cevapların doğru olup
olmadığını araştırmak üzere ABD ‘ ne bir dizi seyahat düzenlemiştir.
Çünkü sorular Hyslop ailesinin profesörün doğumundan önceki hayatına
ilişkin sorulardı.
Paris’in ünlü Psişik Bilimler yıllığı
Haziran 1907 tarihli sayısında Amerika da 1860 yılında cereyan etmiş olan
şöyle bir olgudan söz edilmektedir.
“New York Adalet Divanı başkanı ve ABD
senato eski başkanı olan Baş yargıç Edmonds’un evinde spontane
(kendiliğinden oluşma) fenomenler halinde medyumluk olayları cereyan
etmeğe başlamış olan bir kızı vardı ; çevresinde meydana gelen bu
fenomenler sonunda kızda, büyük bir merak uyandırmış ve onun sprit seanslarına
devam etmesine yol açmıştı. Kızda ki ‘ zihinsel Medyumluk’ özelliği
işte böyle çıkmıştı ortaya. Kendisinde bir başka kişilik tezahür etinde
Laura bazen hiç bilmediği lisanları bile konuşuyordu.
M Edmonds bir akşam evinde on iki kadar
dostuyla birlikte bulunduğu sırada salona birden New York’lu bir artist
olan M. Gren girmişti, yanında da yunanlı M. Evangelides diye takdim
ettiği bir adam vardı. Onlar içeri girer girmez Bayan Laura ‘da birden
yabancı bir kişilik belirmiş ve ziyaretçiye İngilizce bazı sözler
söylemeye başlamıştır ; ardından da kendisinin
Ziyaretçinin evinde yaşamış ve yıllarca
evvel ölmüş birisinin olduğunu kanıtlar türden bir şeyler mırıldamıştı.
Konuşan varlığı orada bulunanlardan hiç biri tanımıyordu. Genç kız zaman
zaman yunanca sözler söylüyordu , ki bu da M. Evagelidis’e kendisinin de
yunanca konuşup konuşamayacağını sorma fırsatın vermişti. , çünkü
İngilizceyi kem küm denilebilecek kadar konuşabiliyordu. . Böylece
Evagiledis Yunan’ca bayan Laura da İngilizce konuşmağa başlamıştı.
Evangelides zaman zaman heyecanlanıyordu. Ertesi gün Bayan Laura ile
tekrar görüşmüştü , salondakilere bir süre sonra medyum aracılığıyla
tezahür etmiş olan şahsiyetin , Yunanlı yurtsever Marc Botzaris’in
kardeşi olan ve Yunanistan’da ölmüş bulunan yakın bir dostunun şahsiyeti
olduğunu ifade etmiştir, bu dost kendisine Yunanistan da kalmış bulunan
ve kendisi Amerika ya gittiği sırada sağlığı yerinde olan oğlunun ölüm
haberini vermişti.
Evangelides , M Edmonds’un yanında bir
çok kez daha gelmiş ; ilk ziyaretinden on gün sonra geldiğinde onu ,
oğlunun ölüm haberini içeren bir mektup aldığından söz etmiştir ; bu
mektup Bayan Laura ile ilk görüşmesini yaptığı sırada yoldaydı herhalde.
Bu olayı nasıl karşılamış olduğunu
sormaları pek hoşuma gidecek galiba diye konuşmuştur yargıç Edmonds .
İnkar etmem imkansız ,çünkü olay herkesin gözü önünde cereyan etmiş bir
olay. Olayı inkar etmem , bizleri güneşin aydınlattığını inkar etmem
gibi bir şey olurdu. Olay 8 – 10 kişinin huzurunda cereyan etmiştir ve
üstelik bu insanlar iyi eğitim görmüş , zeki , mantıklı ve illüzyon ile
gerçeği ayırt edebilecek yetenekte insanlar .
M . Edmonds bize kızının o güne kadar
tek bir yunanca kelime bile işitmemiş olduğunu söylemiştir. Ama çeşitli
vesilelerle Polonez’ce ve Hintçe de dahil olmak üzere tam on üç lisan konuşmuş
olduğunu da eklemeyi unutmamıştır., oysa kız normal Halideyken ancak
İngilizce ve okulda öğretildiği kadar da Fransızca konuşurmuş. Ve bu M.
J.W Edmonds , şüphesiz öyle sıradan bir insan değildi. Onun karakterinin
sağlamlığından kimse şüphe edememiştir. . Işıl Işıl zekasına gelince , onu
da eserleri ispatlamaktadır .”
Bordeaux İstintaf Mahkemesi baş savcısı
ve tıp doktoru olan M. Maxwell Psişik Fenomenler adlı esrinde , bir
çimento işçisinin karısı olan Mme Agullaria ‘da gözlemlediği bu
enkorporasyon ( bedeni , bir başka varlığın bir süre için teslim alması )
fenomenini incelerken şunu söylemektedir.
“ İrtibata geçtiğimiz kişilikler arasında
en ilginci yüz yıl kadar önce ölmüş olan bir doktorun kişiliğiydi.
Konuştuğu tıp dili çok eskiydi . bitkileri eski tıbbi adlarıyla anmaktaydı.
Teşhisi genellikle doğru çıkmaktaydı.; ama saptadığı iç semptomları
tasviri , günümüz doktorlarını hayrete düşürecek yapıdaydı. Mezar Ötesi
meslektaşımı on yıldır gözlemliyorum, hiç değişmedi , çarpıcı diye nitelendirilebilecek
seviyedeki o mantıklı tutumunu hala sürdürüyor. “
Bu tür fenomenleri “ Dans L’invisible “
adlı çalışmamda belirttiğim gibi sık sık bende gözlemledim. Çeşitli
medyumlar aracıyla , ölmüş akrabalarla ve dostlarla görüşüp bu
medyumlardan onların bilinmeyen yanları konusunda bilgiler sağladım, ki
bunlar benim için değerli kimlik kanıtları yerine geçmiştir.
Bir Ruhun insanlarla kendi elleriyle
bizzat şekillendirilmemiş ve üzerinde uzun süre çalışıp esneklik
kazandırmamış olduğu bir organizmaya özellikle de bir beyin kullanarak
irtibat kuruşunun ortaya koyduğu zorluklar göz önünde tutulursa hayat
planları arasındaki fark nedeniyle bedenli bir insandan istenebilecek
her türlü kanıtın bedensiz insandan istenemeyeceği hususu dikkate alınacak
olunursa o takdirde enkorporasyon fenomeninin varlığın ruhiyatını ve
hayatın ölümden sonra da devam ettiği ilkesini kanıtlamaya en çok
yardım eden fenomenlerden biri olduğunu kabul etmek gerekir.
Kullana geldiğimiz “posesyon “ sözcüğüne
çoğu kez olumsuz bir anlam verilmekte ve bu terimle ifade edilen
olaylara dehşet uyandırıcı şeytani bir nitelik affedilmektedir. Ancak m
Ne var ki Myers ‘in belirttiği gibi “
Şeytan bilim tarafından tanınan bir yaratık değildir. Bu
Fenomenlerde sadece bir zamanlarda
yeryüzünde insan diye görünmüş ve daima bizim bedenleşmemize yol açan
sebeplerle bedenleşmiş olan ruhlarla yüz yüze geliyoruz. “ Bu noktada
Myers ortaya bir soru atıp “ Posesyon “ denen mutlak anlamda cereyan
eden bir olgu mudur ? demekte ( Cinlenme, perileşme diye anılan fakat
aslında yaşayan bir insan organizmasının bedensiz bir insan tarafından egemenlik
altına alınma olgusu ) .
Ve hemen ardından bu soruyu şöyle
cevaplamaktadır :
“ İnsan kişiliği tarafından bilinen ve
tanınan akımların hiç birinin onun bütün şuurunu silip atamadığını
öne sürdüğü gibi , yine onun tarafından bilinen ve tanınan tezahürlerin
hiç birinin onun varlığına ait potansiyelitenin tamamını ifade
etmediğini de dille getiren teori pek ala bedenlerinden ayrılmış
insanlara da uygulanabilir “
Myers şöyle devam etmekte :
“ Bu etütler sayesinde irtibatlar gitgide
daha kolay daha tam ve daha yüksek seviyeli bir birleştirici şuura
kavuşacaktır. Gerçi çok sayıda büyük güçlüklerle karşılaşacaktır ,ama ruh
ile maddeyi uzlaştırmak ve insana içinde mahpus konumunda bulunduğu
gezegenden başlayıp spritüel aleme doğru ilerleyen bir yol döşemek
söz< konusu olunca , böyle olmaz da nasıl olur. ? “
Ortada olan şudur binlerce defa
tekrarlanmış olan deneyler gözlemler ve tanıklıklar sayesinde ruhun
mevcudiyeti ve ölümden sonra da hayatını sürdürdüğü konusu artık
varsayım veya metafizik kavram olmaktan çıkıp canlı bir realite halini
almıştır. Doğa üstü kavramı ayakta ve hayatta kalmıştır. Mucize kavramı
ise laftan öteye geçmez bir şey olarak kenara itilmiştir. Ölüm
düşüncesinin insana telkin ettiği korku ve boş inanç yok olup
gitmiştir. Evrensel hayat ve ilahi faaliyet konusunda ki anlayışımız
genişlik kazanmış ve böylece istikbale güvenle bakılır hale
gelinmiştir. Bedenli hayat ve akışkansal hayat diye anılan almaşık hayat
formları vasıtasıyla ve kişisel gelişmelerin birbirini izlediğini ve
de ruhun zaman ve mekan içindeki tekamülünü yüce bir yasanın yönlendirdiğini
görür olmaya başladık artık .
Sevgili okurlar yazı dizimiz bu sayımızda burada bitiyor
gelecek sayımızda ( sayı 55 Mart 2010)
Size yine Ruhlar üzerine çok ilginç bilgiler vereceğiz.
Gelecek sayımızda Okuyacaklarınız :
Ruh Çağırma seansları devam . “ Rosalie” Ruh çağırma
seansının tam tutanağı
Katie King adında ki Ruh hakkında
Ruhun titreşimli (vibratuvar ) Halleri Hafızası.
Ölüm
Öte Alem Hayatı
Faydalandığımız kitaplar :
Leon Denis Gerçek Varlık Ruhtur ( Le Probleme de l’etre et
de la destinée )
http://www.kitapyurdu.com/yazar/default.asp?id=14587

Giovanni Scognamillo ve Arif Arslan Ruhçuluk ve
Reenkarnasyon
http://www.ilknokta.com/urun/60982/Ruhculuk-ve-Reenkarnasyon.html
Ruhçuluk
ve reenkarnasyon
Aksakof , animizm ve spritizm
Myers insan kişiliği
Herbert Puryear iki dünya arasında bağlantı
Paul Bronton Gizli Yol
Silver Birch Öte Alemden gelen bilgiler
Sevgili
okurlarımız yazımız hakkında soru sormak veya görüş bildirmek için lütfen
bilgi@evreninsirlari.net
adresine mail gönderin
|