Sayı: 54    Şubat 2010
Ana SayfaSon Sayı:61Eski SayılarZiyaretçi DefteriDergimiz Hakkında
Din.

 

1.2.2010  Sayı 54  Sayfa 02

 

Derleyen ve Yazan : burhan Z Sanus

 

 

Sevgili okurlarımız  bu sayımızda dizimizin ikinci bölümünde sizlere  tanınmış din adamları ve bilimcilerinin  ve muhtelif dinlerin kursal kitaplarından  Gerçek varlık : RUHLAR   hakkında bilgi vermeğe devam edeceğiz.

Ruhlar

Dizi II

 

İslam’a Göre Ruhçuluk

Ruhçuluğa ait  Tanımlar

Ölümden Sonraki Tezahür Edişler

Psikolojik olaylar  Ruh çağırma seansları

 

S54s02video1RuhNedirBölüm2Kısım2(sıra1)

Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.


S54s02video2RuhNedirBölüm2Kısım3(sıra2)

Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.


S54s02video3RuhNedirBölüm2Kısım4(sıra3)

Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.


S54s02video4RuhNedirBölüm2Kısım5(sıra4)

Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.


S54s02video5RuhNedirBölüm2Kısım6(sıra5)

Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.


S54s02video6RuhNedirBölüm2Kısım7(sıra6)

Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.


 

 

İslam’a Göre Ruhçuluk

 

İlk Yaratılan neydi .  Allahın ilk önce  neyi yarattığı konusunun  , insan hep  merak etmiştir. Kainata  ilk önce ne yaratılarak başlandı., ilk canlı  neydi , kimdi, nasıldı , ne şekildi , ne yapardı, ne yerdi,ne içerdi gibi bir çok soru her zaman insanın en çok merak etti şeylerin başında gelmiştir.

“ Allah  hiçbir evlat  edinmemiştir. Mülkünde  O’nun  bir ortağı da yoktur. .o her şeyi yaratıp  ona bir nizam vermiş , onun mukadderatını tayin etmiştir. “ mealinde ki ayet  ( furkan 25 /2 )

Münasebetiyle bazı tefsirlerde bu hususlara  yer verilerek  konu açıklanmaya  çalışılmıştır.

Prof. Süleyman Ateş ‘in Sülemi  Tefsirinde  kaydettiğine göre  bu hususta  söylenenlerden bazıları şunlardır.

“ El _ huseyn’e göre Allah  altı şeyi  iki vehiçte / şekilde yaratıp bir ölçüye koydu . Binci  vecih , meşiyyettir  (dilek arzu ve işler)  ki  nur üzerine yaratılmıştır . Sonra  nefsi, sonra  ruhu , sonra sureti , sonra Harfleri , sonra isimleri, sonra rengi , sonra tadı ,sonra  kokuyu , sonra dehri / zamanı  yarattı.  Sonra ölçüleri , sonra ameli , sonra nuru  , sonra bereketti , sonra  sükûnu , sonra  vücudu  , sonra  Adem’i  böylece birbiri  peşi sıra yarattı.  Diğer bir veche göre :

Allah önce Dehri , Sonra cevheri / özü , sonra sesi , sonra ruhu , yarattı. Böylece  peşi sıra altı  vecihten  her  birinde  yarattı.  Bunların  kendi  gizli ilminden  yaratıp bir ölçüye göre takdir etti. Kendinden başka kimse bilmez “

Eğer bizzat  Allah  veya  O’nun elçisi Hz Muhammed  bildirmemişse  hiç kimse neyin  önce neyin sonra yaratıldığını yaratılışta nasıl bir sıranın takip edildiğini bilemez  : Allahın önce şunu  sonra bunu  yaratması  indi ve felsefi  bir mütalâadır. . Bu görüş   “ Allahın ilk  defa benim  nurumu  yarattı “ mealindeki  hadise de aykırıdır.  ( Süleyman Ateş , Sülemi ve Tasavuffi tefsiri  s.108 )

Esrarlı Başlangıç :   Bir görüşe göre  biz daha dünyaya gelmeden  önce ruhlarımız yaratıldı. Biz

Dünyaya gelmeden önce  ise  Dünyada Ruhani varlıklar  bulunmaktaydı.  Özellikle Hz. Adem’in

Yaratılması sırasında  Cenabı – Hakk’ın  bilgi  verme  bakımından  meleklerle yaptığı konuşmadan bu anlaşılmaktadır.  Cenabı-Hak : “ Ben  yeryüzünde kendime bir halife  yaratacağım” buyurdu.  Melekler ise  “ Orada kan döküp  anarşi çıkaracak birini mi yaratacaksın”

Dediler.  ( bakara 2/30 )

Buradaki meleklerin “ anarşi”  ve kan dökücü “ tabirlerinden anlıyoruz ki  daha önce  yeryüzünde  bir grup varlık  veya bir millet  yaşamıştır ki  bunların  cinleri olduğu üzerindeki  görüşler oldukça fazladır.  Bunların insan veya insana benzer bir varlık olduğu  hakkında ki  görüşler  ise tam olarak  açıklık kazanmadığı  için  dayanaksız iddialardan olduğu anlaşılmaktadır. Cinler de mükellefiyet bakımından insanlar gibi mütalaa olunur ve kulluk bakımından insanlarla aynı  şeylerden sorumludurlar . Aralarında  çıkan fitne  ve fesadı  da yine  Kuran da görüyoruz. Bu fitne savaşa dönüşüyor ve saltanatları kaldırılıyor.

Meleklerde bunlara kıyasla yeryüzünde yaratılanların aynı şeyi yapabileceklerini nazara veriyorlar.  Ancak bu  mazeret  veya kötülük  yapılmış olması neticeyi değiştirmiyor  ve yeryüzünde halife olarak tabir edilen ilk insan yani  Adem yaratılıyor.

Evet  yeryüzünde  bizden evvel  bir çeşit ruhani varlıklar  olan cinler vardı.Keyfiyetlerini  bilemediğimiz  başka ruhanilerde olabilir.  Nitekim Bursalı İsmail Hakkı  “ Ondan başka ilah yoktur. Hem diriltir ,hem öldürür, Sizin de rabbiniz önceki ataşlarınızın da Rabbi’dir. “  ( Duhan 44 / 8 ) ayetinin tefsirinde te’vilatu’n Nemciye ‘de  “ bunun manası  . O , Hz Adem ‘in çocuklarının  ve yukarıda ki  ataların Rabbidir. Denildi ki  ‘ Babamız olan Adem’den önce bin Adem’den  fazla kimse geçti.’  Denildiğini kaydetmektedir. “ ( Muhtasar Ruhu’l – Beyan, Terc. VII , 586 )

Ancak yukarıda  söylediğimiz gibi  bu durum  hakkında  pek çok tefsirci aynı görüşte değildir ve bunun İsrailiyat  olduğu, Yahudilik ‘ten alınmış olduğu kanaatindedirler.  Ancak bu konuda  net ve çoğunluğun kabul ettiği  bir görüş  yoktur. Yine bu aynı zamanda  Allahın bizlere  üfleyip  verdiği ruhlarımız  da olabilir.  Ancak o yine de ruhtur . Bu emir  aleminden  gelen ruh  bizim yaratılışımızla alakalıdır.  Bizim dünyaya gelişimiz  veya geleceğimiz ,ana rahminde oluşmağa başladığımız  an belirlenip  yaratılacağı gibi  daha önceden  de yaratılmış  olabilir.  Elest bezmeni , yani ruhlarla yapılan sorulu cevaplı konuşma  ve ruhların  Allah’a verdiği cevabı anlatan  ayette  daha önce yaratılmış olma ihtimalini akla getiriyor.

“ Ve hatırla o zamanı ki , Rabbin Ademoğullarının  sırtlarından zürriyetlerini aldı. ‘ben sizin Rabbiniz değil miyim.?” Diye  onları kendi nefislerine şahit tuttu . Onlar : “ Evet Sen bizim  Rabbimizsin. Biz buna şahidiz’ dediler ( böyle şahit tuttuk k kıyamet gününden ‘ biz bundan habersiziz demeyesiniz “  (Araf 7 /172)

Ruhçuluğa ait Tanımlar  :

 

Ruh Çağırma ve Hipnoz seanslar :  Ruh çağırma  ve Hipnoz  seanslarında gelip konuşanlar ise taklitçi cinlerdir. Bunlar da çok defa  yalan söyler  ve insanlarla dalga geçerler.. Nasıl ki , biz onları eğlence unsuru  olarak çağırıyor  ve bir kısım  adi işlerde kullanıyorsak  onlarda bizim için  aynı şeyi yapıyorlar .Hatta sadece masum geçmiş  yaşantı taklit ve telkinleri değil , şeyh, veli ve hatta  peygamber taklidi bile yapabilirler, irtibatta oldukları kişiye  kendisinin peygamber olduğunu , mehdi olduğunu  telkin edebilirler.  Eğer gördüğümüz kötü örnekler gibi siz de buna hazırsanız , bu iş olmuş demektir.  O zaman ordularıyla gelip , olmadık  cambazlıklar yaparlar.  Başınızın üstünde halkalar  çizmekten  tutun da size vahiy getirdiğine  varıncaya kadar , pek çok  şey söyleyip , keramet çeşidinden  de pek şey yapabilirler.

Prof. Dr. Süleyman Ateş  Hoca’nın  da başından böyle bir olay geçmiş. :

“ Diyarbakır’da iken  kendimi ruh çağırma  seanslarına kaptırmıştım. Gelen Ruh  ( cin)  bana , kendini  Abdülkadir Ceylani  diye takdim ediyordu. . Ben de inanmıştım. Bir gün bu ruh yine geldi.  Arapça bir şeyler okudu.  Ona Arapça bilmediğimi söylediklerini  Türkçe söylemesini  rica ettim.  Türkçesini söyledi  . Bunları  Ayet Mi ? Hadis  mi? Olduğunu  sordum. “ ayet “ dedi.

Kuranın neresinde “ dedim  Falan yerinde dedi . Dediği yere baktım , öyle ayet bulamadım.  İçime şüphe düştü.  Bu gelen  veli ise , veli yalan söylemezdi.  Yine çağırdım . Dediği yerde  öyle bir ayet  olmadığını söyledim . “ Falan tefsirde “ dedi.  Dediği yere gene baktım orada da yoktu. İyice kuşkulandım. Tekrar çağırdım. “ Doğru söyle , sen  veli misin? Şeytan mısın ? “ dedim. “ Ben şşşşşşş…şeytan” dedi  . bir daha böyle bir şey yapmadım. ( Süleyman Ateş Diyanet Dergisi  sayı  206 – 207 , 1971 )

 

Bu gibi hatıralar az değildir. İstikbali  ve hali yanlış anlayan şeytanlar , insanlarla ilişkili oldukları için , çoğu yalandan ibaret  olan haberleri  söylerler  ve yayarlar. Cinler  de her şeyi doğru olarak bilmezler , doğruyu göremezler  ve olaylara  geniş kuşatıcı  bakışlarla bakıp değerlendiremezler. İnsanlar  pek çok  konuda  cinlerden  üstündür ve cinleri  insan hizmetine verilmiştir.  Cinlerin tek  üstün  yanı değişik bir boyutta  olmaları ve bize göre belki de boyut farkından olsa gerek  daha uzun yaşamaları.

Biz bütün bunları normal bir dille anlatmaya , ruhçular tarafından  kandırılmış  bir kısım kişileri  de ilmin  ışığı altında  ikna etmeye çalışıyoruz.  İlim ve Akıl da bunu gerektiriyor.  Bu konu ile alakalı olarak , Kuran’da  onların durumları şöyle anlatılmaktadır.

“ Allah’a karşı yalan ve iftirada bulunan , yahut ayetlerimizi  yalanlayan  kimselerden daha zalim kim olabilir *  Bunlara da kitapta  yazılı olan  nasipler erişir. Nihayet   ruhlarını alacak olan elçilerimiz  kendilerine geldikleri zaman : Nerede , Allah ‘ı bırakıp  da yalvarıp yakardıklarınız.” Derler. Onlar da  “ bizden uzaklaşıp  gittiler “ deyip  zaten kafir oldukları  hususunda  kendi

Aleyhlerine şahitlik ederler. Allah onlara da şöyle buyurur  : “ Ateşteki sizden evvel gelip geçen cin  ve insan ümmetleri içine sizde katılın”  Her Ümmet ateşe girince , kendi yoldaşına lanet eder. Nihayet  hepsi orada bir araya gelince , sonrakiler  evvelkiler hakkında  şöyle derler : ‘ Rabbimiz  bizi saptıranlar  işte bunlar ”Onlara ateşten  bir kat daha fazla azap ver.”  Allah da onlara şöyle buyurur : Herkes için bir kat fazla azap vardır, fakat siz bilmezsiniz. Evvelkileri ise

, sonrakiler için der ki . ‘ sizin bize üstünlüğünüz yok ki …. Siz de irtikap  etmiş olduğunuz  günah sebebiyle azabı tadın” (Araf , 7 /37 – 38 – 39 )

 

Ruh veya Cin Çağırma :  Fincanla veya diğer usullerle cin çağırma dedikleri  olay da budur. Harfler ve Rakamlar , evet ve Hayır  cevapları  yazılıp  daire şeklinde sıralanır : Ortaya bir fincan konur . Fincana hafifçe iki kişi  parmaklarını dokundurur  ve ruh çağrılır. Davet üzerine cin gelir .  Kendini davet edilen bir kişi olarak tanıtır. Sorulara göre cin fincanı bir harfe  veya rakama veya  evet  hayır’a doğru hareket ettirerek cevap verir.

Cinler çok uzun ömürlü oldukları için tecrübelerin çoktur. . bir de hızlı hareket edebildikleri için haber alma imkanları bizlerden binlerce kat fazladır.  Gelen cin sorulan sorulara rahatça doğru cevaplar verir  . Soru saranların  zaafı hemen gelecekle ilgili sorular sormaktır. Sorarlar , cin de tecrübelerine  dayanarak bir  takım cevaplar verir . Geleceği  bildiğini söyler ve bu minvalde bilgiler verir.

Ruhçuların  hipnoz seanslarında  çok defa  ruh çağırma  seanslarında  ise mutlaka , devreye girip kendini aranılan  kişi olarak tanıtan  ve o kişiyi tanıyan bir cin söz konusudur. Mesela cin , kendisini oradaki birinin veya bizzat uyuyan şahsın ölmüş babası olarak tanıtır.  Birtakım  bilgiler verir  yalanlar ekler . o ölmüş şahsı iyi tanıyan  kişilerin şaşırtıcı  sorularıyla cinin maskesini kolayca düşürebilirler. Ama hayretler içinde  kalan kişiler cine şaşırtıcı  sorular  soramıyorlar . bir de cinler tecrübelerine  kolay haber alma imkanlarına  veya evvelce  birbirilerinden  duyduklarına dayanarak gelecekle  ilgili haber uydururlar ve çok etkili olurlar.

 

Ruhçular Cinlere Tapar mı ?  Cinlerin her işe parmaklarını sokmasından anlaşılıyor ki  içlerinden bir kısmı  insanları kendilerine bağlayıp saydırmak , kabul ettirmek  ve sonradan  onları yönetmek istiyorlar.  Bu da onların her fısıldadığı şeyi kabul etmek  anlamını çağrıştırıyor.  Çünkü kabul etmediğin takdirde seninle irtibatı kesiyor. Sende ondan

İstifade etmek ve bilgi alabilmek için onun istediklerini yapıyorsun. Böylece aranızda bir birliktelik ve menfaat ortaklığı başlıyor.

Kuran’da deniyor ki “  Mahşer’de) hepsini bir araya  getirip topladığı gün  (cinlere hitap ederek diyecektir ki )  ‘ Ey cin topluluğu ‘ insanları ( doğru yoldan ) saptırmak için  çok uğraştınız. Onların  insanlardan olan dostları ( Rablerine cevap verip diyecektir ki ) ‘ Rabbimiz  birbirimizden faydalandık  ve bizim için tayin  ettiğin  sürenin sonun  ulaştık’  ( O da onlara şöyle diyecektir )  ‘ Varıp duracağınız yer cehennem ateşidir . Allahın dilediği hariç , orada ebedi kalacaksınız ‘ Şüphe yoktur ki  Rabbi hikmet sahibidir., her şeyi hakkıyla bilendir  (  En’am  6/100)

İnsanları bunları rızalarıyla kabul etmelerinden ve kolaylık  göstererek yardımda bulunmalarından  da cin faydalandı,  murat ve maksadına erdi “  yine ayette  geçen  “ isteksertüm” kelimesinin  “ ekserisini yani çoğunu elde etmeye çalıştınız veya  elde ettiniz “  gibi manalar  taşıdığı bellidir.

 Hamdi Yazır, bu ayetin tefsirinde “ Cin genel adı altında  bulunan , gözlerden gizli karanlık yaratıklara veya gözle görünmez tabiat ötesi kuvvetler  ve ruhani  cevherlere  ilahlıktan  veya Rab’likten veya yaratıcılıktan  pay vererek  Allah’a denk veya aşağı  ortak yaptılar. Kimi meleklere kimi şeytan cinsine, kim hepsine çeşitli adlarla taptılar  veya zati kudret  ve tesir isnat ettiler.

Tefsircilerin  beyanına göre burada ki “ cin “ melekleri  ve şeytanları  da içine  alan genel  manada kullanılmıştır.  (Hamdi Yazır  Hak Dini  18, 476)

Yukarıdaki bilgiler için (  Giovanni Scognamillo &  Arif aslan’ın Ruhçuluk ve reenkarnasyon ) kitabından faydalanılmıştır.

 

 

 

Ölümden Sonra Tezahür Edişler : Parapsikolojik olaylar Görünmeler , Sahiplenmeler :

İnsan ruhunun doğal uyku , uyur gezerlik ,  düşüncenin nakli  ve her  türüyle telepati  diye adlandırılan  çeşitli serbestleşme ( degajman )  evreleri arasında ki hali onu duyarlılığı  ile algılama  vasıtalarının kendisini bedene zapt etmiş  olan bağların gevşemesi  ölçüsünde  güçlenmektedir.  Şimdi de onu kesin serbestleşme  kesin özgürleşme evresi sırasındaki  haline , yani ÖLÜM sonrasındaki  haline değineceğiz , ki bu evre  sırasında RUH  yeryüzündeki  dostlarına  hem fizik anlamda hem de entelektüel  anlamda görünebilmektedir.  Bu psişik halleri birbirinden ayıran hiçbir boşluk söz konusu değildir. Maddi  hayattan önce ve sonra da cereyan etmiş olsalar , bu fenomenler ,sebepleri , yasaları  ve sonuçları  bakımından  birbirlerinin  yine aynısıdırlar bunlar hep belli tarzlarda meydana gelmektedir.

Bu olgular arasında kesin bir devamlılık  ve derecelendirme  söz konusudur; bu olguların  bilimin  nazarında uzun süre şüpheli şeyler olarak kalmasına yol açmış  olan  doğa üstü kavramı , işte bundan kaynaklanmıştır.  “ Tabiatta sıçrama şeklinde bir şey olmaz “  şeklinde ki şu malum

Eski söz böylece bir kere daha doğrulanmış olmaktadır.  Ölüm bir sıçrama değildir, ölüm , yerküre insanını  oluşturan öğelerin  eriyip gitmesi değil  birbirlerinden ayrılmasıdır., ölüm görünen  alemden görünmeyen aleme  sınırlı  duyularımızın  yetersizliği nedeniyle  keyfi olarak tayin edilen bir geçiştir. Öte alemdeki hayatımız , bugünkü  hayatımızın  doğal  ve mantıki  uzantısından , varlığımızın  görünmeyen bölümünün gelişim sürecinden  başka bir şey değildir.  Fizik alanda  nasıl bir  zincirlemelik  söz konusuysa  aynı şekilde psişik  alanda da bir zincirlemelik söz konusudur.

Her iki çeşit görünme  ( aparisyon)  olgusunda  da yani  dışarılaşma  ( eksteriorize )  canlıların  görünme olgusuna  olduğu gibi  ölmüşlerin görünme olgusunda da somutlaşan  ve duyarlı  kimselere  görünen şey  hep şu akışkansal  formdur, yani ruhun  şu iletim aracıdır. , yani fizik bedenin şu kopyasıdır veya başka bir deyişle  , fizik bedenin şu taslağıdır.  Becquerel , Curie , Lebon  gibi  araştırmacıların  çalışmalarından  sonra bilim , maddenin  ince ve görünmez  hallerine , yani tezahür etmek için  ruhların kullandığı  ve ruhçuların  da çok iyi tanıdığı  bu akışkanlara  alışmaya başlamıştır.  Son keşifler sayesinde  bilim, unsurlar , güçler ve şüphe götürmez  kudretler  alemi diye  andığımız  bir alem ile sıkı bir ilişki  içine girmiştir. , böylece  de uzun süre  bilinmez  şeyler  olarak kalmış  olan hayat formları  imkan ve ihtimaliyle  yüz yüze gelmiştir.

Paranormal Olaylar  Ruh Çağırma Seansları

 

Sir W. Crookes * R Wallace * R Dale Owen * Aksakof  * O. Lodge  * Paul Gibier  * Myers   gibi sprit fenomeni  incelemiş  olan bilim adamları  ölmüşlerin  görünmelerine  ( aparisyon)  ilişkin bir sürü olgu  ile yüz yüze gelmişlerdir .  Londra Kraliyet Akademisi  üyelerinden  Sir  W Crooks ‘ın  evinde üç yıl boyunca  materyalize olmuş olarak yaşayan  Katie King ‘in  ( bakınız sayı 5  s. 1   Katie King’in hayatı )  26 mart 1874 tarihinde bir grup  araştırmacı  huzurunda fotoğrafları çekilmiştir.

Bu arada  Aksakof  tarafından fotoğrafı  çekilmiş olan  Abdullah ve John king  olayında anmak istiyoruz. Ayrıca  akademisyen  R. Wallace  ile Dr. Thomas  da uzun yıllar önce ölmüş ana’larının fotoğraflarını çekmişlerdir.

Myers  ölmüşlerin görünmelerine  ilişkin 231 olaydan söz etmektedir. Bunlardan bazıları  Phantasm’dan  yapılmış alıntılardır.  Çok yakın bir geçmişte meydana gelmiş ölüm olaylarından , aynı eserde  şöyle söz edilmektedir .

“ Çok pozitif  bir Adam olan gezgin tüccarın biri  bir sabah dokuz yıl önce  ölmüş olan  kız kardeşinin vizyonunu görmüştür. Olayı anlattığında  ailesi ona inanmamıştır. Ama vizyonu tasvir ederken  kız kardeşinin  yüzünde bir sıyrık bulunduğunu  söyleyince işin rengi  birden değişmiştir.  Bu ayrıntı  annesini öyle etkilemiştir ki  kadın kendini bir anda yerde bulmuştur. , bayılmıştır.  Kendine gelince kadın  bu sıyrığa  kızını tabuta  koyduğu sırada kendisinin sebep olduğunu  ama hemen ardından  üzerine pudra serpip  fark edilmez hale  getirdiğini  ifade etmiştir.  Ayrıca bu ayrıntıyı kendisinden  başka kimsenin  bilmediğini de eklemiştir. Bu sıyrığı  oğlunun görmüş olması , kadın  için , vizyonun gerçekliğini gösterir  bir kanıt  yerine geçtiği gibi

Kendisinin ölüm haberi  yerine de geçmişti, nitekim kadıncağız  birkaç hafta sonra hayata veda etmiştir.

Kendisi önce öldüğü takdirde , kız arkadaşına , onu  korkutmayacak şekilde  görüneceğini vaat etmiş  bir gencin  ortaya koyduğu örnek pek ilginçtir. , Bu genç ölümünden bir yıl sonra  arkadaşının kardeşine  arabaya binmek üzere  olduğu bir sırada  görünmüştür.  Bir diğer  örnekte şöyledir :  Mme de Fereville  sağlığında  mezarlığı  ziyaret edip  kocasının mezarı etrafında dolaşmayı çok severdi. Bu kadının ölümünden  7 -  saat sonra orada  gezerken bahçıvan tarafından görülmüştür.

Seyahat sırasında  öldükten sonra  kızına, acayip giysiler  içinde  görünmüş olan bir baba örneğini de söylemeden geçemeyeceğim. Acayip diye nitelendirdiğimiz  giysiler , adama  ölümünden  sonra yabancı  kimseler tarafından  giydirilmiş  olan giysilerdi. bu baba kızına , kendisine ait  olan fakat kızı tarafından bilinmeyen yüklü bir paradan söz etmişti.  Daha sonra bir önceki  olay gibi bu olay  da doğrulanmıştır.  Dilerseniz son olarak  da Robert Mackezie  örneğine  bir göz gezdirelim.. Mackenzie  ölümünden  henüz haberdar  olmamış  bulunan

Patronuna , intihar  suçlamasından kendini  temize çıkarmak üzere  görünmüştür.  Ölümünün kaza sonucu meydana geldiği  anlaşılınca  bu ithamın haksızlığı  da kendiliğinden ortaya çıkmıştır.

1900 yılında  Paris’te yapılmış olan Spiritüalist  kongresinin  23 Eylül tarihli  seanslarında  Bouches  - du – Rhone  senatörü  ve Dahomey eski valisi olan  Dr. Bayol , Arles  ile  Ey-gfuiéres  de  tanık olduğu görünme  ( aparisyon)  fenomenlerinden  söz ederken  mezarı  Arles da bulunan  Acella adlı  Romalı  bir genç  kızın , materyalize ( maddeleşerek)  olup  kaynar haldeki parafin de yüz hatlarının izini bıraktığına değinmiştir, fakat kızın bıraktığı iz  parafinde çukurlar oluşturacağına reliefler oluşturmuştur, ki bunu herhangi  bir canlı varlığın başarması imkansızdır.  Her türlü zorunlu tedbir alındıktan sonra yapılmış olan bu deneyler , Bouches – du  Rhone  kaymakamı  şair  Mistral,bir tüm general , doktorlar  gibi kimselerin huzurunda ve kontrolünde cereyan etmiştir.

11 Şubat  1904  tarihini taşıyan  ve Paris’teki  ünlü Psişik  Etütler  dergisi tarafından  yayınlanmış olan  bir tutanakta  ,Roma Üniversitesi  mensuplarından  biri diye anılan  Prof. Milési , ki bu  zatı  Fransızlar  Sorbonne Üniversitesinde verdiği  Auguste Comte  konulu  konferansları sayesinde tanımışlardır. , evet , bu zat  ruhların  materyalizasyonu  konusunda tanıklık ifadesi vermiştir, bu ifadenin  bir bölümünü de üç yıl önce  Crémone ‘da ölmüş  olan kız kardeşinin materyilazyonu oluşturmuştur. Tutanaktan alınmış  bir  bölümde şöyle denilmektedir.

“bu seansta  dikkati çekmiş  en harika şey  ışıklı türden olan aparisyonlar  olmuştur. Oysa  salon alaca karanlıktı ;dokuz aparisyon olayı gerçekleşmiştir, bunları orada bulunanların hepsi de görmüştü.  İlk üçü  Prof Milési ‘nin , Crémone ‘daki Sacré – Coeur  kızlarına ait manastırda  üç yıl  önce  yani 32 yaşında ölmüş  olan kız kardeşinin  hatlarını canlandırmaktaydı.  Kendisine özgü tatlı tebessümüyle  tezahür etmişti. “

Ölüm ve Sırrı adlı eserinde , C. Flammarion , Amiral Peyron ‘un Toulon ‘da  ölümünden habersiz  olan iki subaya  göründüğünden söz etmektedir. Biri firkateyn kaptanı  diğeri de baş makinisti  olan iki subay  amiralin , Akdeniz filosu komutanlığı sırasında  kurmay heyetinde vazife görmüşlerdir.  Birbirlerinden uzak noktalarda  bulunan  bu subayların  her ikisi de aparisyon tarafından uyandırılmışlardır; hayret edilecek  husus şuydu  ki  Tanıl oldukları vizyonların ayrıntıları  birbirine tıpa tıp benzemekteydi.

Seansta  bulunanların huzurunda  ve gözleri önünde  ruhlar bazen  oraya uğradıklarının  kanıtı olmak üzere  bir sürü  masaj yazdıra bilecek kadar  materyalize olmaktadırlar.  Bankacı  Livermore ‘un  dünya hayatı sırasında  kullandığı yazının  aynı olan bir yazıyla  mesaj vermiş  olan karısı  da yine böyle bir örnek sunmuştur.  ( Aksakof. Animizm ve Spiritizm )

Pek sık olarak  ruhlar  uyumakta  olan medyumların bedenlerine ortak olup  ( arporation – sahiplenme)  konuşmakta  , yazmakta, el kol hareketleri yapmakta , orada hazır bulunanlarla sohbet etmekte  ve onlara kimliklerine ilişkin  kesin kanıtlar sunmaktadır.

Bu fenomenlerde  Medyum , bedenini geçici  olarak terk etmektedir, asıl kişilik  askıya alınmakta  onun yerini  yeni kişilik  almaktadır. Lisan davranışlar , yazı ve yüz hatları  değişmekte  ve organizmaya  yabancı olan ve onu bir süre için teslim almış olan bir başka kişiliğin  özeliklerini  sergilemeye başlamaktadır.

Bayan Piper’in Dr. Hodgson, Prof. Hyslop , Prof. W. Jars , Prof, Newbold , Prof. O Lodge ve Prof. Myers  tarafından  gözlemlenmiş  ve kontrol edilmiş  olan enkorporasyon ( bedeni bir başka varlığın bir süre için teslim alması)  olguları  ruhun ölümsüzlüğü gerçeğini destekleyen  en kudretli kantlar  demetinin oluşturmaktadır . G Pelhom ‘ın kişiliği  ölüm sonrasında akrabalarına  anasına ve çocukluk  arkadaşlarına tam otuz kez  görünmüştür . Öyle ki  bu insanların akalarında  bu tezahürlerin sahibi konusunda  en küçük bir şüphe bile kalmamıştır.

Prof. Hyslop ‘ un yaptığı deney de pek ilginçtir , bu zat , ölmüş babasının ruhuna  kendisinin bilmediği  konulara ilişkin 205 soru yöneltmiştir. Sonuç şöyle olmuştur  152 adet kesinlikle  doğru cevap  16 adet yanlış cevap ve kontrolü  yapılamadığı için  doğru olup olmadığı o anda bilinemeyen  37 belirsiz cevap.  Cevapların doğru olup olmadığını  araştırmak  üzere ABD  ‘ ne  bir dizi  seyahat düzenlemiştir.  Çünkü sorular  Hyslop ailesinin  profesörün doğumundan önceki hayatına  ilişkin sorulardı.

Paris’in  ünlü  Psişik Bilimler yıllığı Haziran 1907 tarihli sayısında  Amerika da 1860  yılında cereyan etmiş  olan şöyle bir olgudan  söz edilmektedir.

“New York Adalet Divanı başkanı ve ABD senato  eski başkanı olan  Baş yargıç Edmonds’un  evinde spontane  (kendiliğinden oluşma)  fenomenler  halinde medyumluk  olayları cereyan etmeğe başlamış  olan bir kızı vardı ; çevresinde meydana gelen  bu fenomenler  sonunda kızda, büyük bir merak uyandırmış  ve onun sprit seanslarına devam etmesine yol açmıştı.  Kızda ki       ‘ zihinsel Medyumluk’  özelliği işte böyle çıkmıştı  ortaya.  Kendisinde bir başka kişilik tezahür etinde  Laura  bazen hiç bilmediği lisanları bile konuşuyordu.

M Edmonds  bir akşam evinde  on iki kadar dostuyla birlikte bulunduğu  sırada  salona birden  New York’lu bir artist  olan  M. Gren girmişti, yanında  da yunanlı  M. Evangelides diye takdim ettiği bir adam vardı.  Onlar içeri girer girmez  Bayan Laura ‘da birden  yabancı bir kişilik  belirmiş  ve ziyaretçiye  İngilizce  bazı sözler  söylemeye başlamıştır ; ardından da kendisinin

Ziyaretçinin evinde yaşamış ve yıllarca evvel ölmüş  birisinin olduğunu kanıtlar türden bir şeyler mırıldamıştı. Konuşan varlığı orada bulunanlardan hiç biri tanımıyordu. Genç kız  zaman zaman yunanca  sözler söylüyordu , ki bu da  M. Evagelidis’e  kendisinin de yunanca konuşup konuşamayacağını  sorma fırsatın vermişti. , çünkü  İngilizceyi kem küm denilebilecek kadar konuşabiliyordu. . Böylece  Evagiledis  Yunan’ca  bayan Laura da İngilizce konuşmağa başlamıştı.  Evangelides zaman zaman heyecanlanıyordu.  Ertesi gün  Bayan Laura  ile tekrar  görüşmüştü  , salondakilere  bir süre sonra  medyum aracılığıyla  tezahür etmiş olan şahsiyetin , Yunanlı  yurtsever  Marc  Botzaris’in kardeşi olan ve Yunanistan’da ölmüş bulunan  yakın bir dostunun şahsiyeti olduğunu ifade etmiştir, bu  dost  kendisine  Yunanistan da kalmış bulunan ve kendisi  Amerika ya gittiği sırada sağlığı yerinde olan oğlunun ölüm haberini vermişti.

Evangelides  , M Edmonds’un  yanında bir çok kez  daha gelmiş ; ilk ziyaretinden  on gün sonra  geldiğinde onu , oğlunun  ölüm haberini içeren bir mektup aldığından söz etmiştir ; bu mektup  Bayan Laura ile ilk görüşmesini yaptığı sırada yoldaydı  herhalde.

Bu olayı nasıl karşılamış olduğunu  sormaları pek hoşuma gidecek galiba  diye konuşmuştur yargıç Edmonds . İnkar etmem imkansız ,çünkü olay  herkesin gözü önünde cereyan etmiş bir olay.  Olayı inkar etmem , bizleri  güneşin aydınlattığını  inkar etmem gibi bir şey olurdu. Olay  8 – 10 kişinin huzurunda  cereyan  etmiştir ve üstelik  bu insanlar iyi eğitim görmüş , zeki , mantıklı  ve illüzyon  ile gerçeği ayırt edebilecek yetenekte  insanlar .

 

M . Edmonds  bize kızının o güne kadar  tek bir yunanca  kelime bile işitmemiş  olduğunu söylemiştir. Ama çeşitli  vesilelerle  Polonez’ce ve Hintçe de dahil olmak üzere  tam on üç lisan konuşmuş olduğunu  da eklemeyi unutmamıştır., oysa kız normal Halideyken  ancak İngilizce  ve okulda öğretildiği kadar da Fransızca  konuşurmuş. Ve bu M. J.W Edmonds , şüphesiz  öyle sıradan bir insan değildi.  Onun karakterinin sağlamlığından kimse şüphe edememiştir. . Işıl Işıl zekasına gelince , onu da eserleri  ispatlamaktadır .”

Bordeaux  İstintaf  Mahkemesi  baş savcısı  ve tıp doktoru olan  M. Maxwell   Psişik  Fenomenler  adlı esrinde , bir çimento  işçisinin karısı olan Mme Agullaria ‘da gözlemlediği  bu  enkorporasyon  ( bedeni , bir başka  varlığın bir süre için teslim alması ) fenomenini incelerken şunu söylemektedir.

“ İrtibata geçtiğimiz kişilikler arasında  en ilginci  yüz yıl  kadar önce  ölmüş olan bir doktorun kişiliğiydi. Konuştuğu tıp dili  çok eskiydi . bitkileri eski tıbbi adlarıyla anmaktaydı. Teşhisi  genellikle doğru çıkmaktaydı.; ama saptadığı  iç semptomları  tasviri , günümüz doktorlarını hayrete düşürecek yapıdaydı.  Mezar Ötesi meslektaşımı  on yıldır gözlemliyorum, hiç değişmedi , çarpıcı diye nitelendirilebilecek  seviyedeki o mantıklı  tutumunu hala sürdürüyor. “

Bu tür fenomenleri  “ Dans L’invisible “ adlı çalışmamda belirttiğim gibi sık sık bende gözlemledim. Çeşitli medyumlar aracıyla , ölmüş  akrabalarla ve dostlarla görüşüp  bu medyumlardan  onların bilinmeyen  yanları konusunda  bilgiler sağladım, ki bunlar benim için  değerli kimlik kanıtları yerine geçmiştir.

Bir Ruhun insanlarla kendi elleriyle  bizzat şekillendirilmemiş  ve üzerinde uzun süre çalışıp esneklik  kazandırmamış olduğu bir organizmaya özellikle  de bir beyin kullanarak  irtibat kuruşunun  ortaya koyduğu  zorluklar göz önünde tutulursa  hayat planları arasındaki fark nedeniyle  bedenli  bir insandan  istenebilecek her türlü  kanıtın  bedensiz insandan istenemeyeceği  hususu  dikkate alınacak olunursa  o takdirde  enkorporasyon  fenomeninin varlığın ruhiyatını  ve hayatın  ölümden  sonra da devam ettiği ilkesini  kanıtlamaya  en çok yardım  eden fenomenlerden biri  olduğunu kabul etmek gerekir.

Kullana geldiğimiz  “posesyon “ sözcüğüne çoğu kez  olumsuz bir anlam  verilmekte  ve bu terimle  ifade edilen  olaylara  dehşet uyandırıcı  şeytani bir nitelik  affedilmektedir.  Ancak m

Ne var ki  Myers ‘in belirttiği gibi  “ Şeytan  bilim tarafından  tanınan bir yaratık değildir.  Bu

Fenomenlerde sadece   bir zamanlarda yeryüzünde  insan diye görünmüş  ve daima  bizim bedenleşmemize  yol açan sebeplerle bedenleşmiş  olan  ruhlarla yüz yüze geliyoruz. “ Bu noktada Myers ortaya bir soru atıp  “ Posesyon “ denen  mutlak  anlamda cereyan eden bir olgu mudur ? demekte  (  Cinlenme, perileşme diye anılan fakat aslında yaşayan bir insan organizmasının bedensiz bir insan tarafından  egemenlik altına alınma  olgusu ) .

Ve hemen ardından  bu soruyu şöyle cevaplamaktadır :

“ İnsan kişiliği tarafından bilinen  ve tanınan  akımların hiç birinin  onun  bütün  şuurunu  silip atamadığını öne  sürdüğü gibi , yine onun tarafından  bilinen  ve tanınan  tezahürlerin hiç birinin onun varlığına ait potansiyelitenin  tamamını  ifade etmediğini  de dille getiren teori  pek ala bedenlerinden ayrılmış insanlara da uygulanabilir “

Myers şöyle devam etmekte :

“ Bu etütler  sayesinde  irtibatlar  gitgide daha kolay daha  tam ve daha yüksek seviyeli  bir birleştirici şuura kavuşacaktır. Gerçi çok sayıda büyük  güçlüklerle  karşılaşacaktır ,ama ruh ile maddeyi  uzlaştırmak  ve insana  içinde mahpus konumunda  bulunduğu  gezegenden  başlayıp  spritüel   aleme doğru ilerleyen  bir yol döşemek  söz< konusu olunca , böyle olmaz da nasıl olur. ? “

Ortada olan şudur binlerce defa tekrarlanmış  olan deneyler gözlemler  ve tanıklıklar  sayesinde  ruhun mevcudiyeti  ve ölümden sonra  da hayatını  sürdürdüğü  konusu  artık varsayım  veya metafizik kavram  olmaktan  çıkıp  canlı bir realite  halini almıştır.  Doğa üstü  kavramı ayakta ve hayatta kalmıştır.  Mucize kavramı ise  laftan öteye geçmez  bir şey olarak kenara itilmiştir.  Ölüm düşüncesinin insana  telkin ettiği korku  ve boş  inanç  yok olup gitmiştir. Evrensel hayat  ve ilahi faaliyet  konusunda ki anlayışımız genişlik  kazanmış ve böylece istikbale  güvenle  bakılır hale  gelinmiştir. Bedenli hayat ve akışkansal  hayat diye anılan almaşık  hayat formları  vasıtasıyla  ve kişisel gelişmelerin  birbirini  izlediğini  ve de ruhun zaman  ve mekan içindeki tekamülünü  yüce bir yasanın  yönlendirdiğini  görür  olmaya başladık artık .

 

Sevgili  okurlar yazı dizimiz bu sayımızda burada bitiyor  gelecek sayımızda ( sayı 55  Mart 2010)

Size yine  Ruhlar  üzerine  çok ilginç bilgiler vereceğiz.

 

Gelecek sayımızda  Okuyacaklarınız  :

 

Ruh Çağırma seansları  devam .  “ Rosalie”  Ruh çağırma seansının tam tutanağı

Katie King adında ki  Ruh hakkında

Ruhun titreşimli (vibratuvar )  Halleri Hafızası.

Ölüm

Öte Alem Hayatı

 

 

Faydalandığımız kitaplar :

Leon Denis   Gerçek Varlık Ruhtur ( Le Probleme de l’etre et de la destinée )

 http://www.kitapyurdu.com/yazar/default.asp?id=14587

Giovanni Scognamillo ve Arif Arslan  Ruhçuluk ve Reenkarnasyon 

http://www.ilknokta.com/urun/60982/Ruhculuk-ve-Reenkarnasyon.html

Ruhçuluk ve reenkarnasyon

 

 Aksakof , animizm ve spritizm

 

                                                                 

 

Myers                     insan kişiliği

Herbert Puryear  iki dünya arasında  bağlantı

Paul Bronton       Gizli Yol 

Silver Birch          Öte Alemden gelen bilgiler 

 

Sevgili okurlarımız  yazımız hakkında soru sormak veya görüş bildirmek için lütfen

bilgi@evreninsirlari.net   adresine mail gönderin

                                                                              

 

Evrenin Sırları ®©    Sayı 54    Din :  Gerçek Ruhlar   sayfa 02    /153 -173 -171 /

 




Ana Sayfa'ya Dön